BABA ALTAN VE OĞULLARI

Çetin Altan ismini bilirsiniz. Gazete köşe yazarlığının, Türk edebiyat tarihinin en iyi roman ve fıkra yazarı. Şiir, öykü, oyun, anı, gezi, deneme, mizah, çocuk kitapları var.

Tam bir üstad. Adı saygıyla anılacak değerli insan. 85 yaşında olmasına rağmen yazılarına devam ediyor, engin bilgisini yansıtan sohbetlerine doyum olmaz.

Gün görmüş denilen insanlardan. Pekçok tarihi olaya da tanıklık etti. Neler yaşadı, neler. Yakın tarihi yaşayan ve en iyi yorumlayan insanlardan.

27 Mayıs 1960 darbesine yakından tanıklık yaptı. Aynı tarihli Milliyet Gazetesi’ndeki köşesinde “BÜYÜK GÜN” başlıklı yazısında duygularını özetle şöyle yansıtmış:

BÜYÜK GÜN

Bütün Türk vatanperverleri bu muazzam ve şanlı günün sevinci ve heyecanı içindeler.

…Türk Silahlı Kuvvetleri’nin medeni bir şekilde devlet idaresine el koymaları ve memleketi karanlık bir akibetten kurtarmaları, tarihimizin büyüklüğüne yakışan mutlu bir hareket olarak, milletimize hür ve insan haklarına uygun ufuklar açmaktadır.

…Bütün vatandaşların bu yeni devrin kapısından bir tek vücut halinde girmeleri ve her türlü şahsi duyguların üzerinde, memleket menfaatlerini düşünmeleri en kutsal vazife olmuştur.

Hakiki hürriyetin saati çalmıştır. Atatürk’ün inkılaplarına bağlı olarak demokratik bir memlekette Türklüğün şerefine yakışan bir nizamın temelleri atılmaktadır.

Yaşasın Türk Milleti, Yaşasın Türk ordusu”
Çetin Altan, 12 Mart 1971 darbesini de destekledi.

“Atatürk’ün Sosyal Görüşleri” adında bir de inceleme kitabı var. Mustafa Kemal’in yaptıklarını anlattığı inceleme kitabında kullandığı üslup, bugün oğullarının beğenmeyeceği bir yaklaşım.

Acaba kendisi aynı duyguları taşıyor mu, yoksa bir ‘değişim’ geçirdi mi, onu da bilemiyoruz.

İki oğlu bir kızı var. Oğulları Ahmet ve Mehmet.
İki oğlu da Çetin Altan’ın geçmişte yazdıklarını inkar eden kişiler. Her fırsatta bir Atatürk, cumhuriyet düşmanlığı yapıyorlar ki sormayın.

Özellikle Prof. Mehmet’in kin ve nefretini anlamakta insan zorlanıyor. Hiçbir fırsatı kaçırmaz, ağır hakaretler eder, “İkinci Cumhuriyet” isminin babası.

Böyle olunca AKP iktidarının en büyük destekçisi oldu, iktidara yaranmakta sınır tanımadı.Karşılığında da hükümetin yayın organı Star’da baş yazarlıkla ödüllendirildi.

Meslektaşları, ayrı düşündüğü bazı aydınlar iktidarın gazabına uğrar, işlerinden olur, içeriye tıkılırken çıt çıkarmadı. Bazı düşünceleri iktidar tarafından beğenilmeyip de kapının önüne konulunca konuşmaya başladı.

Neden böyle yaptı? Oturduğu koltuğun sıcaklığı kaybolduğu için mi yoksa aldığı paradan mahrum olduğu için mi… Bilmiyoruz.

Beyfendi, kardeşinin sorumlu olduğu Taraf gazetesine konuşmuş. AKP iktidarına biraz çatmış ama, bunu yaparken bile Mustafa Kemal’e olan kin ve nefretini kusmayı ihmal etmemiş.

“Dindar Kemalizm istemiyoruz”, “Birinci cumhuriyete de bu nedenle karşıydım zaten” demiş.

4+4+4′ ü eleştirmiş, Başbakan Erdoğan’ın totoliter tutumundan, çocuk sayısı belirlemesinden yakınmış.

10 yıldır söylediğimiz noktaya gelmiş zat-ı alileri.

Günaydın.


İlgili yazılar

POP STAR, DANS STAR, YETENEK STAR…

Yazımı çok fazla uzatmadan sonlandırmayı düşündüğüm anda, televizyonda dönüp duran ‘star’ yarışmalarına, birkaç okurumdan gelen mesaj üzerine, bir iki kelime

Cumhuriyetin Eksiği: Cumhuriyetçilik!

Cumhuriyetin 91. yılındayız. Bir o kadar şansız bir dönemden geçiyoruz. Cumhuriyetin temel değerleri, ilkeleri önemsizleştirmekle kalmadı, büyük ölçüde yok edildi.

Nereye Baksan Acı Ve Mendilimde Kan Sesleri

Dün gece geç saatlere kadar, Diyarbakır Mermerli Karakolundan gelen acı haberleri takip ettim. Gecenin bir yarısı; sabaha karşı muhtemelen; odanın

Bir Cevap Yazın