Atama demokrasisi

Osmanlı’nın Tanzimat ve teşkilat-ı esasiyesinin ardından Cumhuriyetimizin kuruluşundan buyana tek partili, çok partili, askeri ihtilalli, koalisyonlu, darağacı ilmiğinde canlar vererek toplumumuzun sosyo-kültürel ve de geleneksel yapımıza uyarlanmış demokrasimizde yepyeni bir sürece doğru gidiyoruz.

İleri(!) ve müzakereci demokrasimizde dinsel sömürüyü yaşam edilgenliğine çevirme becerisiyle demokratikleşme süreci mehteran yürüyüşü algısını bile değiştirdi. Kapitalist düzenin sömürü çarklarında egemen güçlerin destek ve köstekleriyle çözüm ve çözümsüzlük ,çare ve çaresizlikle eşdeğer hale gelirken adım adım totaliter demokrasiyi yaşıyoruz. Algı farklılıkları suskunluğunun farkındalığyla gerek iktidar ve gerekse muhalefet partilerinde yeni yol haritasını gerçekleştirmek için benzerlikler ve tek adamlık sultasının kabullenirliği tepkisizlikle örtüşüyor.

Yer kapma kavgası siyasi ikbal gibi gösterildikçe de tek adamlı demokrasi öne çıkarken adı müzakereci demokrasi merkez onaylı, tek adaylı belde, ilçe ve il kongreleri günlerindeyiz. Demokrasimiz tabir-i caiz ise,’’ Ha Hasan kel, Ha kel Hasan’’lık… AKP’de neyse CHP’nin de ondan bir farkı yok. MHP’deki emir-komuta zaten biliniyor.

AKP’de Başbakan değişimiyle başlayan ve güç ve bölünme zaafiyetiyle parti içi muhalefeti sindirme bilinciyle 2015 Haziran seçimlerini yaşayacağız. Genel Merkezin seçtiği, beğendiği, onayladığı isimlerle seçim yapmak usüldendir. Bugüne kadar taban demokrasisinden söz edildikte tabanın, teşkilatların eğilimine bakılmadı ki. Ha kamuya görevli atamışsın, ha siyasi partilere yönetici.

Buna totaliter değil Atamalı demokrasi demeliyiz.Bu tür uygulamalar heyecanını yitirmiş, yorgun, çözüm üretemeyip statüyü korumacı siyasetlere özgüdür.Bunun geçmişte pek çok örnekleri yaşandı. Gerek AKP kanadında yeni yeni partilerin birer birer kurulmaya başladı. Partiden ayrılan İdris Bal, Demokratik Gelişim Partisini kurarken İçişleri eski Bakanı Ordu Milletvekili İdris N.Şahin de, Anayurt’u kuruyor. CHP’de kopmalar, MHP’nin mevziyi koruma çabaları bizi demokraside koalisyonlara doğru koşar adım götürüyor.Bunu 2015 Haziran seçimleri öncesinde, sonuçlarında ve sonrasında daha net göreceğiz.

AKP’de Zonguldak belde, İlçeleri ve İl kongresindeki süreç neyse CHP’nin de bundan farkı var mı. Alaplı’da tek aday açıklanıyor. İl Başkanı adayı açıkladığı gün biri çıkıyor,siyaset etiğine aykırı olduğundan adaylığını açıklıyor. Birkaç gün sonra da aynı bürodan gönderilen e-mail ile bir başkasının adaylığı duyuruluyor. Tepki gösterenin çekildiği söyleniyor. Ama nedense aynı duyarlılığı 22 yıllık siyaset geçmişine karşın aynı duyarlılığı ve siyaset ciddiyetini gösteremiyor. Benzerini 2009 yerel seçimler arefesinde 18 yıllık deneyimiyle yapmıştı. Mehteran bile 2 ileri bir geri yürürken Alaplı ‘da ise bir ileri 5 geri ! Alaplı’da Pazar günü yapılacak seçim uzun süre konuşulacak.
CHP’ye bakıyorsun kaygan bir zeminde siyasetin içinde.Ankara ile ilişkilerin özü yer kapma kavgası. Merkez yoklaması zorlaması Genel merkezce sıralamayla değişiyor. Çarşaf listeler fermuarla sisteme dönüyor..İl Başkanının 2015 hesapları tam fiyasko…37 yıl aradan sonra Çaycuma’da Belediye Başkanlığını kazanan ekibi görevden almak için okus-pokus siyaseti de tutmamış.. Ereğli’de yerel seçim kaybedilmiş, İl’de 21 kişilik yönetimden 18’i ‘’İstemezük’’deyip istifa ediyor. Yeni İl Yönetimine atama yapılınca da sanki çok başarılıymış gibi çıkıyor ‘’Ben çok başarılıydım . İl Başkanlığına adayım’’diyebiliyor. Bir yandan da eski Milletvekili Harun Akın da siyaset deneyimiyle,’’İl’de de varım. Milletvekilliğine de adayım’’ diyerek ortaya çıkıyor. Birkaç kişi daha aday.. CHP’de İl Başkanı aday çokluğu pazarlıkları da yaratacak.
….
Ulu Önderimiz Atamızın 76.ölüm yıldönümünde algı farklılıklarına bir kez daha yaşadık. Bayramlardaki alternatif kutlamalar ve anmalar toplumsal ayrışmanın göstergeleri. 10 Kasım günü saat 09.05’de tüm ülkede hayat bir dakikalık saygı duruşu ve ardından İstiklal> marşımızın söylenerek bayrağımızın yarıya indirilmesinde ilginçlikler yaşandı. Gazete haberlerine göre İstanbul’da bir polis bulvarda saygı duruşu için kontak kapatan araç sürücülerini telsizle eylem yaptıklarını anons ediyor. Amirlerinin yönlendirmesiyle eylemi anlamış. İyi de sirenler çalıp, saygı duruşu yaparken ne yapmış ? orası belli değil. Bir siyasetçinin,’’İki ayyaş’’ diye itibarsızlaştıran sözünde milyonlar Anıtkabir’e yığılırken hükümet etmekle devlet olmanın farklılığı görüldü. jetlerimiz göklere kalp çizerek sonsuz saygıyı gösterdiler. Cumhurbaşkanı Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’ndaki törende,’’Yakın zamana kadar milli birliğimizi tahrip eden nice girişim Gazi Atatürk’ün aziz hatırasını istismar ederek meşrulaştırılmak istendi’’sözleriyle nereye mesaj veriyordu?

Başbakan Davutoğlu da bir etkinlikte,’’Dersim açıkça bir Kerbela’ydı’’ derken tarihi gerçekleri dinselleştiriyor. Geçmişi inceleyen, o dönemlere ait pek çok kitap belge incelemiş okumuş araştırmış biri olarak Dersim isyanının böylesine bir benzetmeye gündeme getirilmesi çok ama çok yanlış. Kerbela Hz.Ali’nin oğlu Hz.Hüseyin ve ailesinin Emevi devleti halifesi Yezid’in askerlerce katledilmesidir. Dersim isyanı Atatürk’ün emriyle 1937’de bastırıldı. İngilizlerin bölgedeki provokatif çalışmalarını iyi bilmek gerekir. Hatta İlk Türk Kadın savaş pilotumuz Sabiha Gökçende o harekatta görev aldığı gibi Adalet Parti döneminin Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’de o dönemde Polis Müfettişi olarak Elazığ’da yaptıklarını anılarını topladığı kitabında ayrıntılı olarak anlatır.

Gözyaşı dökmekle ünlenen Bülent Arınç da gündeme giriverdi. Atatürk, Enver Paşa ve silah arkadaşlarıyla birlikte Teşkilat-ı mahsusa’nın önemli elemanlarından Çerkez Ethem’in kurtuluş savaşı yıllarında yunanlılarla işbirliği yaptığını hepimiz tarihten biliyoruz. Daha sonra Yunanistan’a ardından da Ürdün’e gitmişti. Vatan haini ilan edilen Çerkez Ethem’in vatan haini olmadığını söylerken itibarının iade edilmesini istemiş. Siyaset bu.. 1960 ihtilaliyle yargılanıp İmralı’da idam edilen eski başbakanlardan Adnan Menderes’e de uzun yıllar sonra iade-i itibar vermiştik.


İlgili yazılar

Kültür Bakanlığı’nın Say ambargosu!

Besteci piyanist Fazıl Say’a Kültür Bakanlığı’nın uyguladığı sansür beni uzaklara götürdü. 2. Dünya Savaşı ile Avrupa yıkılıyordu… Hitler her yerde

BUYURUN SİZE KIŞLA

MERAL IŞIK Eğer,ille de kışla diyorlarsa, Eyüp-Rami ye gelsinler. Kocaman bir 2. Mahmut kışlası var. Nizam-ı Cedit askeri için inşa

Zalimleri Korkaklar Yaratır

“Ey efendiler, sorgulamayan insan cahildir. Sorgulatmayan ise zalim !” Büyük Atatürk her konuda olduğu gibi, zulüm ve zalimlik konusunda da

Bir Cevap Yazın