BÖYLE GELDİ BÖYLE GİDİYOR!

Bugünlerde Milli Eğitim Bakanlığında bir grup başkanlığına(eski ismiyle daire başkanlığına) bir sekreterin atanması tartışılıyor. Tartışanlar haklı olarak Milli Eğitimi kimler yönetiyor diye soruyorlar?

Haklı olmalarına haklılar da önceki dönemlerde yapılan atamaları içlerine sindirmiş olduklarından biraz da gülünç oluyorlar?

Sekreterlerin özel kalem müdürü, bakan danışmanı olduğu dönemler ne çabuk unutulmuş!

Özel kalem müdürünün çocuğu için yönetmelik değiştirilmesini ne çabuk unuttuk.
*
Aslında özel kalem müdürlüğü kadrosu Bakanlar tarafından kadrolaşma yapmak için en uygun kadrodur. Konuyla ilgili muhalefet milletvekillerinin sordukları yazılı ve sözlü sorular incelendiğinde bu kadronun böyle kullanıldığından kuşku duyulmayacaktır. Elbette sadece özel kalem müdürlüğü kadroları değil aynı değerlendirmeyi Basın Müşavirliği kadrosu içinde yapmak mümkündür.

Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan (başka milletvekillerinin de sorduklarını tekrarlamakta yarar var) her bakanlığa ayrı ayrı bu kadroların nasıl kullanıldığını ortaya koyan soru önergeleri sormuştu. Bu önergelerin çoğu cevaplanmadı. Tarım Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının verdiği cevaba göre bu makam Bakanların dışarıdan (doğal olarak yakınlarını) kolayca devlet memuru yapmak için kullandığı kadro olduğunu açıkça göstermekteydi.

Tarım Bakanı Mehdi Eker (http://www2.tbmm.gov.tr/d22/7/7-14040c.pdf) Kasım 2002 tarihinden 2006’nın 5. Ayına kadar 17 kişi bu göreve atanmıştı ve bunlardan sadece 3 ü daha önce devlet memuruydu. 14 kişi açıktan atanmıştı ve bu kişiler kamu kuruluşlarına dağıtılmıştı.

Dönemin İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu ise sorulan soruları tümüyle cevaplamaksızın Kasım 2002’den 27.05.2006 tarihine kadar 20 kişinin açıktan özel kalem müdürü olarak atandığını belirtmişti. (http://www2.tbmm.gov.tr/d22/7/7-14004c.pdf)

Yukarıda belirttiğim gibi bazı bakanlar bu soruyu cevaplamadılar.

Dönemin Milli Eğitim Bakanı cevaplayanlar arasındaydı. Önergeye verilen cevaptan öğreniyoruz ki (http://www2.tbmm.gov.tr/d22/7/7-14023c.pdf) Bakanlığın özel kalem müdürlüğünde biri görev yapıyor, protokolde yerini alıyor olmasına rağmen birilerinin kolay yoldan devlet memuru, öğretmen olması için 4 kişi atanmıştı ve onlar ilk maaşlarını alarak devletin çeşitli birimlerine dağıtılmıştı. Böylece KPSS bu kişilerin kâbusu olmamıştı.

Kimse bunların üzerinde durmadı.

Yıllar önce Servet Kabaklı Tercüman Gazetesinde “Robot-Çelik” başlıklı bir yazı yazmış bakanlığın “Şengül Hamamı”na döndürüldüğü iddiasında bulunmuştu. Bakanlık bürokrasisini yakından takip edenler bu yazıda ima edilenin ne olduğunu çok iyi biliyorlardı o yazıyı okudular ama ne yazık ki sustular.

Milli Eğitim Bakanlığı 2013 yılı bütçesi konuşulurken CHP Sinop Milletvekili Engin Altay TBMM kürsüsünden bazı ithamlarda bulunmuştu. (http://www.tbmm.gov.tr/tutanak/donem24/yil3/ham/b04201h.htm) Nedense kimse üzerinde durmadı.

Velhasıl kelam, özel kalem kadroları gerçekten özel oluyorlar.

Varsın biri de Grup Başkanı oluversin.

Yıllarca sessiz kalıp ortalığı karıştırmanızın, pişmiş aşa su katmaya çalışmanızın bugün hiçbir değeri yok!

Bre kardeşler çoktan “hak geldi batıl zail oldu”, “böyle geldi böyle gidiyor”!
*
Yinede sizler ses vermeye devam edin. Yazdıklarım hükümsüzdür.


İlgili yazılar

CUMHURİYET BAYRAMINI KUTLAMAMAK!

Ne ilgisi var denebilir? Cumhuriyet ve diğer milli bayramlara, günlere, sembol ve değerlere karşı geliştirilen politikaların başlangıcı Newyork’taki İkiz Kuleler

Ulusalcılık Etiketi

Yıllardır şu “ulusalcı” lafına taktım. Mehmet Şevket Esendal’ın “Feminist” adlı öyküsünün kahramanı gibi kime sorduysam doğru dürüst bir cevap alamadım.

“EŞEK DÜŞTÜĞÜ YERE BİR KERE DÜŞER”

Milli Eğitim Bakanlığının tarihi (buna Osmanlı dönemi de dahil) başarısızlıkla biten reformların, yeniden yapılanmaların tarihidir. Son 10 yılda yapılan reformlar

Bir Cevap Yazın