Geç değil!

“Bir kişi Führer’e sadık değilse, bu sadakatsizlik sadece düşüncelerinde dahi kalsa, sizin sorumluluğunuz bu kişinin yanınızdan ayrılmasını sağlamaktır. Bu dünyadan ayrılmasını ise biz sağlarız!”
“Orta halli ailelerinin dört çocuğunun bulunduğu bir ulus, her yirmi yılda bir savaşa girmeyi göze alabilir. Böylece çocuklardan ikisi ölür, geriye kalan ikisi ise soyunu sürdürür.”
Her iki cümlede 1929-1945 arasında Almanya’da Gestapo’nun liderliğini yapmış Hitler’in önde gelen devlet adamlarından Heinricih Himmler’e ait.
Nasıl biat ettiğini “Sadakatim şerefimdir” cümlesiyle özetleyen Himmler ve benzeri adamlara rağmen Almanya’da küçük de olsa bazı gruplar Nasyonalsosyalizme karşı örgütlenmişti.
Çoğu öğrenciydi. Ölümden korkmuyorlardı.
“Sonsuz bir korku yaşamaktansa, korkunç sonu (ölümü) yaşamak evladır” diyordu her gün elden dağıtılan küçük bildirilerin birinde.
“Hitler’in dudaklarından dökülen her kelime yalan.” Bunu biliyor, buna inanıyorlardı.
Alman halkına, Hitler’den kurtulmak için Almanya’nın dünya savaşını kaybetmesi gerektiğini anlatmak hiç kolay değildi. Akıntıya karşı yüzmek büyük güç istiyordu. Yeni bir kurtuluş savaşı için harekete geçtiler.
“Halkın iyi olan kesimi bizden yana” diye düşündüler.
“Geç olmadan siz de bizim saflarımıza katılın” dediler.
Bu bildirileri dağıttığı için tutuklanan, işkence gördüğü halde arkadaşlarının adını vermeyen Sophie ve erkek kardeşi mahkemedeki ifadelerinde, “Bizim gibi düşünen çok insan var. Ancak, dile getirmeye cesaret edemiyorlar” demişlerdi. İdam edildiler. Ancak, onların açtığı ve yürüdüğü yoldan Almanya kurtuldu.
Çünkü milletlerin kurtuluşu Sophie ve adını hatırlayamadığım erkek kardeşi gibi pek çok isimsiz kahraman sayesinde oluyor.
Son günlerde gündeme oturan Yavuz Bingöl olayı, Milli Eğitim Şurası v.b. gelişmeler beni yeniden Hitler dönemi Almanya’sına götürdü. İnanıyorum ki, bugün kendi ikballeri için başlarını örtenler yarın kazanımlarını korumak için ılımlı İslam’dan da vazgeçip burka giyerler.
Beynim yanlış kodlanmış olabilir sevgili okur. Kusura kalma… Fakat Nuray Mert gibi bazı yazarların sosyal medyada paylaşılma rekorları kırmaya başlayan yazılarına baktım da benim beynim başından beri doğru yönde çalışmış. Çırpınışlarımız ise hep din düşmanlığı olarak yaftalanmış.
Nuray Mert’i “geç kaldın” diyerek eleştiren arkadaşlara diyorum ki, sıkmayın canınızı, onun gibi nihayetinde gerçeği görmeye başaranların sayısını artırmak için “durmak yok yola devam!”
Uyanmak ve uyandırmak için geç değil!


İlgili yazılar

Erdoğan’ın Özür Borcu Var!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, referandumdan önce yaptığı konuşmalarda hayır oyu verenleri defalarca teröristlerle bir tuttu. Aslında hayır oyu verenlere açıkça “terörist” dedi.

“ONLAR HALDEN ANLAR”

Cumhuriyet Gazetesinden Mahmut Lıcalı’nın haberine göre Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Okul Müdürlerine yönelik yaptığı konuşmada “Velilerinizden para istemeyin, durumunuzu

Cumhurbaşkanlığı seçiminin önemi

Demokrasi tarihimiz çok sayıda başarının yanında başarısızlıkla doludur. İdeal düzeyde bir demokrasiyi yerleştirmek, kurumsallaştırmak 68 yıllık süreçte başarılamadı. Nedenleri üzerine

Bir Cevap Yazın