TÜRKİYE-SURİYE İLE SAVAŞ HALİNDE Mİ?

TÜRKİYE-SURİYE İLE SAVAŞ HALİNDE Mİ?

eeeeeeeeeeeeSuriye’ de üç yıldır devam eden savaş, bölgemiz ve ülkemiz için büyük tehlikeleri de içinde barındırıyor. Şuana kadar Suriye’de devam eden savaşta, yaklaşık 150 bin kişinin öldüğü, 2 milyon kişinin sınır komşuları ile diğer ülkelere sığınmacı olarak yerleştiği ve büyük bir insanlık dramının yaşandığını biliyoruz.

Bu çerçevede, son günlerde özellikle Hatay ilinde çok tehlikeli gelişmeler yaşanıyor. 21 Mart sabahı Türkiye sınırından geçişlerine kolaylık sağlanarak her türlü desteğin verildiği binlerce cihatçı-selefi çeteler Suriye’nin bütün farklılıklarını ve renklerini bir arada taşıyan sınır kasabası Keseb’e saldırmış, Keseb ile birlikte stratejik 45 nolu tepeyi eli geçirmişti. Bu gelişme bize Suriye Savaşında yeni bir aşamaya geçildiğini gösterdi. AKP politika uygulayıcılarının artık gizli saklı değil, açıktan Suriye’deki muhaliflere destek verdikleri bu saldırı ile ortaya çıktı.

AKP ŞERİATA DESTEK VERİYOR

Suriye ordusunun eline geçen, 45 nolu tepede 23 martta zafer konuşması yapan cihatçı-selefi çete komutanları o gün şunları söylemişti; ’’ Ey Beşşar seni bu tepeye bekliyoruz. Biz komutanlar olarak buradayız, sende gel. Ey Şam ehli, demokrasi küfürdür. ABD demokrasi istiyor, biz şeriat. Biz şeriat gelene kadar savaşacağız.’’ İşte böyle bir zihniyete açıktan destek veren AKP hükümeti uluslararası platformda ağır eleştirilere maruz kalıyor. Geçtiğimiz gün 45 nolu tepeyi geri alan Suriye Ordusu’nun Genelkurmay Başkanı Ali Eyyub orayı ziyaretinde, teröristlerin bu konuşmasına atıfta bulunarak, Türkiye ve ABD’nin yanlış bir yolda olduğunu dile getirdi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu ise geçen gün Keseb’e saldırı ile ilgili olarak gelen tepkiler üzerine,‘’Keseb’e saldırı irademiz dışında gelişti’’ şeklinde akla zarar bir açıklama yaptı. Tüm dünyanın ve bizim gözümüzün önünde Keseb’e saldıran teröristlere , AKP Hükümeti’nin ve Dışişleri politika uygulayıcılarının açıktan her türlü desteği verdiğini buradaki halk ve dünya biliyor.
Bize göre Davutoğlu; teröristlerin Enfal (ganimet) adını verdikleri bu sahil operasyonuna verdikleri desteği gizlemek, Suriye’ye düşmanca ve saldırgan tutumun üstünü örtmek ve sorumluluktan kaçmak için böylesine bir açıklama yapma gereği duyuyor.  Öyle ise bizde şunu soruyoruz; 900 km’lik Türkiye-Suriye sınırını kim kontrol ediyor?

SURİYE SINIRINI KİM KONTROL EDİYOR
Binlerce ruh hastası cihatçı-selefi nasıl oluyor da Yayladağı sınırından ellerini kollarını sallayarak ağır silahlar eşliğinde geçiyor!
Tabiidir ki dünya bu olayları izliyor ve gerçekleri tokat gibi AKP Hükümeti’nin yüzüne çarpıyor. Keseb’e saldırı ile ilgili Lübnan’da yayımlananAl-Ahbargazetesinde çıkan haberde, Ürdün-Türkiye arasında askeri eğitim almış binden fazla teröristin taşınması için bir hava köprüsü oluşturulduğu belirtildi. Söz konusu gazete Ürdün’ün Marka Havaalanındanşu ana kadar yüzlerce teröristin Hatay Havaalanına indirildiğini ve oradanda Suriye topraklarına girdiği ve Keseb bölgesindeki çatışmalarda aktif rol aldığını yazdı.
Dünyanın bildiği ve bizimde tanık olduğumuz bu gerçekler nasıl örtbas edilebilir.  Davutoğlu, Keseb’e yapılan saldırıdan sonra düşürülen Suriye uçağı ile ilgili olarak da ironik bir şekilde ‘’Suriye uçağının hava sahamızı ihlal ettiğini ve sınırı korumanın bir ülkenin namusu olduğu‘’şeklinde ifade kullanmıştı.
O halde bizde haklı olarak şunu sorma hakkını kendimizde buluyoruz; Türkiye sınırı sadece hava sahasından mı oluşmaktadır? Kara sınırlarını korumak da bir ülkenin namusu olarak değerlendirilemez mi!

Yoksa bu demeçlerin geri planında Dünya ve Arap basınında yer alan ve Keseb’e yapılan saldırıda El-Kaide- Türkiye ilişkisine yer veren iddiaları gizleme ve manipüle etme amacımı yatmaktadır?

İKTİDAR MEZHEPSEL FİTNE PEŞİNDE

Artık mızrak çuvala sığmamaktadır. AKP hükümeti ve El-Kaide ilişkisi gün gibi ortaya çıkmıştır. Bu ilişki ile ilgili Antakya’da Sol gazetesine demeç veren sözde ‘’ılımlı’’ muhalif komutan Cemal Maruf El-Kaide’nin Suriye kolu El-Nusra ile ortak operasyon yaptıklarını, ‘’dostlardan’’ gelen silahları Nusra ile paylaştıklarını ve El-Kaide’ye karşı savaşmayacaklarını deklare etti. Açıkça söylemek gerekirse artık AKP Hükümeti ve Davutoğlu’nun izlediği yanlış Suriye politikası ülkemizi ve bölgemizi Gayya Kuyusuna atmakta ve mezhepsel fitne ateşi ile zehirlemektedir.
Bütün bu gelişmelerden sonra insanın aklına şu soru da geliyor; Erdoğan ve Davutoğlu ülke çıkarları için değil de, AB-D’ye yaranma, iktidarlarını ve kendi ikballerini kurtarma adına mı hareket ediyorlar?
Bu çerçevede Erdoğan’ın söylediği gibi ‘’ Türkiye Suriye ile bir savaş halinde’’midir?Öyle ise: bu görev,Batı adına Suriye’de koçbaşı olarak mı gerçekleşmektedir?
Artık Dünya basınında Türkiye – Suriye ilişkileri konusunda, çok çeşitlive çok çarpıcı değerlendirmeler yapılmaktadır. Örneğin Global Research’denTony Cartalucci’nin son analizinde yaptığı değerlendirme ‘’Batı güçlerinin (dolayısıyla Türkiye’nin) doğrudan geniş çaplı askeri müdahalesi olmazsa Suriye vekalet savaşı etkin bir şekilde kaybedilmiştir’’ şeklindedir. Yani bu tespit Erdoğan’ın ‘’ Türkiye Suriye ile bir savaş halindedir ‘’ açıklamasındaki geri planı da vurgulamakta ve Batı adına bir görev üstlendiklerini ifade etmektedir.
Türkiye-Suriye Savaşının hiçbir ülkeye yararı yoktur. Böylesi bir durumda bölge ateş topuna döner.
Hatay’lı yazar ve düşünür Cemil Meriç “Çıkar konuşunca, vicdan susar” demiştir. Öyleyse biz vicdanımızın sesini dinleyerek çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği adına barıştan yana tavrımızı sürdüreceğiz.
Ülkemiz ve bölgemizin istikrarsızlaştırma ve savaşa sokulma projelerini açığa çıkaracak, halkımızın bu gerçekleri öğrenmesini sağlayacağız.Bu görev hepimizindir.
Ülkemiz, bölgemiz, insanlık ve vicdan adına bu görevi gerçekleştirmeye mecburuz.

Dr.M.Ali EDİBOĞLU
Hatay Mv.Dışişleri Komisyon Üyesi


İlgili yazılar

Nazlıaka: O resmi neden indirdin diye sormadın?

CHP’deki Atatürk posterinin indirilmesiyle ilgili olarak başlayan kriz derinleşerek devam ediyor.  CHP PM olarak Yüksek Disiplin kurulu’na sevkedilen Ankara Milletvekili

Aydın: Başkanlık Sistemi MHP’yi Yok Eder

MHP Genel Başkan adaylarından Koray Aydın “Hiç arzu etmememize rağmen anlaşılan odur ki; referandum süreci MHP ve Ülkücü Hareket açısından

Sebahat Akkiray istifa dilekçesi verdi

CHP İstanbul Milletvekili Sebahat Akkiray, milletvekilliğinden istifa dilekçesini yarın grup toplantısından önce Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na verecek. Akkiray, milletvekilliğinden istifasına

Bir Cevap Yazın