ABD ve Tek Yetkili Maduro Venezüella’yı Batırdı!

ABD ve Tek Yetkili Maduro Venezüella’yı Batırdı!

Petrol varlığı, doğal güzelliği, Dünya güzeli çıkarmasıyla ünlü Latin Amerika’nın 30 milyon nüfuslu ülkesi Venezüella, 15 yılda hem cenneti hem de cehennemi yaşadı. 10 yıl öncesine kadar, Bolivarcı Venezüella Latin Amerika için umuttu. Dünya için bir başarı öyküsüydü.

Bu öyküyü yazan ise ülkenin efsanevi Bolivarcı lideri Hugo Chavez’di. İktidara geldiği 1998 yılından, ölümüne kadar geçen süre içinde Venezüella ekonomik ve sosyal başarılarıyla Dünyanın gözdesi olmuştu. Hele bir yıl içinde 1 milyon 500 bin yetişkine okuma yazma öğretmesiyle UNESCO tarafından cehaletten kurtarılan bölge ilan edilmişti.
Yolsuzluk ve yoksulluğu yok etme iddiasıyla iktidar olan Chavez belli oranda bu başarıyı da yakaladı. Teneke barınaklarda yaşayan halkına sosyal konut yaptı. Petrol gelirlerini ABD’li şirketlere değil halkına harcayacağını belirterek yabancı şirketleri millileştirdi.
Eğitim ve tarım alanında devrim niteliğinde kararlar aldı. Üniversite sayısı arttı. Alt yapı yatırımlarına önem verdi. Bu arada uluslarası arenada ABD karşıtlığını sürdürdü. Rusya, Çin, Küba, İran, Brezilya gibi ülkelerle ilişkilerini sıcak tuttu.
Ancak içeride kontrol edemediği gelişmkeler de yaşandı. Önce, 2002 yılında ordu içinden bir grup ve ABD destekli muhalefet darbe yaptı, görevden alındı. Fakat halk ayaklandı. 48 saat sonra görevinin başına getirildi.
İşte o darbeden sonra Chavez’in siyaset anlayışı da değişti. 2005 yılında ‘21’nci yüzyıl sosyalizmi’ adını verdiği Bolivarcı ‘Chavismo (Çavizm)’ diye anılan yönetim felsefesini benimsedi. Bu tarihten itibaren özel şirketlerin yönetiminde Chavez ve adamları yer aldı.

Chavez kalkınma için gerekli kaynakların sağlanması amacıyla Ulusal Kalkınma Fonu’nu (FONDEN) kurdu. Kamu şirketleri bu fonda toplantı. FONDEN 11 yıl önce kurulduktan sonra petrolden gelen milyarlarca doları, semt havuzu inşaatlarından, Rus savaş jetleri almaya kadar, sadece Chavez’in kişisel onayıyla harcadı. FONDEN parlamento denetimi dışındaydı. Denetim olmayınca da gelen para nereye gittiği belli olmayan projelere aktarılmaya başlandı.
Chavez darbe girişiminden sonra 2004 yılında yüksek yargıyı da tamamen denetimi altına aldı. Böylece Venezuela devletinde yargısal denetim ve kuvvetler ayrılığı fiilen ortadan kalktı. Bunun yerine sadece Chavez’e sadık son derece politize bir yargı oluşturuldu. Hükümetin istemediği kararları alan yargıçlar ya tutuklandı veya tasfiye edildi.
Muhalefet liderleri ve aktivistler değişik suçlamalarla hapsettirildi. Medya için, devletin yüksek makamlarına saygısızlığı kriminal suç haline getiren yasalar çıkarıldı. Muhalif medya baskılarla tasfiye edildi. Gazeteler, televizyonlar el değiştirdi. Bugün ülkedeki bütün televizyonlar ve gazeteler ya doğrudan ya da dolaylı olarak Maduro hükümetine bağlı.
Kararın geri alınması sonucunda muhalefet yeni bir “nefes almış” gibi görünüyor. Ancak Maduro ve muhalefet arasında en temelde “petrol rezervlerinin nasıl kullanılacağı” konusunda yürütülen görüşme umutvar olmaktan uzak. Muhalefet, -ABD’nin bölge politikalarıyla da uyumlu bir şekilde- Maduro’nun ülkenin ekonomik zenginliğini çarçur ettiğini iddia ederken, Maduro ise “Sıradan Venezuelalı’ın haklarını savunmaya devam edeceğini” söylüyor. ABD başta olmak üzere Batı ülkeleri ise sürecin en başından beri Venezuela’daki sağ muhalefeti destekliyor.
On yıl öncesine kadar gıpta ile bakılan ve Latin amerika’nın yükselen yıldızı olarak değerlendirilen Venezuela, aşama aşama inşa edilen bir çabayla ağır ağır intihar eden bir ülke görünümüne dönüştü. Venezüella’ya uluslararası destekm olan bir tek ülke kaldı Çin. O da zengin petrol kaynaklarını işletme konusunda alacağı ayrıcalık kadar gıda ve silah desteği vereceğini açıkladı.


İlgili yazılar

Eitimde skandal bitmiyor

LYS’ye girecek olan ve başvuru sistemi yüzünden mağdur olan binlerce genç Bakan Avcı’dan bir an önce çözüm bekliyor.

Cumhurbaşkanlığı törenine boykot çağrısı!

Mimarlar Odası Genel Merkezi, “Cumhurbaşkanlığı devir teslim törenine katılmayın ve hukuksuz binada kabullere gitmeyin” çağrısı yaptı. Yapılan açıklamada “AKP’nin iktidara

Renault’ta işbaşı yapıldı

Bursa’da Oyak Renault Fabrikası’nda 15 Mayıs günü başlayan iş bırakma ve işyerinden ayrılmama eylemi bu sabah işçiler ile işveren temsilcisi

Bir Cevap Yazın