BIRAKIN… KUTSAL DİN DUYGUSU VİCDANLARDA KALSIN!

Giritli Derviş Mehmet;

“Ben mehdiyim. Şeriatı ilan ediyorum. Bana kimse mukavemet edemez”[1]

“Taraf-ı ilahiden geliyoruz. Şeriat istiyoruz. Askerin kılıç ve kurşunu bize işlemez. Herkes bu bayrağın altından geçecektir. Geçmeyenleri kılıçtan geçireceğiz. Bugün zeval (öğle) vakti yetmiş bin kişi bize yardıma gelecektir.”

Osman Çavuş;

“İnşaallah reis-i cumhuru gebertirler de rahat yüzü görürüz, fes giyeriz.”

15 gün boyunca zikrederek kendilerinden geçen yüze yakın silahlı adam…

En öndekinin elinde kutsal Sancak-ı Şerif… Yani üzerinde Kur’an-ı Kerim’den ayetlerin yazılı olduğu yeşil bayrak…

Karşılarında silahsız bir subay ve manevra mermileri taşıyan erler…

Yaralanan Subay, hemen yakındaki caminin avlusuna doğru koşar. Bu sırada bir el daha ateş edilir ve Subay avluda yere düşer. Cephaneleri olmayan müfrezedeki askerler geri çekilirler. Subayın düştüğünü gören mehdi Mehmet, yanındakilerden birisinin bıçağını alarak avluya gider. Yerde yatan ve henüz ölmemiş olan Subay’ı sürükleyip, bir ayağı ile vücuduna basarak yüzüstü yatırıp bıçakla boynundan keserek, başı alır ve saçlarından tutarak taşa vurur…

Subayın kesik boynundan fışkıran kanı avucuna doldurur içer… İçer…İçer…

“Gazez Camisi girişinin sol tarafındaki bahçede arkası üstü yatık, sağ tarafında kasaturası kınından çekik bir halde, elbiseleri kanlı, başı boynundan ayrılmış ve etrafındaki toprakta çok fazla kan lekeleri bulunan, tahminen 25 yaşlarında, üzerinde hâki renkte askeri elbise olan; orta boylu, kumral benizli, saçları az ağarmış cesedin, Menemen’de 43’ncü Alay 1’nci Tabur 3’ncü Bölük Takım Komutanı Yedek Subay İzmirli Hüseyin oğlu Kubilay olduğu anlaşılmıştır.”

Asıl adı Mustafa Fehmi… 1906 doğumlu… Girit’ten göçen bir ailenin çocuğu… Terzi çıraklığı yaparken öğretmen olmayı istemiş… Sınava girmiş, kazanmış… Bursa Öğretmen Okulu’ndan 1926’da mezun olmuş… Heyecanlı, atak, devrimin ateşli savunucusu yağız bir delikanlı… Türk tarihinden esinlenerek adına Kubilay’ı eklemiş…

Sonra Derviş Mehmet meydana tekrar dönüp, Kubilay’ın kesik başını camiden aldıkları sancağın ucuna geçirir… Sancak ucunda takılı başla birlikte meydandaki elektrik direğine yürür… Sancağı direğe bağlamak için halktan ip ister.. Kamil’in, dükkânından getirdiği iple sancak, direğe bağlanır…

Sıkıyönetim Komutanına göre “bu vak’a dört beş serseri tarafından (yapılmış) adi bir vak’a olarak kabul edilmemelidir. Bu olayı meydana getirenler, sabırsız ve acele davranarak bu işin ortaya çıkmasına sebep olmuşlardır. Bu hususta, memleketimizde gizliden gizliye çalışan ve bir teşkilat meydana getiren hain eller bulunduğu mutlaka dikkate alınmalıdır.”

Kubilay’ın şehit ediliş biçimi Atatürk’ü böğründen vurur. Cumhuriyet Ordusu’na yayınladığı başsağlığı mesajında, duyduğu derin acıyla birlikte devrime ve halkına olan inancını da vurgular.

“Menemen’de yakınlarda meydana gelen gericilik girişimi sırasında Yedek Subay Kubilay Beyin görevini yaparken öldürülmüş olmasından dolayı Cumhuriyet ordusuna başsağlığı dilerim. Kubilay Beyin şehit edilmesinde gericilerin gösterdiği vahşilik karşısında Menemen’deki halktan bazılarının alkışla onaylamaları, bütün cumhuriyetçi ve vatanseverler için utanılacak bir olaydır.

Vatanı savunmak için yetiştirilen, içteki her politika ve ayrılığın dışında ve üstünde saygın bir konumda bulunan Türk subayının, gericiler karşısındaki yüksek görevinin yurttaşlar tarafından yalnız saygıyla karşılandığına kuşku yoktur.

Menemen’de halktan bazılarının hataları bütün millette acıya sebep olmuştur.

Saldırının acılığını tatmış bir kesimin genç ve kahraman Yedek Subayın uğradığı saldırıyı, milletin bizzat Cumhuriyet’e karşı bir öldürme girişimi olarak kabul ettiği ve cüretkârlarla, destekçileri, ona göre takip edeceği kesindir. Hepimizin dikkati bu sorundaki görevlerimizin gereklerini duyarlılıkla ve gerektiği biçimde yerine getirmeğe yöneliktir.

Büyük ordunun kahraman genç subayı ve Cumhuriyetin idealist öğretmenler topluluğunun değerli üyesi Kubilay’ın temiz kanı ile Cumhuriyet, hayatını tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır.”

Yüce din duygusunu ait olduğu asıl yerden, bireylerin vicdanlarından çıkarıp kendi kişisel, grupsal çıkarları için siyasetin malzemesi yapanlar bilmelidir ki din adına işlenen cinayetlerde oluk oluk akan kan vardır. Öldüklerinde şehit olup cennet kapılarının kendilerine açılacağını düşünenlerce işlenen cinayetler, insan onuruyla bağdaşmayan bir vahşete ve kana sebep olmuştur. Tarih, böyle kaydetmektedir… Özellikle Türk Tarihi…

Derviş Mehmet’e Kubilay’ın kesik boynundan akan kanı avuç avuç içtiren zihniyet budur… Menemen de gözler önüne serilen bu vahşet tarihten ders çıkarmayı düşünmediğimiz için Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta yinelenmiştir.

Ders almayı düşünmediğimiz sürece de yinelenecektir.

——————–

[1] Alıntılar, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Arşivi’nde bulunan ve Genelkurmay Sitesi’nde bir dönem yayınlanan Menemen dosyasına aittir.


İlgili yazılar

Yaşanmışlık itirafı!

O bir insan…İsmi şimdilik saklı kalsın. O’nun yaşam tutkusu inancı tesettürle bütünleştiği büyük bir kentteydi. Sosyal altyapısıyla hoşgörü kültürünün uyum

Besinlerin glisemik indeks tablosu

Gıdaların kan şekerini yükseltme hızına glisemik indeks denir. Eşit miktarda karbonhidrat içerseler de yiyeceklerin kan şekerini arttırıcı etkileri birbirinden farklıdır.

Kılıçdaroğlu nasıl bir MYK oluşturacak?

Tek başına aldığı karar sonucu meydana gelen Ekmeleddin İhsanoğlu depremi CHP’lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu salladı ama yıkamadı. Eğer yeterli güçlendirmeyi yapamazsa

Bir Cevap Yazın