AKP+12 EYLÜL+GOEBBELS

12 Eylül’ü yargılama şovu başladı.
Solcusu, sağcısı, şeriatçısı, Kürtçüsü…

12 Eylül 1980 öncesinde birbirinin gırtlağına basanlar, acımasızca birbirlerine kurşun yağdırıp kardeş kanı dökenler ,
Şehirleri, mahalle ve sokakları, bırakın üniversiteleri lise ve ortaokulları bile ayıranlar, kurtarılmış mahalleler oluşturan,
Darbe sonrasında Evren Paşa’nın etrafında pervane olanlar,
Paşa’nın kaldığı mekanlara gidip saygı sunan, el pençe divan duranlar(Başbakan Erdoğan da dahil),
Gazetelerdeki köşelerinde darbeyi öven, destek veren ve “İyi ki geldiniz, Allah razı olsun” diye yazanlar,
Evren Paşa’nın arabasının önüne kendini atarak elini ayağını öpmeye çalışanlar…
Bugün bile birbirlerine diş bileyen, hergün birbirlerine hakaret edip yumruk sallayanlar…
Hepsi ama hepsi kol kola girdiler, ‘hesap sorma'(!) peşine düştüler.

**********

Peki kimden hesap sormaya çalışıyorlar?
Birisi 95, diğeri 88 yaşında olan iki zavallıdan(!)
Hukuken de cezalandırma durumu olmayan iki ihtiyarı yargılayınca 12 Eylül’ü yapanlardan, o zaman insanlara acı yaşatanlardan hesap mı sorulmuş olacak.
İnsanlara işkence eden polis ve askerler, o işkence emrini verenler,
İnsanları işkence sonucu organsız bırakanlar, kalıcı sakatlıklara neden olanlar,
Bir gece yarısı gözaltına alınıp kaybolanlar, ölenler, intihar edenler(!),
Ülkücülere ve devrimcilere silah, üstelik de aynı silahları satanlar,
Vatandaşları mezhepsel ayrılıklara sürükleyip, insanları yaktıranlar,
Her türlü darbe ortamını oluşturanlar,
NE OLACAK?

**********

10 yıldır iktidarda bulunan Tayyip Erdoğan niye bugün harekete geçti, niye iki isimle sınırlı kalıyor?
Sakın bu girişim, yargıyı ele geçirme operasyonu olan referandumda sos olarak kullanılan “12 Eylül’den hesap sorma” sözünün sık sık hatırlatılması üzerine, eleştirilerin önünü kesmek için yapılıyor olmasın.
Ceza almaları hukuken mümkün olmayan iki zavallı ihtiyar üzerinde yapılan bu göz boyama, acaba Türkiye’nin gerçek gündemi olan zamlar, bölücü anayasa çalışmaları, “dindar nesil yetiştirme” adımlarının üstünü örtmek için olmasın.

**********

EĞER SAMİMİYSENİZ
Açık çağrı yapıyoruz.
Bütün devlet, polis, istihbarat, yargı elinizin altında, kontrolünüzde.
Müdahil olan, acı çekmiş insanların belirleyemeyeceği, o zaman devlet içinde görev yapmış işkencecileri, onlara emir verenleri bulun, yargı önüne çıkarın.
Darbeye destek veren, bugün size yalakalık yapmakta sınır tanımayan gazeteciler başta olmak üzere, kendinizi ve çevrenizdekiler de dahil, herkesi deşifre edin.

**********

EN ÖNEMLİSİ DE
Bugün bir dediğini iki etmediğiniz,
BOP Eşbaşkanlığı görevini size veren,
Emperyalist amaçları uğruna ülke çıkarlarını hiçe saydığınız,
Bütün dünyayı kendi istediği şekilde dizayn etmeye çalışan,
O zaman darbeye tam destek veren ve darbeyi teşvik eden,
Darbe olduktan sonra da “Bizim çocuklar yaptı” diyen
AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ’ nden hesap sorabilecek misiniz?

Devleti ele geçirme yolculuğunuzun başında birlikte kol kola yola çıktığınız,
Ancak son dönemlerde ‘güç’ ve ‘devlete kim sahip olacak’ tartışmasına girdiğiniz,
Pensilvanya’da CIA’nın kontrolünde ve korumasında,
Hakkında hiçbir dava olmadığı halde Türkiye’ye gelmeyi değil,
Amerika’da yaşamayı tercih eden (ya da zorunlu tercih durumu olan),
12 Eylül darbesini alkışlayan,
1 Ekim 1980 tarihli Sızıntı Dergisi’nde (cilt 2 sayı 21) darbeden 20 gün sonra yayınlanan “Son Karakol” başlıklı yazısında “Ve işte şimdi, binbir ümit ve sevinç içinde, asırlık bekleyişin ışığı saydığımız bu son dirilişi, son karakolun varlık ve bekasına alamet sayıyor; ümidinizin tükendiği yerde, hızır gibi imdadımıza yetişen mehmetçiğe, dönüşümün son kertesine varabilmesi dileğimizi arz ediyoruz” diyen FETULLAH GÜLEN’i de mahkeme önüne çıkarabilecek misiniz?

**********

Yapamıyorsanız gerisi laf-ı güzaf.
Bırakın bu Goebbels yöntemiyle göz boyamayı.


İlgili yazılar

Seçimin önemi

Güçlü bir iktidar… Anayasayı.. Yasayı yok sayacak kadar özgüven. Gelenekleri ters-yüz edebilecek kadar pervasız. Dostlukları, arkadaşlıkları bir anda yok sayabilecek

Kutuplaşmanın ekonomisine odaklanmalıyız

  AKP’nin 12 yıllık iktidarının getirdiği noktayı genel olarak kutuplaşma kavramıyla tanımlıyoruz. Gelinen noktada kutuplaşma kavramının yeterli bir tanımlama olup

KADINLARIMIZ MUTSUZ

Geldi yine 8 mart. Dünya Kadınlar Günü’nde sizlere iç açıcı bir yazı yazmak isterdim. Ben böyle günlere inanmıyorum üzgünüm. Anneler

Bir Cevap Yazın