BEYEFENDİ BUYURMUŞ!..

Beyefendi, Türkiye Cumhuriyetinin Milli Eğitim Bakanı.
Sözün kısası, geleceğimizin orkestra şefi.
Sözüm ona akademisyen, bilim insanı!
Ama sözleri kara mizah literatüründe özel olarak üzerinde durulacak kadar zengin!
Beyefendi buyurmuş;
“Bu kanunla ilgili önümüzdeki yıldan itibaren uygulamalarımıza başlıyoruz. Daha önceden mahkeme bunu reddettiği halde tekrar müracaat etmeyi ben samimiyetsizlik olarak görüyorum. Daha da önemlisi daha önceden yine CHP bu konuyla ilgili olumlu mesajlar vermiş ve buna dair düzenlemeler yapılabileceğini beyan etmişti. Şimdi yaptığı davranış, önceki beyanlarından farklı bir davranış, onlarla çelişen, reddeden bir davranış. Ben CHP’yi Meclis’e ve mahkemeye saygı duymaya davet ediyorum.”
Bunun neresine gülelim, neresini düzeltelim
Gülmek isteyenlere her yeriyle gülmelerini, düzeltmek isteyenlere de her cümlesini düzeltmesini önerebiliriz.
Ama biz gülemiyoruz, düzeltemiyoruz!
Sadece olamaz, olmamalı diye haykırıp dövünüyoruz.
Anayasa Mahkemesinin onayladığı, TBMM İçtüzüğüne uygun bulduğu, 4+4+4 akıl dışılığı komisyon görüşmelerinden ibaret.
Beyefendi, CHP’nin önceki başvurusunun İçtüzük ihlaliyle ilgili olduğunu kanunun kendisiyle bir ilgisinin olmadığını nasıl bilmez?
Daha o günlerde “Kılıçdaroğlu’ndan karara saygı bekliyorum” dediğinde, Beyefendinin asıl itirazla karıştırmış olabileceğini düşünmüş, bunun bir yanlış bilgilenmeden kaynaklanmış olacağına ihtimal vererek üzerinde durmamıştık.
Yukarıdaki sözleri okuyunca epey zamandır ede geldiğim duayı sizlerle paylaşmak istiyoruz:
“Allahım, bu zatı muhtereme verdiğiniz aklı, zekâyı, bir başka kulunuza nasip etmeyiniz! Çünkü onunla muhatap oldukça muhataplığımız kabir azabı gibi oluyor. Bizi koru Allahım! Amin”
Sakın duamızı şaka olarak görmeyin!
Çaresizliğin pençesinde kıvranıp duran birisi olarak şaka yapacak, hal ve dermanımız yok.
Hele okul kayıtlarının başladığı, okul müdürlerine Bakan fetvalarının peşrev yapıldığı bugünlerde şakayla, hicivle bizim işimiz olamaz.
Bakınız, CHP’nin 4+4+4 kanununu Anayasa Mahkemesi’ne götürmesi pek üzerinde durulan bir konu olmadı.
Bunda kanunların Anayasa’ya aykırılığı noktasında Anayasa Mahkemesinin muhakeme yeteneğini kaybetmiş olmasının büyük rolü var.
Böyle bir gelişme şaka ya da hiciv kaldırır mı?
Ayrıca bizde Aziz Nesin değiliz hani!
Öyle bir becerimiz, yeteneğimiz yok!
Mahkeme Başkanı Haşim Kılıç’ın yıllarca karşı çıktığı Kanun Hükmünde Kararnamelere son Kanun Hükümünde Kararname yetki kanununda evet demesi artık böyle bir kurumun güvenilir olamayacağını, adalet makamı olmayacağını gösterdi. CHP’nin İçtüzük başvurusunda gösterilen tavırda aynı nitelikte.
(Ne kadar ciddi söyledik değil mi?)
Dolayısıyla CHP’nin başvurusundan hukuk adına bir karar beklemiyoruz ama büyük çoğunluğu samimi dindarlardan oluşan bu kuruldan, din adına İslam adına bir karar bekliyoruz.
Örneğin seçmeli “Kur’an’ı Kerim” ve “Peygamberimizin Hayatı” dersleri için iptal kararı verebilecekleri noktasında bir düşüncemiz var.
Bu samimi dindarlar kurulunun şöyle düşüneceğini sanıyoruz.
– Müslüman için Kuran’ı Kerim söz konusu olduğunda seçme hakkı diye bir şey söz konusu olamaz. Kuranı Kerimin seçmeli hale getirilmesi Müslüman’ı yasayla günaha bulaştırmak gibi bir sonuç doğurur ki bunu kabul edemeyiz.
-Peygamberimizin Hayatı dersine gelince, bu derste anlatılanlar zaten zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisinde var, ayrıca ciltlere sığmayan bir hayatın bu kadar kısa anlatılması, peygamberimizin Ahlakıyla ahlaklanmaktan eksik nasiplenmek gibi bir sonucu doğurabilir.
-Çocukların bu yaşta peygamberimiz ve Kur’an’ı Kerim ile bu kadar içli dışlı kılınması onlarda Kur’an’a ve Peygamberimize karşı bir duyarsızlaşma yaratabilir. Bu da dinimize zarar verebilir.
Elbette bizimkisi sadece sanmaktan ibaret.
Ortada Türkiye’nin dinselleştirilmesi ile ilgili kapsamlı bir proje söz konusu.
Ve bu projede görüşlerine en son itibar edilecek insanlar ise ne yazık ki samimi dindarlar.
“Halkın kendi üzerindeki egemenliği, her insanın kendi düşünceleri üzerindeki egemenlikle hazırlanır”
Doğru mudur?
Evet dediyseniz, doğrudur dediyseniz ikinci soruya geçelim:
Peki bu nasıl gerçekleştirilir?
“Düşünceler üzerinde egemenlik, evrensel kültüre açılma yoluyla, yöntemli düşünme pratiği ile bu pratiğe temel izleklerini kazandıran referanslar eklemlenerek kazandırılır.”
İtirazınız var mı?
Yok ise birisi söylesin bu yasanın akılla, insanlıkla ilişkisini!
O halde “Beyefendi Buyurmuş”a devam!


İlgili yazılar

Diktatör yetmedi bir de Haseki Sultan çıktı

Akşam Kız Sanat okuluna gitmiş, mezun bile olamamış. Şimdi anlı şanlı bilim adamlarına, bürokratlarına ahkam kesiyor. “Türkiye’nin 90 yıllık enkazını kaldırdık.”

Nerden nereye!

Pir Sultan Abdal’ın ; “Pir Sultan Abdal’ım ey dede himmet Kendine cevretme aleme rahm et İstanbul şehrinde ol sahib-devlet Tac-ı

Halkın Oylarıyla Başlayan Diktatörlük Yolculuğu

İnsanları hatta tüm canlıları bir araya getiren ve bir arada yaşamaya sürükleyen nedenler vardır. Bu nedenler birbirinden farklı olsa da

Bir Cevap Yazın