BASRA HARAP OLDUKTAN SONRA…

Gençler “sesimizi duy” diye döküldü sokağa.
“Çapulcular”

Evden destek verdi aileler.
“Tencere tava hep aynı kafa”

Polis şiddetinden kaçıp Allah’ın evine sığındılar.
“Ayakkabıyla girdiler, içki içtiler. Cuma günü yayınlayacağız”

Prodüksiyon bitmedi sanırım, Cuma akşama kadar bekledim, yayınlanacak görüntülerden ses seda yok.

Ortalık sütliman iken, vali müdahale yok açıklaması yapmışken, Taksim savaş alanına döndü.
“Anladığınız dilden konuşacağız”

Gençler inat ettiler, şiddete karşı, otoriterliğe karşı, diktaya karşı, yapılan tüm baskıya, uygulanan tüm şiddete rağmen azalmayıp çoğaldılar.
“Afedersiniz büyük abdestlerini bile oraya yapıyorlar”

Olaylarda biri polis 4 kişi hayatını kaybetti. 20 civarında ağır yaralının yoğun bakım servislerinde bulunduğu bildiriliyor. Milletin polisi kafaları hedef alarak sıktı çünkü biber gazını.

Sorumlular ortaya çıksın derken, bir Büyükşehir Belediye Başkanı “Değerli Türk Polisi, Ankara sizinle gurur duyuyor” diye pankart astı eylem parkına. Kim olduğunu biliyorsunuz siz. Adını anmak gelmiyor içimden.

FİŞLEME MUHTEMELDİR

Kim çıktı sokağa? Kimler gitti Gezi’ye? Doktorlar, avukatlar, bankacılar, sanatçılar, öğretmenler, öğrenciler ve nihayet anneler-babalar…
Sürek avı başlarsa şaşırmayacağım.

Olmaz demeyin, doktorlar hakkında başlatılan soruşturmayı düşünün.
Kamu kurumlarında zaten memurlara uyarılar yapıldı, “sosyal medyaya dikat edin” denildi. Bazı kulaklar çekildi.

HANGİ MESAJI ALDI ACABA?

Neyse, süreci sizde benim kadar biliyorsunuz. Zehir saçan bir dil nihayetinde sıra sıra heyetlerle görüştükten sonra, en başta yapması gerekeni sona bıraktıktan sonra; “Yargı kararını bekleriz” dedi, “yargı ne derse desin halka sorarız” dedi. “Mesaj alındı” dedi.

“Badül harap ül Basra” (Basra harap olduktan sonra) çok merak ettim aldığı mesaj ne olabilir ki?

Yaralıları tedavi eden doktorlara soruşturma açılması gerektiğini mi anladı?

Penguen belgeseli yayımlamak yerine haber yapan kanalların kapatılması gerektiğini mi anladı?

Destek veren avukatların yaka paça dövülerek polisçe götürülmesini mi anladı?

Vatandaşların mezheplerine göre sünni, şii, alevi, şafi v.s olarak sınıflandırılabileceğini mi anladı?

Sıfır güven sayın Başbakan, üzgünüm ama, özrü kabahatinden büyük der büyüklerimiz. Konuştukça belki gönül aldığınızı sanıyorsunuz ama kocaman bir züccaciye dükkânı gibi memleket görmüyor musunuz? Ağzınızdan çıkan her kelime ile değerli bir kristal daha kırılıyor.

İşte bu yüzden gençler “Direnişe Devam” diyor ama bilmem bu defa mesaj alındı mı?


İlgili yazılar

Parsellemek fıtratlarında var

Ankara’nın nefes alabildiği bir tek ormanı kaldı. ODTÜ ormanı. Hemen yanında Bilkent Üniversitesi’ne doğru uzanan bir yeşil alan daha var.

TBMM: AÇILIŞI VE YAPISI

Önce Meclis… Yer: Karargâh binası Tarih: 4 ya da 5 Nisan 1920 akşamı… Halide Edip, Adnan Adıvar, Cami Baykut, Yunus

Postallı Darbe Önlendi Ya Sivil Darbe…

“Erdoğan, gücünü arttırmak için darbe girişimi kurgulayabilir” Kim demiş? Washington Post-7 Nisan 2016 Benzeri iddialar yine aylar öncesinden İngiliz medyasında

Bir Cevap Yazın