EKONOMİK ÇÖZÜM PAKETİ YOK

EKONOMİK ÇÖZÜM PAKETİ YOK

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, CNBC-e Genel Yayın Yönetmeni Servet Yıldırım’ın sorularını yanıtladı.  Amerika’da ekonomide bir toparlanma görüldüğüne işaret eden Babacan, bu büyümenin istihdam açısından olumlu sonuçları olmasa da yine de olumlu bir toparlanma yaşandığını kaydetti. Avrupa Birliği’nde de durumun fena görülmediğini söyleyen Babacan, “Euro Bölgesi belki ilk defa artı büyümeyi görecek. Zayıf, kırılgan ve Euro Bölgesi içinde dengesiz bir büyüme var. Dolayısıyla Avrupa’nın toparlanması Amerika’nın toparlanması kadar güçlü bir toparlanma gibi görünmüyor” dedi.

“GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER İÇİN BÜYÜME, SON 10 YILA KADAR BİRAZ DAHA ZAYIF OLACAK”

Gelişmekte olan ülkeler için büyümenin son 10 yıla kadar biraz daha zayıf olacağına işaret eden Babacan, ABD Merkez Bankası’nın yeni politikalarından sonra cari açığı olan gelişmekte olan ülkelerde önemli piyasa hareketleri yaşandığını vurguladı. Kurlarda yukarı yönlü hareketler olduğunu belirten Babacan, bunun sadece Türkiye’de olmadığının altını çizdi. Gelişmekte olan ülkelerde borsaların düştüğünü, faizlerin arttığını kaydetti. Bunu yeniden fiyatlandırma süreci olarak nitelendiren Babacan, buna karşın gelişmekte olan ülkelerde ciddi bir sermaye çıkışı olmadığını ifade etti. Gelişmiş ülkelere göre gelişmekte olan ülkelerin hala çok daha yüksek büyüme oranlarını göğüsleyeceklerini dile getiren Babacan, gelişmiş ülkelerde hala büyük getirilerin olmayacağını söyledi. G20 çerçevesinde tüm bu gelişmelerin yanı sıra, bankacılık, emtia fiyatları, altyapı konularında farklı oturumlar olacağını bildiren Babacan, bunların 20 bakanın ve 20 Merkez Bankası başkanının olduğu bir ortamda konuşulacağını kaydetti.

“ÇÖZÜM PAKETİ YOK”

“Bir paket beklentisi oluştu. 30 Mart’tan sonra ekonomiyle ilgili atılacak adımlar var mı?” şeklinde sorular üzerine Babacan, yapılması gerekenlerin yapıldığını, çözüm paketi gibi bir şartın olmadığını vurguladı.
Paketlerin hep krizlerle birlikte anılan yaklaşımlar olduğunu ifade eden Babacan, şu anda Türkiye’de bir kriz dönemi yaşanmadığını vurguladı. Türkiye’de piyasanın hareketli olduğu zamanlar yaşandığını belirten Babacan, reel sektör ya da finans sektörü için zaten atılması gereken adımlar olduğunu söyledi. Her iki tarafla da yoğun bir temas içinde olduklarını bildiren Babacan, 2 hafta sonra TOBB’un düzenlediği bir programda Türkiye’de 50 farklı sektörün temsilcisiyle bir araya geleceklerini aktardı. Sektör temsilcilerinin sorunlarını ve çözümlerini dinleyeceklerini belirten Babacan, “Çözüm paketi gibi bir durum yok, şart yok. Yapılması gerekenler yapılıyor. Seçim dönemi sebebiyle atılacak adımlar 1 ay 1.5 ay kadar gecikebilir. Bu da gayet doğaldır” dedi.

“3.9 MİLYAR DOLARLIK DÖVİZ GİRİŞİ OLDU YABANCILARIN”

Merkez Bankası’nın son para politikası adımını atmakta geç kaldığı yönündeki eleştirileri haklı bulmadığını söyleyen Babacan, Merkez Bankası’nın son olağan Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı sırasındaki şartlar ile söz konusu toplantıdan birkaç gün sonraki şartların farklı olduğunun altını çizdi.
Babacan bir soru üzerine, Merkez Bankası’nın uygulamakta olduğu politikanın, kısa vadeli sermayenin, kısa vadeli sıcak paranın Türkiye’ye gelmesini önlediğini söyleyerek, Merkez Bankası’nın politikası, Türkiye’yi kısa vadeli sermaye açısından biraz daha öngörülmesi zor bir ülke haline getirdiğini vurguladı.
Babacan şunları kaydetti:
“Kısa vadeli sermaye hareketlerinde oluşturulan kasıtlı hareket sonrasında, kısa vadeli sermaye zaten gelmedi. Türkiye’yi cazip görmedi. Çok cazip olmuş bu politika. Son yaşanan gelişmeler, Türkiye’den yoğun bir sermaye çıkışı getirmedi. Çünkü kısa vadeli sermayeli çıkacak para çok fazla yoktu. Türkiye’ye baktığımızda, hem bono hem de hisse senedi piyasasında yabancı yatırımcılar, uzun vadeli bakan yatırımcılar. Bugün gelip, 3-5 sene duracak yatırımcılar. Gelişmekte olan her ülke gibi, Türkiye’de de bazı hareketlerin olacağını baştan olacağını kabul ederek bu yatırımlarını yapıyorlar. 10 yıl içinde mutlaka siyasi bir çalkantılar yaşanabilir. Dolayısıyla uzun vadeli yatırımcılar bu tür hareketlerde fazla heyecanlanmayacak. Merkez Bankası’nın bu son kararından sonra yabancıların döviz piyasasındaki hareketi bayağı yoğunlaştı. Cuma akşamı itibarıyla 27 Ocak’tan 13 Şubat akşamına kadar olan dönemde 3 milyar 900 milyon dolarlık yabancıların bir döviz girişi oldu. Dolayısıyla kurdaki sakinliği de bu döviz girişiyle alakalı görüyorum. Ben daha önce birkaç kez daha ifade ettim. Önemli olan devletin borcunu ödeme kapasitesidir. Devletin kendi kredibilitesi, kendi güvenilirliğidir. Türkiye bu anlamda çok sağlam bir noktada.”

“ŞİRKETLER KUR RİSKİNİ İYİ YÖNETTİ”

Şirketlerin kur riskini iyi yönettiğini söyledi. 2006’de 1 ayda dolar kurunun yüzde 30 arttığına dikkat çeken Babacan, Merkez Bankası’nın hem döviz hem faiz enstrümanlarını kullandığını, hem fiyat hem miktar olarak dört kanaldan girdiğini hatırlattı. Babacan, bir ayda dolar kurunun yüzde 30 arttığı bir ortamda daha Merkez Bankası’nın doğru politikayla iyi bir performans gösterdiğini kaydetti.

“BÜYÜME YÜZDE 4’ÜN ALTINDA KALIRSA, İŞSİZLİK ORANI YUKARIYA DOĞRU GİDEBİLİR”

Kasım ayında yüzde 9.9 düzeyinde gerçekleşen işsizlik oranlarını değerlendiren Babacan, Haziran’dan sonra işsizlik oranlarında artış yaşanırken, son iki ayda artış trendinin kırıldığını vurguladı. Mevsimsellikten arındırılmış rakamlarda artışın söz konusu olduğunu dile getiren, bunun ekonomik aktivite kadar işgücüne katılım oranlarıyla da yakından etkilediğini belirtti. Babacan, “Bu yılın çok daha başındayız. Bu geçen sene Kasım dönemi rakamları. Bu yılın büyümesinde işsizlik oranı çok ilintili olacak. Yüzde 4’lük bir büyüme olursa 2014 ortalamasını yüzde 9.5 bekliyoruz. Yüzde 4’ün altında bir büyüme gerçekleşirse, işsizlik oranı yukarıya doğru gidebilir. 2009’dan bu yana Türkiye’de olağanüstü istihdam artışı yaşandı. Toplam istihdam 6 milyon kişi arttı. Bunlar yüksek büyüme oranlarıyla gerçekleşti” dedi.

“CARİ AÇIKTA 6 MİLYAR DOLARLIK SAPMA VAR”

Babacan, beklentilerin üzerinde gerçekleşen cari açık rakamlarını değerlendirdi. 2013 yılı için Orta Vadeli Program’da cari açık beklentisini 58.8 milyar dolar açıkladıklarını, gerçekleşmenin 65 milyar dolar olduğunu vurguladı. Cari açıkta 6 milyar dolarlık sapmanın 3 milyar dolarının altın ihracatının 3 milyar dolarının altın dış ticaretinden kaynaklandığını ifade eden Babacan şu değerlendirmelerde bulundu:
“Altın dış ticareti, öngörülmesi zor bir konu. Sadece altın alışverişi değil, maalesef para transferlerinde de kullanılan bir enstrüman. Cari denge istatistiklerini önemli derecede etkiliyor. Cari dengede enerji ve altın hariç rakamları da yayımlıyoruz. Altın hariç cari açık uzun bir süredir iyileşiyor. İyileşmenin hızı yavaşladı ama bir kötüleşme de söz konusu değil. Geçen sene ihracat beklenenden olumsuz gerçekleşti. 1.8 milyar dolar ihracat beklentisinin altında kaldı. Özellikle Aralık’ta ihracat olumsuz geçti. 2014 yılı Ocak ayında ise tüm Ocak aylarının rekoru kırıldı ihracatta. Kaldı ki, Türkiye’nin 2014 büyümesi yüzde 4 değil de daha az çıkar denilen senaryolarda, cari açıkta beklenenin çok altında çıkıyor. Büyüme düştükçe cari açık da paralelinde düşebilecek. Burada önemli olan makul bir büyüme ve sürdürülebilir bir cari açık. Şöyle bir baktığımızda Türkiye için yüzde 4-5 civarında bir cari açık sürdürülebilir görülüyor. İlelebet bununla gidemeyiz tabi. Yapısal tedbirlerle cari açığı daha makul ve sürdürülebilir seviyelere indirmemiz gerekiyor.”


İlgili yazılar

Geniş kapsamlı vergi affı

Hükümet cumhurbaşkanlığı seçimi seçimi öncesinde kapsamlı bir vergi ve ceza affı için yasa hazırladı.

MHP Düzce örgütü şaşırtmaya devam ediyor!

Erdoğan’ın “Türkçe felsefe için yetersiz”  açıklaması ve ardından Osmanlıca’nın okullarda ders olarak okutulması kararından sonra Osmanlıca “Hırsız yazan” MHP yöneticileri

Başbakan yüzyıl öncesinin örneğini verdi

Yakın tarihin en büyük iş kazalarından birinin yaşandığını belirten Başbakan Erdoğan olayda 238 işçinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Enkaz altında halen

Bir Cevap Yazın