Cumhuriyetin kadınları

Cumhuriyetin kadınları vardır, aramızda olmasalar da adlarını andıkça içimiz titrer. Kim ne kara çalmaya kalkışsa, artık cevap veremeyecek, kendini savunamayacak olsalar da fikirleri dimdik durur karşılarında.

Cumhuriyetin kadınları, rejim tartışmaları arasında geçen son yıllara karşın, her zaman ilham vermiştir bana.

Tanıma şerefine ulaşamadığım bir Cumhuriyet kadınıdır Bahriye Üçok.

İlahiyatçı kimliği ile yaşasaydı Türk kadını için ışık olmayı sürdürecekti. Yaşatmadılar.

Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun’dan sonra türbana karşı tavrı ve laikliği savunmasıyla tanınan Bahriye Üçok, kitap süsü verilmiş bir kargoyu açtığı anda ölüme yürüdü.

Cinayeti İslami Hareket adlı bir örgüt üstlendi.

Bahriye Üçok, 1953 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne ilk bayan Öğretim Üyesi olarak girdi.

1964 yılında “İslam Devletlerinde Kadın Hükümdarlar” adlı teziyle doçentliğe yükseldi.

Bahriye Üçok, Kur-an’ı Kerim’e bağlı kalarak İslam Dinini çağdaş, gerçekçi ve dinin özünde bulunan hoşgörüyle yorumladı. Bu nedenle 1960′lı yıllardan itibaren tehditler almaya başladı.

Yeni nesil Yaşar Nuri Öztürk’ten duymuştur ilk kez ancak, 1989 da televizyonda yapılan bir açık oturumda, Bahriye Üçok, “İslamda Örtünmenin Zorunlu Olmadığını” açıklamıştı. Bu açıklamadan  sonra, gericilerin, şeriatçıların yoğun tehditlerini almaya başladı. Yılmadı, açıklamalara her fırsatta devam etti

Yaşamı boyu laik Türkiye Cumhuriyeti’nin ilkelerine bağlı kalarak Kadın Haklarının Atatürk aydınlanması ışığı içinde savunucusu oldu.

Peki niçin öldürdüler bu aydın Cumhuriyet kadınını sorusuna şu ana kadar yanıt bulmuş olmalısınız.

Yine de, kendisi de bir suikasta kurban giden Uğur Mumcu versin yanıtı.

9 Ekim 1990 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde Uğur Mumcu diyor  ki; “ Bahriye Üçok niçin öldürüldü? Bu sorunun yanıtı bellidir. Atatürk ilkelerini savunduğu için! Evet bunun için. Üniversite ve yüksek okullarda kız öğrencilerin başörtü takmalarının İslam dini ile ilgisinin bulunmadığını, türban ve başörtünün birtakım tarikatların bayrağı gibi kullanıldığını kanıtladığı için. ”

Bugün yaşadıklarımıza bakarsak, Uğur Mumcu’nun tesbitine katılmamak mümkün mü?

Atatürk’ün ölümünü izleyen yıllardan itibaren Cumhuriyetimizin kuruluş ilkelerinden yavaş yavaş uzaklaşmaya başlamadık mı?

Uzaklaştıkça hep susmadık mı? Biz sustukça hep onlar konuşmadı mı? Artık yılgınlıktan, aymazlıktan sıyrılıp Cumhuriyetimiz için sesimizi yükseltmeliyiz.

Bahriye Üçok’un ve tüm şehitlerimizin ruhu ancak böyle huzur bulur.

 


İlgili yazılar

Prof. Sencar’a göre ufukta koalisyon görünüyor

CHP’nin seçim bildirgesi için, “CHP, Ecevit’ten sonra ilk kez ‘Parti olarak varım’ diyerek ezber bozdu. İktidarın elindeki psikolojik üstünlüğü CHP

Arınç “adaletsizliği” itiraf etti

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç “Partimin adını çok severim. Kalkınmada çok iyiyiz ama adalette iyi miyiz?” 13 yıllık AKP döneminde adalete güvenin

Polisin yakalayamadığı şüpheli YDG-H militanı

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin ölümü ve iki polisin şehit olmasıyla sonuçlanan olayların yaşandığı Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki olay yerinde yapılan

Bir Cevap Yazın