HASDAL ASKERİ CEZAEVİ NOTLARI

HASDAL ASKERİ CEZAEVİ NOTLARI

CHP Cezaevleri İnceleme ve İzleme Komisyonu üyeleri Malatya Milletvekili Veli AĞBABA Manisa Milletvekili Özgür ÖZEL, Muğla Milletvekili Nurettin , Erzincan Milletvekili Muharrem Işık 17.04.2014 tarihinde Hadımköy ve Hasdal Askeri Cezaevi’nde bulunan askerleri ziyaret ettiler.

Hasdal ve Hadımköy’deki askerler dava süreci ve yaşadıklarını anlattı:

“TALEBİMİZ AÇIK: 2 TEMMUZ 2012’DEN SONRAKİ TÜM ÖYM KARARLARI YOK HÜKMÜNÜNDE SAYILSIN.”

AYM Twitter kararı ile özgürlükçü bir iklim yarattı. Bunun devamını bekliyoruz. Bizde AYM’ye müracaat ettik, 5,5 ay geçti. Başbuğ bizden sonra başvurdu. Ergenekon sanıkları bizden sonra başvurdu. AYM’ye saygı duyuyoruz. Hassasiyet gösterdi. Ama bizim dosyalar bekliyor. Sadece başvurularımızın değerlendirilmesini istiyoruz.

“AİLELERİMİZİN RUH HALİ BOZULDU!”

Sabrın sonuna geldik. Ailelerimiz ve çocuklarımızı düşündükçe sabrımız tükeniyor. Hepsinin ruh hali bozuldu. Çocuklarımız ziyaret geldiğinde anneleri dışarıdan aldıkları oyuncakları hediye etmemiz için gizlice bize veriyorlar. Oyuncağı verirken burada çalışıp para kazanıp size hediye alıyoruz diyerek burada kalışımızı çocuklarımıza izah etmeye çalışıyoruz. Ama çocuklar bir daha bana oyuncak alma baba, bu KALE’deki işinden ayrıl evimize gel” diyorlar. Bu yüzden artık sabrımız tükendi: “Hırça mapaya dayandı!”.
“BAŞBAKAN KUMPAS VAR DEDİĞİNDEN BERİ TAM 113. GÜN GEÇTİ”

Bu kumpası kim kurdu. Bu soru meşru sorudur. Burası zurnanın zırt dediği yerdir. Bu sorunun cevabı 113. Gündür yok. Bu kumpas bize bunların yapanların yargılandığı gün bitecek. Ama bu dava bizim için biz serbest kaldığımızda bitmeyecek. Bize bu kumpası kuranlar mahkemede yargılanıp suçları ortaya çıkıp, mahkum olduklarında; onları bu demir parmaklıkların arkasında gördüğümüzde, işte o zaman bu dava bizim için bitmiş olacak.

“MECLİS’TE MUTLAKA ALT KOMİSYON KURMALI”

Hukuk olsaydı buraya girmezdik. Bu dava siyasi bir davadır. Bunu anca siyasetçiler çözer. Başbakan’ın 14 Ocak grup konuşmasından sonra hükümet bir kanun tasarısı bu durumu çözebilirdi. Ama hala adım atmıyorsa meşruiyetini kaybetmiştir demektir.

Meclis’te mutlaka bir alt komisyon kurulsun ve bu konuyu incelesin. Buraya gelsinler bizleri, mağdurları dinlesinler. Bize bu kumpası kuran ÇETE biran önce ortaya çıkarılmalı.
“5 NOLU DİSK’TEKİ PARMAK İZİ DERHAL ARAŞTIRILMALI”

5 Nolu Harddiskle ile ilgili soruşturma sürüyor. Parmak izi var. Ama kimse parmak izinin kime ait olduğunu merak etmiyor, araştırmıyor. Başbakan’a sesleniyoruz: “5 nolu Harddisc’teki parmak izi çetenin, paralel yapının, kumpasçının parmak izidir.”

Kıdemi yetmediği halde İstanbul İl Jandarma Komutanı olan Celeboğlu’nun bu süreçteki rolünün ne olduğu çok ciddi araştırılmalıdır.

“İÇERDE OLMAMIZIN SEBEBİ 3.KOLORDU KOMUTANI’NIN İCRA SUBAYI”

Balyoz Davası’nda Askeri Bilirkişi olarak görev yapan Binbaşı Ahmet Erdoğan gerçeğe aykırı, varsayıma dayalı, farazi bilirkişilik yapmıştır. Bu davanın ilk bilirkişisi faraziyelere göre rapor düzenlemiş, hepimizi yakmıştır. Demiştir ki “bu belgeler gerçekse eğer darbe girişimi vardır”. Savcılar hep bu raporu önümüze koydu. Davamızın çıkmaza girme sebebi bu rapordur.

Şuan Kara Kuvvetleri Komutanı olan Hulusi Akar, 3. Kolordu Komutanı iken kendisinden askeri bilirkişi isteyen savcıya bilirkişi olarak kendi icara subayı Ahmet Erdoğan’ı atamıştır. Askeri savcılık plan tatbikatları konusunda deneyimli, Balyoz semineri sırasında Karargâhta görevli olmayan tecrübeli bir bilirkişi talep etmişken, Hulusi Akar’ın görevlendirdiği kendi icra subayı A. Erdoğan görevlendirildiği tarihte henüz akademinden bir yıl önce mezun olmuş, hiç plan tatbikatına katılamamış, bu konularda hiçbir deneyimi olmamış bir subaydı. Böyle bir bilirkişinin 3. Kolordu Komutanı tarafından görevlendirilmesi zaten manidar iken, o günkü kolordu komutanın bu günkü kara kuvvetleri komutanı olması, bir önceki Kara Kuvvetleri Komutanı Yüksek Askeri Şura’da Balyoz’da yargılanan personelin mağduriyetinden çıkan kriz yüzünden istifa ettiğinde boşalan görevi havada kapması daha da manidardır.

“MİLLİ SAVUNMA BAKANI, “KANUN YARARINA BOZMA” İSTEDİ!”

Balyoz tutuklamalarının en büyük sebebi bu bilirkişi raporudur. Bu Rapor yüzünden her seferinde davamız tıkanıyor. İlk rapor böyle olunca bundan sonra gelen ve bizim haklılığımızı ortaya koyan tüm bilirkişi raporlarına savcılık bu raporu referans göstererek itiraz etmiş ve bu raporu düzenleyen bilirkişini gördüğü tayini sürülme olarak nitelendirilerek cezalandırılma olarak nitelendirmiş. Oysa anılan kişinin bir sonraki tayini Londra’ya çıkmış ve adeta, bu raporu yazmanın ödülün almıştır. Bu görevlendirmeyle, kendisi hem buralardan uzak tutulmuş, davada tanıklığına başvurmak istemimiz de her seferinde reddedilmiştir. Başka çaremiz kalmayınca biz bu raporu düzenleyen Ahmet Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunduk.

Savcılık önce talebimiz reddetti. Mağdurlar olarak bir üst mahkeme olan Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Mahkemesine itiraz ettik. Ve bu mahkeme, talebimizi haklı görerek dava açması için savcıya gönderdi. Bu kez savcı, üst mahkemenin kararına uyarak dava açtı. Mahkeme iddianameyi kabul etti. Yargılama başladı. Mahkeme günü verildi. Ama sonra Türk Hukuk tarihinde bir ilk yaşandı: Nasıl olduysa birileri araya girdi. Milli Savunma Bakanı’nın emriyle Askeri Yargıtay’da “kanun yararına bozma” istendi. Bu çok tartışmalı bilirkişi raporunu yazan Ahmet Erdoğan, yargılanmaktan kurtuldu. MSB bugüne kadar kimi böyle korumuş? Bakanlığı bunu yapmaya iten kimdir, nedir, merak içindeyiz. Bu hukuk tarihimizin ve Silahlı Kuvvetlerin kara lekesidir.

“DREYFUS DAVASI, SOKRATES’İN SAVUNMASI VE YASSIADA İLE KARŞILAŞTIRILMAYACAK KADAR HUKUKSUZLUK VAR!”

Balyoz Davası’nda dijital verilerde 1500-2000 arasında zaman-mekan tutarsızlıkları ve teknik hatalar tespit edildi. Bunlar üzerine ve çeşitli konularda savunmanın 1000 talebinin sadece 2’si kabul edilirken; iddia makamının mahkemeden 750 talepten ise sadece 2’si reddedildi. Bu dava tarihteki hiçbir dava ile karşılaştırılamayacak kadar hukuksuz bir davadır.

AHİM, “BM KARARI VAR” DİYOR YARGITAY DİKKATE ALMIYOR!

Uzun tutukluluğumuz yüzünden 2010’da AİHM’ne başvurduk. AHİM, Birleşmiş Milletler’ Keyfi Tutukluluk Çalışma Grubu’nun kararı var diyerek benzeri bir başvuruyu (Em. Tümamiral Cem GÜRDENİZ Kararı) reddetmiş durumda. AİHM diyor ki, “başka bir uluslararası kuruluşun aynı konuda verdiği bir karar olduğundan biz o karara uyuyoruz boşu boşuna bunu incelemekle zaman harcamıyoruz”. Yani, başvurunun reddi, başvuranın haklılığından ve bu haklılığı başka bir uluslararası kuruluş tarafından tescil edilmesinden kaynaklanıyor. BM adil yargılanmadığımızı söylüyor, AİHM “BM Karar vermiş daha ben neyi inceleyeceğim, adamlar haklı” diyor ama Yargıtay bunları dikkate almıyor.

Görüşülen subaylar, bütün gemicilerin başarılı subaylar olduğunu söylüyor ve ekliyorlar “Gediz Firkateyni’nin Donanma’ya katıldığından beri görev yapan 7 komutanından 6’sı içerde. Biri de üstünde zaten. Bu nasıl bir haldir.”

“BİRKEZ TEMİZ AKTI DİYE O PİS MUSLUKTAN KİMSE SU İÇMEZ!”

Yıllarca bize ve bizim üzerimizden orduya kurulan kumpası anlatmaya çalıştık. Kumpas tanımlaması bize aittir. Başbakan’ın paraleller yaptı dediği bu işleri başımıza saran polis, yargı ve TSK’daki cemaatçi yapılanmadır. 17 Aralık sürecine kadar, sesimizi duymayan Başbakan, bu yapı kendisini hedef aldığında bu yapının karşısına dikilmiş ve gerçekleri ifade etmeye başlamıştır. Ancak bu süreçte ne Başbakan’ın söyledikleri bizim yaşadıklarımız konusunda onun sorumluluğunu ortadan kaldırır ne de bu paralel yapının yolsuzlukları gündeme getirmese bu yapıyı aklar. Siyaset kendini konumlandırırken bu gerçekleri görmezden gelemez.

“Bir musluktan yıllarca lağım akmış; bir gün temiz su akmış diye kimse güvenip o musluktan su içmez. Elbette. Rüşvetçilerin ve yolsuzlukların üzerine gidilsin ama bu süreci başlatanların günahları sakın unutulmasın.

BM Çalışma Grubu Raporu diyorki “Ağır İnsan Hakkı İhlali Var”, Meclis Komisyonu da “yetkimiz yok, AİHM’e Başvurun” diyor.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na başvuran askerler, “Biz diyoruz ki çaresiz kaldık, Meclis’in ilgili Komisyonu konuyla ilgilensin diyoruz, BM Keyfi Tutuklulukları Çalışma Grubunun Raporu var diyoruz, onlar hukuka müdahale edemeyiz diyorlar” ifadesini kullanıyor. “Komisyon Başkanı, bize yazdığı cevapta, AİHM’e başvurmamızı önermekten de geri durmuyor. Buradan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı’na sseleniyoruz: “Gönderdiğimiz dilekçeyi tekrar okusunlar. Bizim hukuk yollarına dair bilgilendirmeye değil, yıllardır süren mağduriyetimizin çözümüne ihtiyacımız var. ”


İlgili yazılar

AKP’nin yeni Türkiye’sinde bu da oldu

Devrim şehidi’ Kubilay’ı Anma töreninde yaptığı konuşmada Erdoğan’a hakaret ettiği ileri sürülen 16 yaşındaki M.E.A., çıkarıldığı mahkemede tutuklandı. Sosyal paylaşım

O bankanın da itibarı sıfırlanıyor

Ziraat Bankası New York Şubesi’nin Amerikan Merkez Bankası tarafından incelemeye alındığı iddiaları doğru. Halen içeride çalışan altı Amerikalı müfettişin önceden

Özdağ İstifa Etti Olağanüstü Kurultay istedi

MHP’de muhaliflerin olağanüstü kurultay çağrısına Genel Başkan Yardımcısı  ve Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ, eski Ankara Milletvekili Prof. Dr. Özcan yeniçeri  ve Kayseri

Bir Cevap Yazın