AKP’YE OY VERENLERE…

Bilinen bir hikayedir.

“Başbakan Erdoğan, Karadeniz gezisinde bir üniversiteyi ziyaret etmiş.  Sınıfın birinde öğrencilerle tanışmış. O karizmatik duruşuyla, beden dilini de kullanarak konuşma yapmış.

Etkili konuştuğunu düşünerek “sorusu olan var mı ?” demiş.

Temel “ben size 3 soru soracağım” demiş.
1. Bu kadar yıpranmış olmanız gerekirken,oylarınız nasıl oldu da arttı ?
2. Özelleştirme adı altında, bütün önemli kurumları yabancılara sattınız, bunlardan ne kadar para kazanıldı ?
3. Bu paralar nerede ?

Tam bu sırada zil çalmış.Başbakan “2.derste devam ederiz” deyip çıkmış.
Derse yeniden girince “nerede kalmıştık” diye sormuş.
Bu sefer Dursun ayağa kalkmış “bizim sorularımızı cevaplayacaktınız” deyince,
Başbakan “iyi…tekrar sorun bakalım” demiş.
Dursun “size 5 sorum olacak”demiş.

1. Bu kadar yıpranmış olmanız gerekirken,oylarınız nasıl oldu da arttı ?
2. Özelleştirme adı altında,bütün önemli kurumları yabancılara sattınız,bunlardan ne kadar para kazanıldı ?
3. Bu paralar nerede ?
4. Teneffüs zili neden yarım saat erken çaldı ?
5. Temel nerede ? “

Bir başka hikaye:

Bir Fransız, bir Alman ve bir Türk, müzede “Adem ve Havva Cennet Bahçesinde” tablosuna bakıyorlarmış.

Alman: “Bedenlerinin kusursuzluğuna bakar mısınız? Adem ile Havva mutlaka Alman olmalı.” demiş.

Fransız Alman’a karşı çıkmış: “Havva ne kadar güzel. Adem ne kadar yakışıklı. Bu denli çekici olduklarına göre, hiç kuşkusuz Fransız olmalılar.”

Türk tabloyu uzun uzun incledikten sonra kararını vermiş: “Bunlar kesin Türk’tür. Üstte yok, başta yok,  elmadan başka yiyecek yok,  ama hala kendilerini cennette sanıyorlar.”

Ömer Hayyam da güzel söylemiş:

Celladına aşık olmuşsa millet,

ister ezan, ister çan dinlet

itiraz etmiyorsa sürü gibi illet,

müstehaktır ona her türlü zillet

Son sözü devrimci büyük önderimize bırakalım:

“Halkın çok büyük çoğunluğu okur-yazar değilse, demokrasi fikri, ruhu, bireylere kadar inmemiş, toplum hayatına sinmemişse, aşiretler, kabileler, tarikatlar, başlarındakilerin emrine göre hareket ediyorlarsa, çok partili hayat, ne gerçek bir çok-partili hayat oluyor, ne de seçim gerçek seçim oluyor. İktidar yarışması çok çabuk kavgaya, komitacılığa ya da dini kullanarak oy kazanma mücadelesine, hurafelerle, yalanlarla, iftiralarla, halkı kandırmaya dönüşüyor. Yakın tarihimiz bunun acı, uyarıcı, ihmal edilmez örnekleriyle dolu.”

(M. Kemal ATATÜRK-1924)

 

 


İlgili yazılar

Kasaptaki Ete Soğan Doğramayanlar Utansın!

Bir gün Afyon’dan geçerseniz, üzerine bastığınız topraklarda yüreğiniz cızzz… etmeli..! Biliniz ki, bu topraklar, Haçlı seferleri dönemlerinde ve Kurtuluş Savaşı

“Yürek yakan ilan…”       

Gazetelerde yayınlanan ölüm veya anma ilanları dikkatinizi çeker mi bilmiyorum? Küçücük bir köşeden ateş taşırlar okuyucunun yüreğine… Ölümü, gidenleri, kalanları,

YARIN DİYE BİRŞEY VAR

20 yıl önce yakılan eteşin açtığı yara hala kanıyor… Devlet, ne yazıkki yaşatamadığı gibi ölümlerinin ardından da aciz kaldı. Üstelik

Bir Cevap Yazın