Erdoğan, Muharrem İnce Ve Myanmar Gerçeği!

Erdoğan, Muharrem İnce Ve Myanmar Gerçeği!

Kestirmeden söyleyelim.
Gelinen noktada Arakan Müslümanları yerinden yurdundan edildi. Tarafsız bütün İnsan Hakları Örgütlerinin raporlarında halka zulüm edildiği, öldürüldüğü ortaya konmuştur. Açıkçası yeni bir Bosna yaşanıyor.
Türkiye, olayların başlangıcından bu yana konuya duyarlı olmuş ve uluslararası alanda gereğini yapmıştır, yapmaya devam etmektedir.
Geçenlerde Halk Arenası’nda Muharrem İnce’yi izledim. Bu konuyla ilgili duygularıma düşüncelerime tercüman oldu. Olayı, öylesine incelikle anlattı ki “biz ülke olarak böyle davranmalıyız” işte dedim kendi kendime.
Ama o da ne, sosyal medya aleminde Muharrem İnce, Müslüman sivil halka terörist dedi yazıları dolaştırılıyor… Bazıları sözde daha ihtiyatlı davranarak, “ima etti” diyor.
Muharrem İnce, yerden göğe kadar haklı “dış politika” iç politika olarak yapılıyor bu ülkede.
O nedenle, bilginin, ilkelerin, değerlerin yerini kimseye hakaret etmek istemiyorum, olgunun adını koyuyorum, “soytarılık” almış durumda.
İnce, bu Goebbels taktiklerine papuç bırakmaz, onları muhatap almaz, bu zihniyetin etkisinde kalanlara da “baştan sona bir daha dinleyin” der diye düşündüm. Ama öyle olmadı dün gece Twitter’dan açıklama yapmak durumunda kaldı.
Gerçi sözlerinin arkasındaydı ama sonuçta İnce’yi de “savunma hattına” çekmeyi başarmışlardı.
İnce’nin konuşması üzerinden Myanmar olayı bir de ben yazayım.
Önce anlamadıkları bir meseleyi yazayım.
Bu konuyla ilgili İngilizce ve Fransızca basında sayısız haber ve makale var.
Türkiye her şeye rağmen kapalı bir ülke değil. İnternet üzerinden bu haberlere ulaşabilmekteyiz ve okumaktayız.
Bütün okumalarımdan çıkardığım sonuç orada ne olduğu konusunda bir şüphe yok.
Orada olan insanlık dışı bir durum ve bu konuda kimsenin tereddütü yok.
Myanmar Hükümeti’nin savunulacak bir tarafı yok.
O halde sorun, bu meselenin nasıl ele alınması gerektiği ve kimlerin neyi nasıl yaptığı meselesidir. Daha çok da kamuoyunun doğru bilgilendirilmesiyle ilgilidir.
Dış politikamızın hamasete değil, bilgi zeminine oturtulması meselesidir.
Bunun için kamuoyumuzun bu sorunun nasıl ortaya çıktığını bilmesi gerekiyor. Önce bu konuda kafalar berrak olmalıdır. Tarihini bilmediğiniz bir sorunu “Budistler-Müslümanları katlediyor” sloganına hapsederseniz, orada kimseyi ikna edemezsiniz. Sadece, Türkiye’de varlığını sürdürmekte, endemik bir tür olarak müzelerde sergilenmesi gereken trolleri harekete geçirmiş olursunuz. Çıkardıkları gürültüyü de kimse tınlamaz.
Dış politikada karşı taraflar sadece resmi temsilcilerin söylediklerine göre karar oluşturmazlar, o ülkenin kamuoyunu dikkatlice izlerler. Çünkü, resmi temsilcilerin söylediklerinin karşılığı olup olmadığını, alınacak kararların nasıl şekilleneceğini iç kamuoyu okumalarından öğrenirler.
Siz, iç kamuoyunu doğru bilgilendirmez iseniz dış politika yapıcılarınızı, bakanlarınızı, görevlilerinizi baştan etkisiz elemana dönüştürürsünüz.
Tekrar başa döneyim ve Muharrem İnce’nin de dile getirdiği cümleleri bir daha kuralım.
1. Bu sorun tıpkı diğer sorunlar gibi iç politikaya göre şekillendirilmiştir. Kutuplaşma zeminine sokulmuştur.
Bunun sonucunda, iyi niyetli olmadıklarını düşündüğüm insanlar “Birmanya’nın yaptığının senin Cizre’de, Nusaybin’de yaptığından ne farkı var” sorusunu sordular. Bununla ilgili paylaşımlar yaptılar.
Birçoğu da madem Müslümanlara bu kadar duyarlısın Yemen’de çocuklar bombalanıyor neredesin diye sordular, ki bu soruyu soranlar çok haklılar.
Bu sorunun cevabını verene rastlamadım ama ben vereyim.
Yemeni bombalayan koalisyonun ortağız.
Suudi Arabistan’a sonsuz destek sunacağımızı dönemin Başbakanı Davutoğlu, gururla halkımıza anlattı.
Bu sorular kutuplaşma zeminine oturtulmuş bir olayın doğal sonucudur.
Böyle durumlarda İnsanlar, siz A derken Z’yi tartışır.
2. Bu sorunun arkasında Budizm-İslam çatışması değil, Ayrılıkçı hareket var. Ve onların Birmanya Hükümetine meşruiyet sağlayan şiddet eylemleri var.
Muharrem İnce’nin hatırlattığı ikinci nokta tam da burasıydı.
O nedenle sorunu iç politikaya “Budistler, Müslümanları öldürüyor” biçiminde anlatmayın dedi. “Sorun bu kadar basit değil” dedi.
Kendisi söylemedi ama ben devam edeyim.
Biz bu konuda uluslararası destek almak durumundayız. Söyleyin bana bu anlayışla sorunu Çin’e anlatabilir miyiz?
Birmanya’nın komşularına anlatabilir miyiz?
Çin’de Budistler ve Müslümanlar birlikte yaşıyor. Hindistan’da Müslümanlar Hindularla, Budistlerle beraber yaşıyor. O ülkelerin iç kamuoylarını bölen bir anlayış, bizim anlattığımız gerçeklere insanların yoğunlaşmasını önlemez mi? O nedenle sorunu Müslüman-Budist çatışması değil, insan hakları meselesi olarak görmek zorundayız. Bunu yapmayarak haklı olduğumuz bir konuda kendi ayağımıza kurşun sıkıyoruz. Ne diye yapıyoruz bunu? İç kamuoyumuz coşsun diye!
Evet o bölgede bir ayrılıkçı örgüt var. Bu örgütün eylemleri var. Adı çeşitli zamanlarda değişmiş olan bugüne kadar Bangladeş sınırındaki karakollara saldırarak sayısız asker öldürmüş. 25 Ağustosta bu örgüt 12 askeri öldürmüş. Bunun üzerine ordu operasyon yapmış 400 militanı öldürdüklerini açıklamış. Son olaylar, bu çatışmanın sonrasında ortaya çıkıyor ve daha önce bu örgütün faaliyetlerinden dolayı yerinden edilmiş Müslüman olmayan (bunların sayısının 24 600 olduğu yazılı)ların Müslümanlara saldırısı başlıyor.
İyi ama kardeşim bunlar dünya basınında yazılanlar.
Biraz zaman ayırın BBC’nin İngilizce sayfalarını tarayın. Bu işin arkasında Suudi Arabistan ve Pakistan’nın olduğu yazılıyor. Bu örgütün lideri Ata Ullah,(Pakistan doğumlu) Suudi Arabistan’da oturuyormuş. Ayrıca Rohingya ilgili sayısız internet sitesi var. Biraz tarayın bunları.
Tamamında bu örgüte dikkat çekiliyor. Militanlarının yurt dışında eğitim aldıkları yazılı.
Bu bilgiler karşısında Türkiye gibi ayrılıkçı terörle boğuşan bir ülke ne yapmalıdır?
Muharrem İnce söyledi, ben de tekrar edeyim.
Biz Türkiye olarak terörün ve Birmanya’nın toprak bütünlüğüne karşı girişimlerin karşısındayız demeliyiz. Terörü kınamalıyız. Birmanya’nın toprak bütünlüğüne de saygı duymalıyız. Bütün konuşmalarımıza bu iki noktayı dile getirerek başlamalıyız.
Bunu resmi ağızlarımız dillendiriyor mu? Hayır.
Sadece Cumhurbaşkanın Birmanya Devlet başkanıyla yaptığı telefon konuşmasından sonra kendi taraftarlarına mesaj içeren bir açıklaması var. Uyduruk fotoğraflar gezicilerin işi dedi. Oysa o fotoğrafları paylaşan hükümetin bir üyesi ve daha sonra özür dilemek zorunda kaldı. Ancak Birmanya devlet başkanı ta oralardan Mehmet Şimşek’in bu gafletine göndermede bulunmayı ihmal etmedi. Üç gramlıklar bunu da hiç görmediler.
İşte bunu yapmaz iseniz kendi içinizdeki ayrılıkçı terör destekçilerinin arayıp da bulamadığı bir ortamı yaratırsınız. Şu anda bu karşılaştırmaları yapan sayısız yayın bulunuyor. Türkiye, üstelik Müslüman olan Kürtleri katlediyormuş. Buyurun bunlara siz cevap verin!
3. Bu olayların bu bölgede yükselmesinin arkasında Çin ve Birmanya arasındaki enerji yolu mu var?
Muharrem İnce bunu dile getirene kadar doğrusu böyle bir iddia okumamıştım.
Yani yeni bir Suriye, Ukrayna senaryosu mu sahneleniyor?
Konuyu internet başında araştırınca bu konuda sayısız makale varmış, kendi adıma haberim yokmuş.
O bölgenin enerji açısından stratejik önem kazanması mutlaka üzerinde durulması gereken bir konu. Ben bu konuyu yazmadan önce Odatv.com’da Balyoz’dan yargılanan ve bu konulardaki uzmanlığıyla tanınan Cem Erdeniz’in makalesi yayınlandı.
Açıkçası Muharrem İnce harika bir uyarıda bulundu, bu olaylar gördüğümüz gibi olmayabilir, dolduruşa gelmeyelim dedi.
Sen misin bunu diyen…
İnce’ye şu atasözünü hatırlatayım: “Meyveli ağacı taşlarlar”.
Durumun tam olarak bu kardeşim.
Erol Taş gibi bunları kendine verilmiş ödül olarak gör.
Kendini savunmaya almana gerek yok. Bu bilgiler ortada.
Kısacası,
Türkiye, Arakan konusunda çok haklıdır.
Üstelik bu konuda İslam dünyasının yüz akıdır.
Düşünsenize Bangledeş önce kapıları açmadı. Ebette onları kınamıyorum. 1972 yılından bu yana bu bölgeden kendisine mülteci olarak gelenlerin sorunlarıyla boğuşuyor. Ama Katar, Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt gibi dolar milyarderi ülkelere söyleyecek çok sözümüz olmalı.
Türkiye’den önce bu bölgede başta bu ülkeler ve Malezya olmalıdır. Rohingya’lıların bir bölümü kendilerini Arap olarak gördüklerini de hatırlatalım.
Bu arada yeri gelmişken söyleyelim, bu bölgedeki Müslümanlar arasında da etnik sorunlar var. Birmanya (Myanmar) nüfusunun %4’ünü oluşturan Müslümanların çoğunluğu ülkenin değişik bölgelerinde yer alıyor. Sorun bütün Müslümanlarla ilgili değil Rohingyalılarla ilgili. Çünkü Birmanya hükümeti bu insanların kimlikleriyle ilgili akıl almaz iddialara sahip. En az 300 yıldır o bölgede yaşayan insanları vatandaş saymıyor. Vatandaşlık haklarından yararlandırmıyor. Ülkede bizim 16 Nisan’da kabul ettiğimiz tarzda bir başkanlık rejimi bulunduğu için Müslümanların kendilerini temsil etmeleri de imkansızlaştırılmış.
Bir daha söylüyorum.
Eğer bu insanların sorunlarına yardımcı olacak isek lütfen tutarlı olalım.
Bu konuları duygular üzerinden iç politika malzemesi yaparsak, dünyanın birleştiği bir konuda biz bir birini yiyen oluruz.
Muharrem İnce’ye yapılan saldırı tam da bunun örneğidir.


İlgili yazılar

İşitme engelliler bu ülkenin çocuğu değil mi ?

CHP İstanbul Milletvekili Şafak Pavey, İşitme cihazıyla hayata tutunmaya çalışan milyonlarca kişinin ya hiç cihaz alamadıklarını, alanların ise cihazın parasını ödeyemedikleri

Demirtaş hakkında soruşturma açıldı!

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, geçen yıl 6-8 Ekim’de yaşanan olaylarla ilgili HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında soruşturma başlattı. Savcılık

Yıldırım: Darbenin Gerçek Lideri Gülen

Başbakan Binali Yıldırım Bakanlar kurulu toplantısından önce açıklama yaptı.Yıldırım bütün parti liderlerini meydanlara davet etti. Yıldırım darbe sırasında torununu “dede

Bir Cevap Yazın