“BİLİMİ İNANCA DÖNÜŞTÜRMEYİN!”

Bu çağda bu yüzyılda demeyin. Söz konusu Türkiye olunca hiçbir şey sürpriz değildir.

Muhteremlerden biri haykırıyor. “Bilimi inanca dönüştürmeyin!”

Bugüne kadar bilimi inanca dönüştüren bir topluluk ortaya çıktığına, bilim adına peygamber, kutsal kitap yazana rastlayamadıysak da söylenen söz doğru. Bilimi inanca dönüştüren kim ise yanlış yapıyor.

Birde bunun tersi var.

İnancının dayanak aldığı bilgileri, yargıları, bilim diye ortalığa salıveren. Bunun için insanlar üzerinde baskı kuran…

Bir de bunlar var.

Muhterem bunlara dair iki kelam etmiş midir diye haberin devamını okuyorum. Yok.

Yok, çünkü bugün okullarda, tam da inancın bilim diye dayatılması gerçeği var.

Milli Eğitim Bakanının açıklamalarına bakılırsa “Evrim Teorisi” Biyoloji ders kitaplarından çıkarılmış.

Kendilerine yakışanı yapmışlar.

Bari Fizik derslerini de tümüyle kaldırsalar. Fiziğin doğa kanunlarına dair açıklamalarının hiçbir yerinde inanç yok. Kimyayı da unutmamak lazım. Onu da kaldırmak gerek.

Fiziği, Biyolojiyi, Kimyayı hatta sonunda “loji” bulunan tüm dersleri kaldırmakta büyük yarar var.

Eğer bunu yaparsak, bilim mi inanç mı tarzı ikilemlerden topyekun kurtulmuş oluruz!

Ayrıca gündelik hayatta bir işimize yaradıkları da yok bu bilimlerin. Hangi sorunumuzu çözmüş bu bilimleri bilmek. Nenemin okuması yazması yoktu. Gayet akıllı çıkarımlar yapardı. Doğayla da barışıktı. Kurdun, kuşun hakkını vallahi bütün okumuşlardan daha iyi verirdi.

Şu şehirlere bakın, şu başımıza gelen musibetlere bakın, hepsinin altında en iyi eğitimi almış, mühendislerin, politikacıların imzası vardır.

Neyimize bizim okumak, öğrenmek. Hele birde fizik öğreneceğiz. Yaşamda hangi sorunumuzu çözer ışığın kırılmasını öğrenmek!

Ne güzel az öğrenelim öz öğrenelim.

Şu okulların sürelerini de bir azaltsak bari. Birde utanmadan zorunlu yapıyoruz. Hani bu ayıptan da kurtulmamız gerek diye düşünüyorum!

Ne ise, lisede öğrendiklerim de benim hiçbir sorunumu çözmedi. Ancak sorunlarımı çözmediklerini şaşırtıcı ama lisede öğrendiklerimle anlayabildim. Hani az buz bir şey değil bu!

Anlayan anlamıştır.

Bakanımızın anısına geçeyim.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Biyoloji ders kitabıyla ilgili Bakan danışmanlığı yaptığı döneme ilişkin bir anısını anlatmış.

Muhtemeldir ki benim lise 3. sınıfta okuduğum ders kitabına atıf yapıyor. 600 sayfayı aşan bir kitaptı o dönemin Biyoloji ders kitabı. Adı da ilginçti “Modern Biyoloji” idi. Bu kitabın sayfa sayısının nasıl azaltmak için uğraştıklarını anlatıyor.

Lisedeyken inanılmaz keyifle okuduğum kitaplardan biriydi o kitap. Özellikle içindeki resimler ilgimi çekerdi, sayfasının kabarık olmasında kullanılan resimlerin çokluğunun payı büyüktü. Sadece bu kitap değil lise fen bölümlerinin okuduğu fizik kitapları da inanılmaz kalınlığa sahipti.

1985’te liseden mezun olduğumu o kitabı da diğer ders kitaplarımla birlikte sakladığımı söylesem bilmem inanır mısınız?

Ben okula her gün 7 km yol yürüyerek giderdim. Bir gün olsun ders kitabını yanımda götürmediğim olmamıştır. Çünkü öğretmenlerimiz ders kitaplarını her gün yanımızda bulundurmamızı isterlerdi. Bugünün öğrencileri inceltilmiş ders kitaplarını evlerine dahi götürmezler. Ya sıranın gözünde öylece bırakırlar yada bazı okullarda kendilerine verilen dolaplarda saklarlar.

O günlerin öğrencileri o kitabın kalınlığını sorun etmezken, bugünün öğrencilerinin bugün neden bunu sorun ettikleri üzerine düşünsek belki daha sağlıklı sonuçlara ulaşabiliriz. Ama nerede?

Harika ders anlatan ama evrim karşıtı bir Biyoloji hocamız vardı. Kendisini de çok severdim. Yaşıyorsa Allah uzun ömürler versin.

Evrimle ilgili o kitapta 30-40 sayfalık muhteşem bir bölüm vardı. Sıra o konuya gelince buradan sorumlu değilsiniz deyip o sayfaları atlamıştı. Merak eden de okusun gibi bir şey söylemişti hatırladığım kadarıyla. Ben o söylemeden okuduğumdan, onun sözüyle merak edip okuyan oldu mu bilmiyorum.

12 Eylül sonrasının Talim Terbiye Kurulundan böyle bir kitap nasıl geçmiş bugün dahi anlamış değilim.

Bir ders kitabının kalınlığını sizin kazandırmak istediğiniz kazanımlar belirler. Eğer bir karşılaştırma yapılacaksa o günün Biyoloji dersinde hangi kazanımlar öngörülmüştü, bugünkünde hangisi öngörülüyor bunun karşılaştırılması gerekiyor. Sadece sayfa sayısına bakılarak yapılacak bir eleştiri demagojiden öteye geçmez.

Tekrar başlangıçtaki konumuza dönersek, inançla bilim arasında insanları tercih noktasına getiren inanç adına konuşanlardır. İnançların doğayı ve evreni açıklama biçimleriyle bilimin doğayı ve evreni açıklaması hiçbir biçimde uyuşmaz. Bilimde kanıtlama, gerekçelendirme esastır. Oysa inanç bunu talep etmez. Bilimin kanıtlamaları zamanla yanlışlanabilir, oysa inancın yanlışlanmasından söz edilemez. Bilimin ortaya koyduğu bilgi bilinemezi bilinir hale getirir. Buna karşılık inanç, bilinmezi, bir başka bilinemez ile açıklar.

Bilimin açıklamalarıyla inancın açıklamaları birbirinin rakibi haline getirilmediği sürece bir insanın dünyasında birlikte yer alabilir. Bunu başarabilen sayısız bilim insanı vardır. Batıda, bilime önemli katkılar sağlamış birçok insanın din adamı olmasının temel nedeni de budur.

Milli Eğitim Bakanının sayfasının azaltılmasından söz ettiği kitapta, hatırlıyorum, Mendel’i ayrıntılı biçimde anlatan bir bölüm vardı. Mendel’in papaz olduğu, kilisesinin bahçesinde deneylerini yaptığı anlatılırdı. Müslüman din adamları arasında bilim yapan kimdir bilmiyorum. İbni Sina’dan bahsetmeyin çünkü iyi bir din eğitimi almış olmasına karşın o bir doktordu..

Nedense Batı Hıristiyan Dünyası sayısız Mendel yetiştirmişken, bizde bunun örneği yoktur.

Evrimin önemli isimlerinden biridir Mendel. Onun kalıtımı bulan çalışmaları inanılmaz biçimde bilime, evrim kuramına katkılar sağlamıştır.

Darvin ve evrim teorisi inanca dönüştürülüyormuş.

Kim miş bunu yapan edepsiz, densiz? Cevap yok. Yok çünkü böyle bir şey olamaz.

Katolik kilisesinin Darvin’den özür dilediği bir zamanda Darvin’e yönelik bu düşüncelerin derdi ne olabilir? Üstelik bunu söyleyen de bir din adamı da değil. Ama dinci olduğundan, dinden geçindiğinden kuşku duymuyorum.

Olan aslında Darvin’e olmuyor, dinin, inancın kendisine oluyor. Bilimle inancın yarıştırıldığı her yerde inanç kaybeder, yozlaşır.

Darvin’i kimsenin savunmasına gerek yok. Görüşlerini kabul etmek zorunda da değilsiniz. Ama onun muhteşem bir bilim insanı olduğu gerçeğini sizin bu tavrınız ortadan kaldırmaz. Evrim gerçeğini de… Bu tavrınız sadece kendi ülkenizde bilime, bilimsel düşüncenin gelişimine zarar vermenin dışında bir sonuç yaratmaz.

Bu öngörümüz gerçekleşir mi gerçekleşmez mi bilemem. Zamanla her şey belli olur.

Ben hayli iyimserim. İyimserliğimin nedenine gelince;

Maskelenmiş bir bilim anlayışıyla mücadele etmektense böylesi açık, anlaşılır, bir karşı koyuşla, mücadele etmek daha kolaydır.

Bildiğimiz bir durumu bu kadar açık söyledikleri için kendilerine teşekkür etmeliyiz.

Bir politikacıya böyle bir şeyi söylettirmek kolay iş değildir. Bizimkilerin kendiliğinden söylemek gibi güzel huyları var, hiç değilse buna sevinelim.


İlgili yazılar

Doğal değil insani felaketler

Hopa’da yaşanan sel felaketinin ardından yine kendimizi sorgulamamız gereken bir döneme girdik. Ancak artık sorgulamanın  yanında bir de önlem alınması

Lider Barzani

Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nden Kuzey Irak’a… Mesut Barzani hayallerini kurduğu ülkede doğdu! Mahabad Cumhuriyetinde. Mahabad Cumhuriyeti egemen güçlerin de desteklediği, Kürt

OKULLARDA SÜT DAĞITIMI

Okullarda süt tüketiminde yaşanan zehirlenme olayı, bize birkaç konuda ders vermektedir. Birincisi, çocuklarımızın sağlıklı beslenmelerinin bu tür kampanyalarla yapılmasının ne

Bir Cevap Yazın