ATATÜRK OLMASAYDI…

TBMM’de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç arasında ilginç bir diyalog (süreci!) yaşandı. Kamer Genç, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’e, “Atütürk bu cumhuriyeti kurmasaydı, siz hangi tarikat mensubu kitlenin bilmem kaçıncı eşi olurdunuz” dedi.

Tartışmaya dönüşen sürecin ardından Kamer Genç kınandı. Ben de kınıyorum sizi sayın Kamer Genç; durduk yere Atatürk’ün adını andığınız, durduk yere kadınları düşünmeye teşvik ettiğiniz için. Size hiç yakışmadı.

Üstelik bunu öyle bir olayın ardından yaptınız ki….

Hatırlayın değerli okurlar, akil kadın Kezban Hatemi, bir kaç gün evvel Siirt’te adamdan sayılmadı. Bu ifadeyi kullandığım için beni de kınayabilirsiniz, ama tam da böyle oldu.

Siirt’in Aydınlar ilçesinde akiller bir medreseye gitti. Kezban Hatemi, kadın olduğu için Molla Burhaneddin Medresesi’ne alınmadı. Haber ajansları ve gazeteler bunu kibarca, “Prof.Dr. Kezban Hatemi, Molla Burhan Medresesi’ne kadınların giremediği gerekçesiyle ricada bulunularak alınmadı” şeklinde verdi.

Kimse buna yakışıksız demedi, bu devirde hala medrese mi var diye sormadı, ne zamandır tekke ve zaviyeler serbestçe faaliyet gösteriyor ki akiller ziyaret ediyor diye sormadı.

Heyet Medrese hocası molla ile görüşürken, Hatemi gazetecilerle sohbet etmiş. Kendisi de hiç rahatsız olmamış demek ki bu durumdan.

Oysa sayın Hatemi’den kendisini ikinci sınıf insan yerine koyan bu uygulamaya tepki vermesi beklenirdi değil mi?

Kadınların özgürce girebildiği camiler, kiliseler düşünülürse bir medrese nedir ki? Heyetteki öteki akillerin bu duruma itiraz etmesi beklenirdi hatta! Haddimi aşarak, kınanmayı göze alarak bir adım daha ileri gidiyorum galiba.

Bugün Türk kadını bir takım sosyal ve feodal engelleri aştığında okuyor, meslek sahibi oluyor, her alanda adını duyuruyor, sokakta özgürce dolaşıyor, pilot, doktor, hemşire, sekreter, memur, öğretmen, gazeteci, avukat, savcı, hakim, kıymetini bilmeseler de milletvekili hatta bakan olabiliyorsa Atatürk sayesindedir.

Bunu bize hatırlattığınız için sizi esefle kınıyorum sayın Kamer Genç. Çok yakışıksız oldu!

Atatürk bugün keyfini sürdüğümüz reformları neden yaptı? Türkiye kocaman bir medrese olmasın diye hanımlar.

Kadınlarımız için Atatürk’ün öngördüğü gelecek bu muydu sayın Hatemi? Bu muydu sayın Fatma Şahin?

Atatürk, bu yozlaşmayı gördüğü için tekke ve zaviyelerin kaldırılmasını, tarikatların kapatılmasını istedi. Bütün tarikatlarla birlikte, şehlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük, gaipten haber vermek ve murada kavuşturmak amacıyla muskacılık gibi, eylem, unvan ve sıfatların kullanılmasını, bunlara ait hizmetlerin yapılmasını ve bu unvanlarla ilgili elbise giyilmesini yasakladı.

88 yıl sonra bugün yeniden bizi bu lekeyle baş başa bırakıyorsunuz.


İlgili yazılar

Diktatör yetmedi bir de Haseki Sultan çıktı

Akşam Kız Sanat okuluna gitmiş, mezun bile olamamış. Şimdi anlı şanlı bilim adamlarına, bürokratlarına ahkam kesiyor. “Türkiye’nin 90 yıllık enkazını kaldırdık.”

Hedefteki CHP

Türkiye yasadışı dinleme ve tezgahlardan çok çekti. Hala da çekiyor. Hatırlayın,Deniz Baykal’a kurulan tuzağı… CHP’nin genleri değiştirildi. Sonra TSK’ya kurulan

“Yürek yakan ilan…”       

Gazetelerde yayınlanan ölüm veya anma ilanları dikkatinizi çeker mi bilmiyorum? Küçücük bir köşeden ateş taşırlar okuyucunun yüreğine… Ölümü, gidenleri, kalanları,

Bir Cevap Yazın