AB raporunda hükümete yargı ve yolsuzluk eleştirisi

AB raporunda hükümete yargı ve yolsuzluk eleştirisi

TÜSİAD, AB Komisyonu tarafından 8 Ekim 2014, Çarşamba günü yayımlanacak olan ve Ekim 2013 – Eylül 2014 dönemini kapsayan ilerleme raporunun henüz resmi ve kesinleşmiş olmayan taslağı üzerinden yapılan inceleme sonuçlarını açıkladı. 19 sayfalık incelemede yargı konusunda hükümete yönelik eleştiriler dikkat çekti.

“HSYK kanunu ve birçok yargı mensubunun görevlerinden alınarak başka görevlere atanmaları yargının bağımsızlık ve tarafsızlığı ile güçler ayrılığı ilkesi konularında ciddi endişelere yol aççtığı” belirtilen raporda  Anayasa Mahkemesi’nin birçok kanunu anayasaya uygun bulmadığı için hükümete üç aylık gözden geçirme
süreleri tanıdığı vurgulandı.

Yüksek Mahkeme’nin Youtube ve Twitter’a erişimin engellenmesi ve Hrant Dink davalarını ele aldığını  Terörle Mücadele Yasası’nın 10. maddesinin ortadan kaldırıldığını  ve gözaltı süresinin 10 yıldan 5 yıla indirildiğini ancak bu sürenin de AB ortalamasından çok uzun olduğu ifade edildi.

TCK’DA SÜREKLİ DEĞİŞİKLİK YAPILIYOR

Hükümetin paydaşlara danışılmaksızın adalet sisteminde sürekli değişiklikler yapması nedeniyle  Türk ceza sisteminin yapısının  zayıflaması riskini barındırdığı  yer alan incelemede şu görüşlere yer verildi.

Yeni MİT yasasının adli denetim olmaksızın telefon dinlemeleri ve gözetlemelere olanak sağlaması Avrupa standartlarına aykırıdır.

Savcıların soruşturma yürütme kapasitesi, savunmanın dava dosyalarına erişiminde kısıtlamalar, duruşmalarda çapraz sorgulamanın zayıf uygulaması, iddianamelerde gerekçeli delillerin zayıf kalması,
yargılama öncesi gözaltı ve tutukluluk uygulamasının aşırı kullanımı ve tutukluluk sürelerinin uzunluğu başta olmak üzere ceza adalet sistemi mevzuatı ve uygulamalarına yönelik endişeler geçerliliğini
korumaktadır.

Adli yardımın kapsamı ve kalitesi yetersiz kalmakta ve uzun zamandır süregelen sorunların çözümüne yönelik destek sağlayacak etkin gözetim gerçekleşmemektedir.  Bu alanda mesleki cinsiyet dengesine yönelik önemli bir gelişme olmamıştır. Kadınlar yargı mensuplarının  yaklaşık dörtte birini oluşturmakta ve özellikle savcı ve yönetici kademelerinde daha az temsil edilmektedirler.

YOLSUZLUKLA MÜCADELE

Aralık 2013’te başlayan yolsuzluk soruşturmalarını takiben yolsuzluk iddiaları Türkiye’nin siyasi gündeminde geniş bir yer edinmiştir. Yolsuzluk iddialarının ele alınma şekli görevi suistimal iddialarının
ayrım gözetmeden, saydam ve tarafsız bir şekilde değerlendirilmeyeceğine ilişkin ciddi şüphelere yol açmıştır.

Siyasi partilerin ve seçim kampanyalarının finansmanına ilişkin kurallar ve milletvekili dokunulmazlıkları konusunda hiçbir somut adım atılmamıştır.

2010-2014 Saydamlığın Artırılması ve Yolsuzlukla Mücadelenin Güçlendirilmesi Stratejisi ve Eylem Planının uygulamasına devam edilmiş, ancak uygulamanın sonuçlarına dair TBMM’ye veya sivil topluma
hiçbir bilgi verilmemiştir.

Türkiye’nin 2014 sonrası dönem için yolsuzlukla mücadele stratejisi ve eylem planı oluşturup oluşturmayacağına karar vermesi gerekmektedir.

Bu alandaki çalışmalarda sonuç elde edilmesi için daha fazla siyasi irade göstermenin yanı sıra daha fazla  sivil toplum katılımı sağlanması gerekmektedir.


İlgili yazılar

Türkmenlere kamp için çok geç…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Barack Obama’nın yaklaşık 40 dakika baş başa görüştüğü, Galler’de yapılan NATO zirvesi ile

Kafa kesen dinci militanlara özel hastane

Suriye’deki militanlara hizmet veren Antep’teki ‘cihat hastanesi’ne BirGün ulaştı. 75 yatak kapasiteli hastaneye giren BirGün, yöneticilere militanların hangi şartlarda tedavi

Kadın’ın Adı Yok!

Demokratik hukuk kurallarının egemen olduğu toplumlarda kadın ve erkek çocuk aileden, ülke yönetimine sorumluluğu birlikte paylaşıyor. Şiddet, dışlama ve ötekileştirme

Bir Cevap Yazın