AĞLAYANLAR ÜLKESİ

Yarışması olsa eğer,
“En iyi ağlama rolü” ödülünde rakip tanımayacak,
Başbakanın ‘ağlamadan sorumlu’ yardımcısı,
Yine görevini yerine getirmiş.

“Türkiye’nin ağlayan Genelkurmay Başkanlarına,
ağlayan Başbakanlara, ağlayan bakanlara ihtiyacı var”
diye buyurmuş.

Güzel ülkem bugün bütün bunlara sahipse de,
şunu söylemek hakkımız:

“Eğer işler,
Salya sümük ağlamakla yürüyecekse,
Ülke, gözyaşı dökmekle yönetilebiliyorsa,
Sizin o koltuklarda ne işiniz var.

Çekip gidin.
Evinizde ağlayın.”

Zaten ‘Ağlayanlar Ülkesi’ olmuşuz.
İhtiyaç fazlası gözyaşı var bugün.

Nasıl mı?

Dünyanın en pahalı benzinini kullanan,
Traktörünün deposunu doldurup tarlasına çıkamayan,
Geliri giderini karşılamayan çiftçi,
Arabasını parka çekmiş vatandaş,
Ağlıyor.

Milletvekillerine geçerli olmayan,
Bütçe dengesini koruma bahanesiyle,
Yüzde 3-4 zam yapılan,
Emekli, memur,işçi,
Ağlıyor.

İktidara geldiklerinde 20 milyon olan,
Büyükbaş hayvan sayısı,
Bu yıl 8-9 milyona indirilen,
Et ithal edilerek,
Beli kırılan köylü,
Ağlıyor.

Sorsanız,
Devr-i iktidarları döneminde,
Köşeyi dönen yandaş, yalaka azınlık dışında,
Herkes, her kesim,
Ağlıyor.

Ağlayan ülkenin yöneticileri ne yapıyor?

Onlar da ağlıyor.

Başbakan, eşi, kızı,
Birinci Yardımcısı, ‘Bakan’ları,
Milletvekilleri, partililer…
Ağlıyor.

Yönetmekle sorumlu olanlar,
Yurt içinde yurt dışında,
Gece demeden gündüz demeden,
Parti grubunda, meydanlarda,
Resmi açıklamalarda, özel mekanlarda,
Sınır tanımadan hababam,
Ağlıyor.

Somali’deki açlığa,
MYanmar’daki trajediye,
Suriye’deki ölümlere,
Irak’ta yaşanmış vahşete,
Daha çok da Müslümanlara,
Ağlıyor.

Şehit cenazeleri üst üste gelince,
“Başbakanım ağlar da ben durur muyum” dercesine,
Halkın moralini bozup,
Teröristleri sevindirme pahasına,
Genelkurmay Başkanı da,
Ağlıyor.

Kimlerin ağladığına ise dikkat.

Ülkesinde çöpten yiyecek toplayan,
Çocuğuna ekmek götüremeyen vatandaşlara,
Silivride babalarından ayrılan çocuklara,
Sokak ortasında öldürülen kadınlara,
Ağlamayanlar ağlıyor.

Atatürkçü, laik, ülke çıkarlarını düşünen,
Amerika’nın değil, Türk halkının ordusuna,
Komutanlarına, paşalarına, subaylarına yapılanlara,
Şehit cenazelerine,
Ülkenin bölünmesine,
Ağlamayanlar ağlıyor.

Teröriste ağlayan Diyarbakır Valisine,
Alevi polis isteyen Tunceli Valisine,
Kent girişindeki Atatürk’ün sözünü kaldırıp,
“Evliyalar şehrine hoş geldiniz” yazdıran Siirt Valisine,
Said-i Nursi’yi öven,
“Van’a medrese istiyorum” vasiyetini gerçekleştireceğini söyleyen Van Valisine,
Ağlamayanlar ağlıyor.

‘Adam olmak’ olan laikliğin,
Kadınlara verilen hakların,
Çağdaşlık, çağın ilerisine gitme hedefinin,
Kul değil vatandaş olma anlayışının,
Kısaca söylemek gerekirse,
Atatürk devrimleri elden giderken,
Ağlamayanlar ağlıyor.

Yönetenler ağlıyor, yönetilenler ağlıyor.
Ağlayan yönetilenler, ağlayan yönetenlere,
Ağlayarak yüzde 50 oy veriyor.


İlgili yazılar

Geç değil!

“Bir kişi Führer’e sadık değilse, bu sadakatsizlik sadece düşüncelerinde dahi kalsa, sizin sorumluluğunuz bu kişinin yanınızdan ayrılmasını sağlamaktır. Bu dünyadan

KORKU DAĞLARI BEKLER

Anlaşıldı Büyük Usta… Son günlerdeki davranışların “Korku’nun dağları beklediğinin” göstergesi… Korku dağları beklemeye başlamışsa, artık her an her çılgınlığı yapabileceksin

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun Adaylığı

Cumhurbaşkanlığı seçimi Türkiye için hep önemli oldu. 1961 Anayasasında da 1981 Anayasasında da çok önemli oldu. Önceki Anayasalarda Cumhurbaşkanı demek

Bir Cevap Yazın