BİZ BU FERMANI YIRTARIZ BE USTA!

Büyük Usta!Bir ferman yayınlatmışsın: “Ankara’ya giriş, 1. Meclisin önünde toplanmak yasak!” diye.
Biz bu fermanı yırtarız be Usta!
Para etmez senin fermanın bu ulusal bilinç ve uyanış karşısında. Parça parça edip, suratına fırlatırız fermanını!..
Kuşatmaları yarar geçeriz. Yalakalarının ve yağdanlıklarının, anlattıklarını gerçek sanıp şişim şişim şişiniyorsun. Ama, öküze özenen kurbağa gibi olduğunun farkına varamıyorsun.
Şişinmekten patlayacaksın.
Patladığın zaman, parçaların bile bulunamayacak.
Onun için fazla şişinme.
Bu ülke senin gibi nelerini gördü.
Milletin birliğini bozmaya hiç birisinin gücü yetmedi. Hepsi silinip gitti. Sen de gideceksin, tarihin çöplüğüne… Gitme vaktin de geldi.. Üç gün mü desem, üç ay mı desem geldiğin gibi gideceksin. Ardından uğurlar olsun diyenler bile çıkmayacak.
Yedi düvele karşı verilen bir savaş sonrası kurulan CUMHURİYET’i yasaklamak senin neyine… Kim oluyorsun sen! Bir de utanmadan ATATÜRK’e ve arkadaşlarına sataşıp duruyorsun. Aslında senin yaptığın cami duvarına…
Büyük Usta Nazım bir şiirinde “Güneşin Zaptı Yakın” demişti.
Şimdi milyonlarca genç Mustafa Kemal, güneşi zapt etmeye hazırlanıyor. Güneşi zapt edeceğiz, çaresi yok. İstersen o şiiri bir oku. Oku da olacakları bir gör. Bak ne diyor Koca Nazım :

GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ
Bu bir türkü:-
toprak çanaklarda
güneşi içenlerin türküsü!
Bu bir örgü:-
alev bir saç örgüsü!
kıvranıyor;
kanlı; kızıl bir meş’ale gibi yanıyor
esmer alınlarında
bakır ayakları çıplak kahramanların!
Ben de gördüm o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
güneşe giden
köprüden
geçtim!
Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi.
Ben de söyledim o türküyü!
Yüreğimiz topraktan aldı hızını;
altın yeleli aslanların ağzını
yırtarak
gerindik!
Sıçradık;
şimşekli rüzgâra bindik!.
Kayalardan
kayalarla kopan kartallar
çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını.
Alev bilekli süvariler kamçılıyor
şaha kalkan atlarını!

Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!

Düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların
göz yaşlarını
boynunda ağır bir
zincir
gibi taşıyanlar!
Bıraksın peşimizi
kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!

İşte:
şu güneşten
düşen
ateşte
milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!

Sen de çıkar
göğsünün kafesinden yüreğini;
şu güneşten
düşen
ateşe fırlat;
yüreğini yüreklerimizin yanına at!

Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!

Biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk!
Güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız,
toprak kokuyor bakır sakallarımız!
Neş’emiz sıcak!
kan kadar sıcak,
delikanlıların rüyalarında yanan
o «an»
kadar sıcak!
Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak,
ölülerimizin başlarına basarak
yükseliyoruz
güneşe doğru!

Ölenler
dövüşerek öldüler;
güneşe gömüldüler.
Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!

Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!

Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!
Kalın tuğla bacalar
kıvranarak
ötüyor!
Haykırdı en önde giden,
emreden!
Bu ses!
Bu sesin kuvveti,
bu kuvvet
yaralı aç kurtların gözlerine perde
vuran,
onları oldukları yerde
durduran
kuvvet!
Emret ki ölelim
emret!
Güneşi içiyoruz sesinde!
Coşuyoruz,
coşuyor!..
Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!

Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaaaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!

Toprak bakır
gök bakır.
Haykır güneşi içenlerin türküsünü,
Hay-kır
Haykıralım!

29 Ekim’de milyonlar Güneşi Zaptetmeye geliyorlar Ankara’ya… Cumhuriyet’in ilan edildiği Birinci Meclis’in önüne…Yüreklerinde yurt sevgisiyle.
Sen her şeyi biliyorum sanıyorsun, ama hiç bir şeyi bilmediğini bilmiyorsun. Aziz Nesin yıllar önce sanki seni tarif etmiş “Bir Değil İki” adlı şiirinde.
Kısacası usta hiç bir şeyi bilmiyorsun.
Bu milletin kendi küllerinden her zaman doğacağını ve hiç bir zaman pes etmeyeceğini bilmiyorsun, bilemiyorsun.
Atalarımız, bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp demişler.
Öğrenmemekle büyük ayıp işliyorsun bu Usta!…


İlgili yazılar

BİTMEYECEK VATAN AŞKININ ADIDIR FENERBAHÇE….

Ankara Fenerbahçeliler Derneği’nin Anıtkabir’e  düzenlediği  “Türkiye için adalet, Fenerbahçe için adalet” yürüyüşü Türkiye’nin gündemine barışı, yurtseverliği, birliği  sevgiyi; vatan satıcılarının

Üretilen Kin Karşı Kini Büyütüyor

  Kürt sorununun çözümüne evet. Çünkü Kürt sorunu dediğimiz şey insanların aidiyetlerini, bu aidiyetlerini ifade eden dil ve kültürlerinin ifade

İzin de neymiş?

Memurus dediğin; iznini kullanır, keyfine bakar, maaşı bankasına yatar, akşam mesaisi bitince de evine giden bir tür canlıdır. Ben de

Bir Cevap Yazın