Yezid saltanat düşkünü ve servet avcısıydı

Yezid saltanat düşkünü ve servet avcısıydı

CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes Hazreti Hüseyin’in şehit edilişinin 1375. yılı nedeniyle yayınladığı mesajda “Hz. Hüseyin ve yanındakiler diktatör Yezid’e biat etmedikleri için, zalime boyun eğmedikleri için öldürüldüler” dedi.
Özkes’in mesajı şöyle:

Kerbela faciası, iktidar hırsının neler yaptırabileceğinin en acı örneğidir. Bu vahşet, organizeli olarak iktidarın muhalefete hayat hakkı tanımamasıdır.   Yezid; saltanat düşkünü, servet avcısı ve sultacıydı. Dini saltanata dönüştüren, iktidar hırsıyla gözünü kan bürümüş bir diktatördü.

Bir diktatöre biat etmemenin cezası ölüm müdür? Bu hangi dinde, hangi kitapta var?  İktidara boyun eğmemeyi, Allah’a ve Kur’an’a karşı gelmek gibi göstermek, kendisine biat etmeyen sevgili Peygamberimizin ciğer paresini bile, ‘şer’an caiz’ kılıfıyla acımasızca öldürmek, şeytanın dahi pes diyeceği çirkinliktedir.  Hz. Hüseyin, din adına dine imana sığmayan şeyler yapanlara, dini dinara satanlara karşı olmuştur. Yanındaki bir avuç insana “Üzerinde kul hakkı bulunanlar benim yanımda çarpışmasın” diyerek kul hakkına ne kadar önem verdiğini göstermiştir. ‘Şimdi ben bu zalime boyun eğersem; korkarım ki bundan sonra herkes zalimlere boyun eğer!’ diyerek insanlık onuru için kendisini feda etmiştir.Şayet o günün Müslümanları zalimin yanında değil de masum şehit imam Hazreti Hüseyin’in yanında yer alsalardı, bugün İslam dünyasında kimse kimseyi ‘Allahu Ekber’ diyerek boğazlamazdı. İslam dünyasının durumu gıpta edilir bir halde olurdu. Ne bu günkü zulümler, ne de adaletsizlikler, ne haksızlık ne de yolsuzluk olurdu.   Ama zalime boyun eğdiler, dünyevi çıkarlar için Sevgili Peygamberimizin sevgili torunu Hazreti Hüseyin’in şehit edilmesine, mübarek başının gövdesinden ayrılmasına yardım ettiler, göz yumdular. Böylece, o günden beri zalimler hiç eksik olmadı.  Şayet, Hz. Hüseyin de bu zulme boyun eğseydi, yeryüzünde muhtemelen İslam diye bir din kalmayabilirdi. Hz. Hüseyin, haksızlığa karşı dik duruşun simgesidir. Hz. Hüseyin, Hakka ayna olmak için şehit olmuştur. Hz. Hüseyin, tüm zayıf ve savunmasızların sembolüdür. Yezit zihniyeti, iktidar hırsıyla Yüce Allah’ı istismar etmeyi meslek haline getirmiştir. Dini, Allah’ı, Peygamber’i ve Kuran’ı saltanat için kullananlar, zulümlerini, baskılarını Allah ve din adına yasal gösterenler, halkı bin bir çeşit sindirme yöntemleriyle korkutanlar, muhalif olanları hizaya getirmeyi, imha etmeyi, bertaraf etmeyi maharet sayanlar; Yezit zihniyetindendirler.

Muhalif olanları hizaya getirme, terbiye etme, imha etme, karalama, bertaraf etme yöntemleri günümüzde yok mudur? Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

YEZİD KİMDİR?

Emevî Hanedanı’nın kurucusu ve birinci Emevî halifesi olan Muâviye bin Ebu Süfyan’ın oğlu olarak Şam’da dünyaya geldi. Annesi Ben-i Kelp kabilesinden Maysun adlı kültürlü bir kadındı. Muâviye, Maysun ile anlaşamadı; bu sebeple Maysun küçük yaştaki oğlu Yezid’i de yanına alarak kabilesinin yanına geri döndü. Çocukluğunu annesiyle geçiren Yezid, ondan şiir ve edebiyât zevki aldı. Yezid, gençlik çağına gelince babasının yanına döndü. Gençliğinde de iyi bir eğitim aldı. Bizans’a yapılan seferlere katıldı ve 669’daki birinci Emevî İstanbul kuşatmasında komutan olarak bulundu. Muaviye, ölümünden hemen önce, 679 yılında, Hüseyin ve Abdullah bin Zübeyr’in karşı çıkmasına rağmen oğlu Yezid’i halife ilan etti ve kendisine biad edilmesini istedi. Yezid’in halifeliğine karşı çıkılmasının en önemli sebepleri olarak, hilafetin verasete dönüşmesi endişesi ve Arap siyasi gelenekleri gösterilmektedir. O dönem Arap siyasi geleneklerine göre liderler genellikle yaşlı, tecrübeli ve nüfuzlu kimseler oluyordu ve Yezid, bu vasıflara haiz değildi.

I. Yezid yönetimi babasından devraldığından hilâfet, onun şahsında saltanata dönüştü. Ancak halifeliğine itirazlar gecikmedi. Hüseyin, onun halifeliğini tanımadığını bildirerek kendi halifeliğini ilan etti. Kûfe valisi Hüseyin’e biâd etti.

Hüseyin önce Medine’den Mekke’ye, ardından da desteğini umduğu Kûfe’ye doğru yola çıktı. Ancak Hüseyin’in ilerleyişi 2 Ekim 680’de Emevî birlikleri tarafından Kerbelâ’da durduruldu ve 10 Ekim 680’de Hüseyin ve beraberindeki 72 kişi şehid edildi.İslam tarihi açısından Yezid’in hilâfeti dönemindeki en önemli olay bu olmuştur. Hüseyin’i şehit ettirmiştir. Hüseyin’in öldürülmesi emrini Yezid’in değil, yeni atadığı Kûfe valisinin verdiği ve Yezid’in Hüseyin’in ölümüne üzüldüğü yönünde rivayetler olmakla birlikte İslam tarihçileri bu durumdan genellikle Yezid’i sorumlu tutarlar. O günden bugüne Yezid, İslam’da zulmün ve kötülüğün sembolü olarak anıldı.

Abdullah Bin Zübeyr İsyanı, Mekke ve Medine’ye hücum eden Ebubekir’in torunu ve Peygamber’in yakın sahabilerinden olan Zübeyr’in oğlu Abdullah bin Zübeyr idi. Hüseyin’in Kerbela’da öldürülmesinden sonra Abdullah bin Zübeyr Mekke’ye döndü, Yezid’i halife kabul etmediğini bildirip isyan bayrağını açtı ve Hicaz’da ve Arabistan’da durumunu güçlendirmeye koyuldu. Medineliler önce I. Yezid’le durumu görüştüler ve sonra Medine’nin Emevi emirini şehirden atıp Abdullah bin Zübeyr tarafına geçtiler. Abdullah bin Zübeyr, I. Yezid’in Basra’daki Irak ve Kufe valisi olan Ubeydullah bin Ziyad’a karşıt olmak üzere, Irak’da Kufe’ye bir vali bile gönderdi. Abdullah bin Zübeyr Mısır ve Suriye’de bile Emevilerden hoşlanmayanlar tarafından tutulmaktaydı. Yezid, Basra’daki Irak valisi Ubeydullah bin Ziyad’a Hicaz’a ordusuyla gidip Abdullah bin Zübeyr’in isyanını bastırmasını istedi, ama Ubeydullah hasta olduğu bahanesiyle bunu kabul etmedi. Bunun üzerine Yezid 10.000 kişilik Suriyelilerden oluşan bir orduyu Müslim bin Ukbe El-Murri komutasında Hicaz’a gönderdi. Bu ordu Abdullah bin Zübeyr’i tutanlar ve çoğu Medine’li bir ordu ile Medine’nin kuzeydoğusunda bulunan El-Harre’da muharebeye giriştiler. El-Harre Muharebesi (veya Harre Olayı) kısa ve çok kanlı oldu. Medineli birkaç sahabi bu muharebede öldürüldü. Sonunda Medineliler yenilip şehirlerine çekildiler. Suriyeli Arap ordusu Medine’ye girdi ve şehir ahalisine zulmedip üç gün şehri yağmaladılar. Suriye ordusu komutanı Müslim bin Ukbe al-Murri mülkiyet ve insan haklarını hep çiğnediği için müsrif lakabını aldı. Müslim bin Ukbe El-Murri bu arada hastalanıp öldü. Onun yerine Suriyelilerin ordusunun başına Hüseyin bin Numeir as Sakuni geçti ve ordusunu Mekke’ye yöneltti. Abdullah bin Zübeyr bu orduya karşı tutunamayıp Mekke içine çekildi ve Suriyeler ordusu Mekke şehrini kuşatma altına aldı. Üç ay kadar süren bu kuşatma sırasında Suriyeliler şehri çevreleyen tepelerden mancınıklar kullanarak şehre büyük taşlar atmaya başladılar; Kabe’ye bile zarar verdiler ve Kabe’nin örtüsünü yaktılar. Tam bu sırada Yezid’in ölüm haberi ölümünden 27 gün sonra bu orduya yetişti ve ordu Şam’a döndü. Yezid’in yerine gelecek oğlu hakkında o kadar az bilgi bulunuyordu ki Mekke’yi kuşatan komutan Abdullah bin Zübeyr’e Suriye’ye gelirse onu Şam’da halife ilan edebileceğini söylediği bildirilir. Fakat Abdullah bin Zübeyr Mekke’den ayrılmak istemediği için bu teklifi kabul etmemiştir.

Fakat bu ordunun Medine’yi talan etmesi ve Mekke kuşatmasında Mekke’ye ve Kabe’ye büyük zararlar vermesi yüzyıllarca unutulmadı. Ölmüş olan Yezid’in zulüm ve kötülük simgeliğine bir neden de bu Medine ve Mekke’ye verdiği büyük zararlardır. (vikipedia)

 


İlgili yazılar

Bilal Erdoğan’a kriptolu telefon neden verildi ?

Kriptolu telefonlar ile ilgili raporda 12 adet telefonun kimler tarafından kullanıldığını ve gizlenme gerekçesini Başbakan Ahmet Davutoğlu’na sordu. Gölbaşı Cumhuriyet

TEOG’da 15 bin boş kontenjan

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, TEOG’da ikinci nakil sonuçlarına göre 15 bin 694 boş kontenjanın oluştuğunu belirterek, “Bunun 2 bin

ÖZEL’İ İSTİFAYA DAVET ETTİLER

CHP Cezaevlerini İnceleme Komisyonu üyeleri Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’i istifaya davet etti. CHP Cezaevlerini İnceleme Komisyonu üyeleri Genelkurmay Başkanı

Bir Cevap Yazın