Emine Ülker Tarhan niçin istifa etti CHP neden kan kaybediyor…!

Aslında CHP’nin bugün geldiği noktaya göz attığınızda partinin içinde bulunduğu durum ve koşulları olağanüstü bir seçim olan Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde yapılan 30 Mart belediye seçimlerine göre yeniden değerlendirmek gerekiyor.

Siyasi partilerin seçim stratejilerinde partiler; genellikle kendi tabanlarına dayanarak aldığı oyların bir tekini bile kaybetmeden kendisini iktidara taşıyacak diğer çoğunluktan olabildiğince oy alma kaygısı rol oynar. Yani siyasette partilerin ilk hedefi öncelikle kendi tabanlarının desteğini sonuna kadar elde edip artı olarak göreceği diğer kitlelerin güvenini kazanıp onlardan alacağı destekle ivmesini biraz daha yukarıya taşımaktır.

CHP’nin son iki seçimlerde (Yerel-Cumhurbaşkanlığı) izlediği politika pratikte bugüne kadar kendisine oy vermeyen sağ tabandan oy çalıp başarı kazanmak üzerine kuruluydu. Ancak bu hesapta göz ardı edilen üç ana esas vardı.

1-Seçmen, öncelikle kendi dünya görüşünü ve beklentilerini karşılayan partilerin durumunu gözden geçirir, burada tatmin olamadığı ya da inanmadığı bir olgu ile karşılaşınca oyunun rengini ve yönünü değiştirir.Seçmenin burada esas aldığı oy vereceği başka bir partinin kendi içindeki tutarlılığı, kendi kadrolarına olan inancı ve inanılırlığıdır. Yoksa oy vereceği partinin bir başka partinin adayını ya da siyaset elemanını allayıp pullayıp kendisine sunulmasına genel olarak hoş gözle bakmaz.

2-Seçim kazanmak adına partinin o güne kadar hastalıkta ve sağlıkta kendisini desteklemekten geri kalmamış kadroları ve tabanı; sadece seçim kazanma adına kendisine yabancı gelen, itici gelen, kuşkulara yol açan başka dünya görüşlerinin kendisine zorla dayatmasına tepki verir. Yani “Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olma” ihtimali son derece yüksektir.

3-Türkiye’de siyaset “lider ve kadro” esasına göre prim yapar, değer arz eder.Siz istediğiniz kadar başka bahçelerin kendi bahçesinde güzel kokan güzel duran çiçeklerini koparıp kendi bahçenize ekmeye çalışsanız da eğer o siyasi hareketin lider ve kadrosuna yeterince inanç yoksa bundan alacağınız sonuç sadece hayal kırıklığıyla sınırlı kalır.

Gelelim bunun örneklerine…

CHP son yerel seçimlerde sağdan iki ciddi transfer yapmıştır. Biri Ankara’da Mansur Yavaş, diğeri ise Hatay’da Lütfi Savaş’tır. Seçim sonuçlarına baktığınızda sanki bu tercihler size başarı getirmiş gibi görünse de aslında kazın ayağı öyle değildir.

Şöyle ki;

Ankara’da 30 mart 2014 yerel seçim sonuçlarına belediye başkanlarının aldığı oy oranına baktığınızda;

AKP %44,61, CHP %43,83, MHP %7,88’dir.

Ancak seçmenin asıl oy tercihini anlamak için Büyükşehir belediye Meclisi oy oranlarına göz atmanız gerekir. Bu da;

AKP: %  42,04, CHP: % 32,03 MHP: % 17,31

Bu da sağ seçmenin aslında CHP’ye oy verme eğiliminde olmadığını, hatta Mansur Yavaş ismine tepkili bir grup CHP’li seçmenin (Yüzde 2’den fazla) kendi oy partisine oy vermediğini de gösterir. Eğer bu seçimi CHP kazansaydı Ankara’nın ilçelerindeki sonuçlara ve Belediye Meclisi oylarına göz attığınızda AKP’nin belediye meclisindeki üye sayısının en az yüzde 65’ini alabileceğini görürdünüz. Bu da Büyükşehir Belediyesinin asla çalışamayacağı anlamına gelirdi.

Bunun somut bir örneği elimizde var.

Hatay’a bakalım. Lütfü Savaş AKP’den CHP’ye transfer edilmişti.

Genel sonuçlar şöyleydi;

CHP %40,85, AKP %40,41, MHP: 15,40

Yine asıl dananı kuyruğunun koptuğu yer ilçeler ve büyükşehir belediye Meclis üyelikleri oldu.

AKP: % 37,79, CHP: % 36,02, MHP: % 19,38.

Gördüğünüz gibi “Büyükşehir’i biz alalım ilçeleri siz alırsınız” mantığı ve bu konuda MHP ile yapılan pazarlık aslında CHP’ye kazanılmış gibi görünen bir seçimi en baştan kaybettirmiştir.

Hatay’ın ilçelerine baktığınızda 15 ilçeden 11’ni AKP, 1’ini MHP 3’ünü ise CHP aldı. Üstelik Arap Alevi yurttaşlarımızın büyük çoğunlukla oturduğu 3 ilçe dışında daha önce CHP’ce kazanılmış olan İskenderun ilçesi de AKP’ye teslim edildi.

Yine belediye meclis üyelikleri için kullanılan oylara baktığınızda Alevi yurttaşların CHP’ye blok oy kullandığı ve nüfus artışı dikkate alındığında yüzde 36’lık oyun yüzde 98’inin yine onlar tarafından verildiği göz ardı edilmemeli.

Asıl bu tablonun facia kısmı ise Belediye Meclis Üyeliklerinde gerçekleşti. Büyükşehir’i görünüşte CHP kazandı ama büyükşehir belediye meclis üyelikleri şöyle dağıldı:

Toplam 87 üyeden 50’si AKP’li 25 CHP’li , 11 MHP’li, 1’i Saadet Partili

Bugün Hatay’da özellikle Antakya’da AKP’li meclis üyelerinin büyükşehir belediye meclisi çalışmalarını kilitlemesi sonucunda  5 gün susuz kalan semtler vardır. Alt yapı çökmüş, susuzluğun yanında trafik, yollar,çevre temizliği konusunda tek bir adım atılmamış ve önceden planlanan bütün yatırımlar durdurulmuştur. Norm kadrolar bile dağıtılamamıştır. Başkan Savaş’ın kadrolarını kurmada AKP ve BBP’li isimlerle birlikte davranması yine sorunu çözmemiş ve CHP’nin kadrolaşmasının da önünü de tamamen tıkanmıştır. Yani Görünüşte CHP’de olan belediye bugün pratikte muhafazakar-milliyetçi sağın elindedir.

Gelelim Emine Ülker Tarhan’a. Sayın Tarhan’ın istifası yanlıştır.Bireysel, parti geleneklerine ve ahlakına uymayan bir tavırdır.Haklı olduğu tek konu CHP’nin dümenini sağa kırılmasının CHP’yi bu genel seçimlerde tahmin edemeyeceği ölçüde bir bozguna uğratma ihtimalidir.

Örneğin Hatay’da CHP’nin yeniden sağdan bir aday dayatması, Gezi Parkında ölen çocuklar için “Alınları secdede mi öldüler” söylemindeki bir görüşün emrine bu tercihlerin amade edilmesi CHP’nin blok olarak bilinen yüzde 35’lik oylarının en az yarısını yok edecektir. Aydın, çağdaş, ileri görüşlü Arap Alevi halkı bu sefer CHP’yi affetmeyecektir.Yine yıllardan beri düzenli olarak CHP’ye oy veren yüzde 15’in üzerindeki sünni CHP’li seçmen de bu konuda benzer tepki verecektir.

Milletvekili genel seçimleri; seçmenin; kendi ideolojilerine, kendi programlarına, kendi dünya anlayışına uygun oy vermesiyle bilinir ve tanınır.

CHP’nin önündeki tek seçenek halkın bildiği, tanıdığı, sevdiği ve güvendiği Cumhuriyet Halk Partili adaylarla seçmen önüne çıkmasıdır.

CHP lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bu konudaki inadından artık vaz geçmelidir. Sosyal demokrat taban iki kez zorla sandığa sürüklendiği sağdan gelen adaylara oy vermekten yorgun ve bitap düşmüştür.

CHP kendi kadrolarına ve tabanına güvenmeyerek girdiği bu genel seçimden mutlaka ama mutlaka hezimetle çıkacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

Kaybeden sadece CHP değil aynı zamanda ülke olacaktır.

Bizden söylemesi….!


İlgili yazılar

Davutoğlu Yunanlı gazeteciyi haşladı

Ankara’ya çalışma ziyareti gerçekleştiren Yunanistan Başbakanı Tsipras, Başbakan Davutoğlu ile Çankaya Köşkü’nde görüştü. Görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Davutoğlu,

Adını İslam yaptı yargılanmaktan kurtuldu

Giresun Bulancak’ta Yüksekokul Yaptırma Derneği üzerinden yolsuzluk yapanlar dernek adını İslami Bilimler Fakültesi yaptırma Derneği olarak değiştirdikten sonra yargılanmaktan kurtuldu.

Talipoğlu Albümünü Çıkaramadan Öldü

Geçirdiği kal krizi sonucu yaşama veda eden gazeteci Tayfun Talipoğlu’nun  Yol hikayeleri kitabından sonra albüm çalışması yaptığı ve bu hafta

“Emine Ülker Tarhan niçin istifa etti CHP neden kan kaybediyor…!” için 1 cevap

  1. Karaözü ŞAHRUH diyor ki:

    Sn. ERTÜRK yorumlarınıza katılıyorum. Ancak E.Ülker TARHAN’ın eleştirdiği konular açısından son derece haklıdır. Biliyorsunuz TBMM’de CHP’nin halka inmesini ve 6 oka sahip çıkmasının mücadelessini veren ortak birçok dostumuz var bu saygıdeğer dostlarımızın yıllardır yaptıkları eleştiriler bugün de aynı. Sonuç olarak CHP, CHP’lilerce yönetilmeden sorun bitmez. E. Ülker hanım ne yapmalıydı! Dayanamı kadıncağız. Dayanılacak gibi de değil. Son dönem başkanlık divanına bakınca o binaya girmek mesele olmaya başladı. O partide nasıl durulur ki?

Bir Cevap Yazın