ARAP BAHARI TÜRKİYE’YE Mİ GELDİ?

Bu işin sonunda Türkiye’nin zararlı çıkacağını hep söyledik durduk. Ama, iktidar ve aklı tutulmuş destekçilerinin izah edilemez tavırları bizi bu soruyu sormak noktasına getirdi.
Sıra Türkiye’de mi?
Bu soruyu şimdi sormak zorundayız.
Küçük küçük orada burada mezhep çatışmaları, Kürt-Türk çatışması…
PKK’nin Şemdinli’de mevzi savunması noktasına gelmesi…
Bütün bunlardan daha önemlisi insanlarımızın zihniyet olarak birbirlerinden ayrışması…
Kürt, Türk’ü düşman, işgalci görüyor.
Biraz dindar olduğunu düşünen Alevi’yi dinsiz, Alevi, iktidarı Sünni faşizm olarak değerlendiriyor.
Zazalar, Kürtleri, Türkleri asimilasyoncu biliyor, öyle anlatıyor.
Araplar, şu anda kendilerini en sıkışmış topluluk olarak tanımlıyorlar.
Özgür Çerkez Hareketi herkese ateş püskürüyor.
Lazlar, Çamlıhemşinliler kültürel kimliklerini yasal güvenceye kavuşturmak istiyorlar.
Hizbullah, eski gücüne kavuşup İslam’ın bayrağını dikeceğini ilan ediyor.
Arnavutların, Boşnakların, Süryanilerin, Yezidilerin, Aramilerin taleplerini söylememize gerek yok.
***
Türkiye geçmişte sağ-sol kavgası yaşadı. İç savaş denilebilecek bir zaman diliminden geçti.
O yıllarda Türkiye’de sağ ve sol terör örgütleri vardı. Ancak onların hiçbirinin sosyolojik tabanı yoktu. Onlar güçlerini, ideolojilerinden ve militanlarının özel niteliklerinden, konjüktürel olaylardan alıyorlardı. Oysa yukarıda saydığımız tüm grupların sosyolojik bir temeli var.
Terör örgütlerine katılım bir bilinç değişimiyle gerçekleşir. Oysa bu tür gruplarda insanlar doğal halleriyle vardır.
Ve tarih göstermiştir ki insanların doğal kimliklerine karşı mücadele edilemez!
Bir kez insanların doğal kimlikleri siyasal alana taşınıp meşruiyet kazanmış ise çok özel bir durum olmadığı sürece bundan geri dönülemez.
***
Türkiye’de dört temel çatışma alanı bulunuyor.
Birincisi Sünni-Alevi çatışması. Bu topraklarda bin yıllık bir geçmişe sahip.
İkincisi, Türk-Kürt çatışması. Bunun da tarihi 150 yılı buluyor.
Üçünçüsü, sağ-sol çatışması.
Dördüncüsü, Laik-antilaik çatışması.
Bunlardan ilk ikisi doğal kimlikleri harekete geçirme potansiyeli taşıdığından en tehlikeli olanıdır. İkinci ve üçüncü çatışma alanları bir iki ve ikinci çatışma alanını içine alan yada onların içinde ayrıştırıcı işlevi üstlenebilen doğal nitelik taşımayan toplumun o günkü değişim ve gelişim dinamiklerinden etkilenen, ona göre biçimlenen çatışma faylarıdır.
***
İktidar partisi izlediği politikalarla bu dört çatışma alanını harekete geçirmiş durumda.
Türkiye iç çatışma için tutuşmaya hazır bir bozkır haline geliyor.
Türkiye acilen kendi iç sorunlarına dönmeli.
Politik karar alıcılar iç barışı önemseyen bir dil inşa etmeli.
Bunun için önce mezhep çatışmasını körükleyen politikalardan hızla vazgeçilmeli.
Türkiye yeniden etnik kimliklerin özgürce yaşanmasına dayalı ulus inşacı politikalarına devam etmelidir.
Cumhuriyet devrimi, ayrışmayı değil özgürleşmeyi ve birleştirmeyi öne çıkaran politikalarla sürdürülmelidir.


İlgili yazılar

AYNAYA BAKIN

Sevgili Ata’m, Naciz vücudunu toprağa vereli 74 yıl oldu. Sen bize söyleyeceğini zaten 1926’da söylemiştin. “Benim naciz vücudum elbet bir

Bu işin yazı vaa gışı va evecek ne va!

Egemen ve küresel güç senaryolu Ilımlı İslam modeli yurtturmacasının yeni versiyonu olarak siyasetin güdümündeki demokrasimizde baskıcı ve totoliter rejimlere özgü

BU OYUN BOZULMALI

Türkiye direniyor. Lozan’ı unutamayan dış düşmanlar bir tarafta, İçeride yetişen hainler diğer tarafta. El ele verip, Türkiye’yi bölme, Türk’ü Kürt’e,

Bir Cevap Yazın