Anneciğime…

Şimdi bir yazı yazsam annemi hüngür hüngür ağlatsam ne güzel olurdu da içimde ki anne sevigisi buna olanca gücüyle engel oluyor. Ne de olsa akşam ekmeğim ve yemeğim de annemden geliyor. Bu durumun bana reel yansıması var tabi ki de… Akıllı evlat olunca gelecek tespiti de yapabiliyorum.
Tanrının biz dünyaya hediyesidir anneler. Her ne kadar anneler günü için harcanan para sevgililer günü için harcanan paranın beş katı az tutarında. Bu da demek oluyor ki sevgiliye pırlanta, anneye karanfil… “Hoş geldin gelin kaynana savaşları.” Neyse ki annem kaynana değil…
Annemciğim, öncelikle benim kadar harika bir evladı dünyaya armağan ettiğin için tüm dünya adına şükranlarımı sunuyorum. Tek kusurun yatılı okullarda büyüğün için, beni de Nazilerin esir kamplarındaki esirler gibi büyüttün  o kadar. Onun dışında herhangi bir sorun yok. Gayet güzel asker olabilirdim, tabii erkek olsaydım.
Bizim için yaptığın ot çorbaları, sağlıklı yetiştirme çabaların asla unutulacak gibi değil. Hele aptal olursunuz diye makarna ve ekmek yedirmedin ya.. harikasın tek kelimeyle. Bize hiç şiddet uygulamadın sabır taşı olsa çatlardı. Bravo, ne diyeyim, terlik bile yemedim… Oklavayı baklava börek ve çörekte kullandın, o kadar çamaşırı biz büyürken nasıl yıkadın hala aklım almıyor, şimdi şartlamaya üşeniyoruz.
Anne olmak ne zor, düşününce bir heykeltıraş gibi insanı şekillendiriyorsun. Bize, erdem sahibi olmanın bol banknotlu cüzdanlı olmaktan iyi olduğunu anlattın hatta bunu bizzat yaşatarak öğrettiniz  babam da sen de… Gayet kendine güvenen, bireysel gücüne inanan, Tembel Kedi Garfıyılıd prensiplerini benimseyen bir kızın oldu. Her dediğine “tamam” dedim ama asla uygulamadım. Bulaşık makinesi anında boşalmadı, ütü anında yapılmadı… Ama canını yakacak hiçbir şey yapmadım. En son böreğin altını fazla pişirmem dışında…
Okula çok küçük başladığım için öğretmenden saklanmıştım sen de beni tuvalette bulmuştun ya.. hala anlamıyorum nasıl bulduğunu… Yaramazlıklarımıza, komşunun çocuklarına şiddet uygulamamıza ki bu durumda annelerinin dırdırlarına, cam kırmalarımıza, top patlatmalarımıza, kafamızı delik deşik, ayakkabılarımızı paramparça etmemize, tembelliklerimize, kötü karnelerimize, iyi karnelerimize, devamsızlıklarımıza, burunlarımızı kırmamıza, uff yine mi ıspanak dememize, çamurlu kıyafetlerimize, dağınık odalarımıza, tamiratlarımıza, terzilikteki yeteneklerimize (!) hastalıklarımıza, daha aklıma gelmeyen nice sıkıntılarımıza katlandın. Üstelik  hala hepsine de ücretsiz katlanıyorsun…
Ya bana anlatmadıkların,  öğretmediklerin yüzünden başıma gelecekler;  yalan nasıl söylenir hiç bilemeyeceğim. Benim siyasi geleceğimle oynadın, hayatımı karattın. Çünkü yalandan nefret edersin. İnsana nasıl ihanet edilir hakkında da herhangi bir bilgim yok ama gidene da asla kal dememeyi yine senden öğrendim.
Kardeşim ellerini sobada yakınca apar topar lojman için dilekçeler nasıl da havada uçuşmuştu, hala gülüyorum…

İki evladındaki üç burun kırığı, iki kol çatlağı, iki trafik kazası, kafalar desen delik deşik, çeşitli yanmalar, bereler kazalar; sayesinde doktor oldun ama bize hiç teşekkür etmedin! Aşk olsun Anne…

Evdeki eğitim, sosyo-kültür ve ekonomi bakanı sen olduğun için sayende gayet iktisatlı biri olup çıktım. Har vurup harman savurmak benim hakkım değil miydi Anne?

Pırlantaya hayır eylemi sonrası babam sana yüzük alacakken onu vazgeçirdiğim için pırlantadan sana ne be kızım, Afrika’daki maden kuyularından sana ne demiştin ya.. O sözlere  hala kahkahalarla gülüyorum. Eee akşamları dışarı çıkmama izin verecektin…

Çernobil bommmladığında bize çay ve fındık yasağı koymuştun. Ne şanslı olduğumu şimdi anlıyorum Anneciğim. Vatan , toprak, bayrak, ağaç, hayvan ve insan sevgisini sayende kazandık. İnsan olmanın erdemini, sevginin ne denli güçlü olduğunu, her insanın bir değer olduğunu ve kuzu pirzolanın nasıl yapılması gerektiğini yine bize sen öğrettin.

Yere düşen ekmeği almayı, yere düşen insanı ayağa kaldırmayı biz yine senden öğrendik. İlk yumuk atan sen olma derdin. Kardeşim futbol maçlarında bu sözünü dinlemedi ceza ver Anne…

Sevgiyle, anlayışla ve cin gibi 6. hisle bize yaklaştın. Kazaktan yelek, yelekten süveter nasıl yapılır senden öğrendim ama hiç uygulamadım. Örgü örmek yerine kitap okumamı sen aşıladın sonra da pişman oldun, son pişmanlık neye yarar…

Anneciğim; kardeşim ve ben senin Anneler gününü kutluyoruz. Seni çok seviyoruz. Seninle birlikte tüm annelerin ellerinden öpüyorum.

Evladını kaybeden annelere, annesini kaybeden evlatlara da Yaradandan sabır diliyorum.


İlgili yazılar

SOLAN ÇİÇEK

Ne kadar acı bir durum. Sen TBMM Başkanı ol, takan olmasın. Protokolde Cumhurbaşkanından sonra devletin iki numaralı adamı ol, kimse

Özür

Bağışla bizi Ata’m Düşmezdi bu bayrak yere, Sırtımızdan vurulmasaydık, Takiyyeci paşalar, Sattı bizi, sattı bizi…   Numarası okundukça “İçimizde” diye

MİLLETİN AYRANI KABARDI

Türkiye’ye ayak bastığında, fotoğrafı daha iyi analiz edecektir diyenleri ters köşeye yatırdı Recep bey. Azıcık alttan alsa her şey çok

Bir Cevap Yazın