BETERİN BETERİ VAR

Artık bende veliyim.

Geçen hafta, altı yaşını dolduran oğlumun kaydını yaptırdım.

Elbette yeni eğitim yasasından etkilendim, kendi payıma düşeni aldım. Ama yinede ben şanslıyım. Anlatayım.

Balgat Yüzüncü Yıl İşçi Bloklarında oturuyorum. Çocuğumu 150 metre uzaklıktaki Ülkü Akın ilköğretim okuluna kayıt yaptıracağımdan içim huzur doluydu. Çalışan anne ve baba olarak okula götürme ve getirme işlerini kayınpederime vermiştik. Okul öğretmenlerinden bazıları da tanıdığımızdı.

Ne var ki özürlü zihniyetin tercihleri hukuk haline getirildiğinden benim bu planlarım da boşa gitti.

Evimin yanındaki okul, Ortaokul’a dönüştürüldü.

Uzun bir süre bizim hangi okula kayıt yaptıracağımız belli olmadı. Eve en yakın iki ilkokul vardı. Biri Türk İş İşçi Blokları İlkokulu, diğeri Çukurambar’daki Arjantin İlkokulu. Bekledik, karar alıcıların bize biçeceği kaderi. Sonuçta öyle bir sınır çizilmiş ki aynı sitenin içinde biz Arjantin İlköğretime, karşımızdakiler ise Türk İş İlkokuluna kayıt yaptırıyor. Sitede arkadaş olanların okulda arkadaş olmasına izin vermeseler de biz şanslıydık.

Arjantin İlkokulu, bu civarın en donanımlı okulu. Tek olumsuz yanı kalabalık sınıfları. Kayıt yaptırırken sınıfları gezdim, sıraları saydım. Sınıflarda 18-20 sıra bulunuyor. Bu sınıf mevcutlarının 36-40 öğrenci olduğunu gösteriyor.

150 metre uzaklıktaki okuldan şimdi yaklaşık 1km uzaklıktaki okula gideceğiz. Komşularıma göre bu açıdan da şanslıyım.

Özürlü zekâların hukukunda herkes elbette benim gibi hatta komşularım gibi şanslı olmadı.

Geçenlerde sizler de okumuşsunuzdur. Üsküdar’da bir ilkokulda birinci sınıf mevcutlarının 85’e ulaşmasından dolayı okul müdürü, velileri duyarlı kılmak için bu bilgiyi okul kapısına asmış.

Böyle bir okulda eğitim nasıl olur, çocuklar ne yapar düşünmek bile istemiyorum. Sadece içimdeki isyan büyüyor, öfkem kabarıyor.

Sonra dönüp beterin beteri var görüyorsun işte diyorum.

Evet beterin beteri de var!

Zekâ özürlü eğitim kanunu çıkartılırken sendikalar(Eğitim Bir-Sen adlı sendika hariç) bağırıp durdular. Dediler ki 50 bin kadar sınıf öğretmeni bu kanunla mağdur olacak. DNA’ları özel koruma altına alınıp korunması gereken zekâlar, biz 60 aylık çocukları okula başlatacağımızdan bu mağduriyet olmayacak dediler.

Ardından 60 aylık çocuklar yerine 66 aylık çocukları kayıt yapacağız diyerek genelge yayınlayarak çıkardıkları kanunu deldiler.

Ama sonuçta öğretmenler mağdur oldu. Öğretmenlerin önemli bir bölümü norm fazlası haline geldi. Bu, yeni bir okulda görev yapmanın dışında büyük ölçüde taşınmak demek, yol parası demek. Artık oradaki yöneticilerin insafında maaş karşılığı ders bulana kadar sürünmek demek.

İlginç olan Bakanlığın norm kadro fazlalığıyla ilgili açıklamayı önce asılsız ilan etmesiydi. Oysa Türk Eğitim Sen 29. 103 sınıf öğretmenin açıkta kaldığını gösteren kapsamlı bir çalışma yayınladı. (http://www.turkegitimsen.org.tr/haber_goster.php?haber_id=14528)

Bu liste aslında darbenin nerelere vurulduğunu da gösteriyor. Okullar dijitalleştirilirken Bilişim öğretmenleri norm fazlası haline geldi. Çünkü dersleri kaldırıldı. Özellikle Hüseyin Çelik ve Nimet Çubukçu döneminde çok önemli adımların atıldığı okulöncesi eğitim terk edildi. En fazla öğretmen ihtiyacının olduğu alan, şimdi norm fazlası veren üçüncü grubu oluşturuyor.

Devam edelim beterin daha beteri var!

66 aylık olduğu halde çocuklarını okula kayıt yaptırmak istemeyen velilerin durumuna bakın. Çocuklarının zihinsel ve bedensel gelişimlerinin okul için uygun olmadığını doktor kontrolüyle belgelemeleri gerekiyor. Böylesine onur kırıcı bir uygulamayı kabul etmek gerçekten zor.

Hâlbuki beyanla ortaya konulabilecek bir durum. Bunun için en önemli ölçüt çocuğun tuvalet ihtiyacını kendi başına karşılayıp karşılamadığıdır. Bunu kalabalık bir ortamda tek başına yapabiliyorsa çocuğun okula kaydının yapılmasında hiçbir sakınca yoktur. Ancak yapamıyorsa, yani tuvalet araçlarını kullanamıyorsa çocuk için okul, ağır travmaların yaşanacağı yer olabilir. Sınıf mevcutlarının bu kadar yüksek olduğu okullarda öğretmenlerin çocukların bu ihtiyaçlarını karşılamada yardımcı olmaları çok zor, hatta imkânsız.

Birinci sınıf öğrencilerinin bu amaçla bir hafta önce başlatılması 66 ay çocukları için yeterli olmayacaktır.

Sözlerimi bir öneriyle bitirmek istiyorum.

Okulların eğitim-öğretime açıldığı ilk hafta Başta Milli Eğitim Bakanı olmak üzere, bu yasaya katkı vermiş, destek olmuş herkesi en yakınlarındaki okulda sosyal sorumluluk anlayışıyla görev almaya davet ediyorum.

Sadece kendilerinin gitmeleri yeterli olacaktır.

Okullarda yeterince peçete ve su var efendim!


İlgili yazılar

GÜLE GÜLE ENSTRÜMANTAL MÜZİK…ÇOK YAŞA POPÜLİZM…

Zaten onu hiç sevmedim ben, hiç sevmedim. Yalnızlığımı bölüştüm bir ara hepsi o kadar; sonra içten içe gülüştük biraz, bir

TAYYİP DEMOKRASİ OTOBÜSÜNDEN İNİYOR

Terör örgütü, Tayyip’in yol arkadaşı PKK, ülkenin bir bölgesinde polis gücünü kurdu. Kimlik kontrolü yapıyorlar artık. Yüzleri sarılı, siyahlar giymiş

Ben 8 Mart’ın ruhunu sevdim!

Bir günlük ateşkes!. Ben 8 Martın ruhunu sevdim. Ben 8 Martın cinsel, sınıfsal, toplumsal, dinsel ve de ırksal başkaldırışın sevdim.

Bir Cevap Yazın