BU KUMAŞTAN ‘DEMOKRAT’ ÇIKMAZ

Birkaç gündür hepimiz eylemle yatıp, eylemle kalkıyoruz.
Gezi parkı ile başlayan ancak, otoriterlik dozunu gittikçe artıran, eylemiyle söylemiyle tek adamlığı empoze eden, başbakanın şahsına yönelik bir öfke seline dönüştü durum.

Evdeki ateş sönmeden Afrika’ya hareket eden Başbakan, gazeteci ile tartışırken diyor ki; ” Evlerinde zorla tuttuğumuz bu ülkenin yüzde 50’si.” Yangına körükle gidiyor Başbakan. Halkın yarısını öteki yarsına düşman ediyor.

Ama kusura bakmayınız efendim, buzağının altında fil aramayınız. Bizi sokağa döken sizsiniz. Yaptığınız resmen provakasyon. Marjinalliği de şahsınızda görüyoruz aslında böylece. Ve 10 yılın sonunda bu söyleminizle bir kez daha gösterdiniz ki, sizden demokrat olmaz.

KİM YÜRÜYOR HER GECE BU SOKAKLARDA?

Siz anlamaya çalışmıyorsunuz, bakmıyorsunuz sokağa. Hatta belki de birkaç fotoğraf koydular önünüze, size göre marjinal olan küpeli delikanlıları, askılı bluz giyen kızları gösterdiler sanırım. Çünkü sizin için onlar “normal” değil biliyoruz.

Anlatayım yine de çünkü; sokakta yürürken yanımda kimler var diye baktım. Mahallemizin okulundan bir öğretmen, bir tane daha. Önümde yürüyen bizim mahallenin Eczacısı. Hepsinin yanında 20’li yaşlarındaki evlatları da var. Daha ileri uzatıyorum bakışlarımı… Önüm sıra, yürüyenler bizim apartmandaki öğrenciler; arada bir evden kek, börek kokusu yükselince, canları çeker diye kapılarını çaldığım, bir tabak uzattığım delikanlılar. Yüzüm aydınlanıyor. Sokağa inemeyen, yaşlılar balkonlardan tencere tava çalıyorlar. Çocuklar nöbete koşulmuş, lambalar yakılıp söndürülüyor.
Bir el dokunuyor omzuma, bakıyorum, biraz da şaşırıyorum, çünkü bu kadının kocasını çok iyi tanıyorum. Kocası iktidarın bürokrasideki elemanlarından biri. Yüzüm daha da aydınlanıyor. Kolumu atıyorum beline, kol kola yürüyoruz. Hiç sormuyorum, sorgulamıyorum, neden yalnızsın demiyorum, “gel” diyorum. Yanımda yürü…

Bütün çapulcular toplandık mahallede tur atıyoruz… “Ankara uyuma, vatanına sahip çık!”
Biri laf atıyor, “Eee ne olacak yani?”, “Bir şey olacak, mecburen” cevabı veriliyor.
“Ankara uyuma, duy sesimizi!”

TWİT BELASI DEĞİL, DİL BELASI

Peki bu insanlar sokağa nasıl döküldü anladınız mı?
Hani o öfke dolu, yaralayıcı, kibirli, bu ülkenin özellikle okumuş yazmışını sürekli aşağılayan, iğneleyen dil var ya, doktora şiddet uygulatan, atanamayan öğretmene neredeyse ‘okumasaydın’ diyen ama Diyanet İşlerine aldığı personeli MEB’e kaydırarak kadrolaşan, kadına sürekli kaç çocuk doğuracağını, nasıl doğuracağını dikte eden, dini gerekçelerle çocukların okula başlama yaşını değiştiren, oraya cami yaparım, buraya kışla kurarım, şurası da AVM olacak diyen, muhalif herkesi susturmayı ilke edinen, öğrenciyi coplatan, gazlayan, beğenmediği yazarı işinden ettiren, sorusunu beğenmediği gazeteciyi fırçalayan, ABD’de özel eğitimlerden geçirilmiş gençleri ülkeye getirip kamu kurumlarında liyakati, kıdemi yok sayarak müdür, başkan, koordinatör atayan, talimatı verdim yapılacak diyen, kimin nerede nasıl içeceğine, hangi parkta nasıl oturacağın kadar karışan ve bir türlü “iki ayyaş” kimdir izah edemeyen dil var ya, senin mütedeyyin kimliğine hiç yakışmayan küfürlü dil, işte o dildir seni bu hale düşüren Usta. “One minute” diyor halk, hala susmuyorsun.

“TENCERE TAVA HEP AYNI HAVA”

Marjinal diyor usta, dış mihraklar diyor, CHP diyor hala… ‘Tencere tava, hep aynı hava’ diyor… Kibirinden bir adım geri atmıyor. Anlamıyor hala. Gezi parkı artık sadece Gezi değil ki Usta!

Sizin gerçek niyetinizi, bunca kırıcı dile karşın söyleyemediğinizi tabanınız söylüyor bu arada. Biz söylesek, komplo dersiniz ama işte Kastamonu’nun İnebolu ilçesi Gençlik Kolları Başkanınız da twit atıyor. Diyorki, “Taksim Gezi Parkı’ndan sonra Anıtkabir’i de yıkarız elhamdülillah”

Erken konuştu sanırım, henüz bu aşamaya gelememiştiniz siz oysa! Ama ben de erken konuşuyorum; sıkıysa yıkın.


İlgili yazılar

SİLİVRİ’DE ADALET TERAZİSİ İŞLEMİYOR

Silivri içimde bir sızıydı. Gidememek, o ortamda bulunamamak, tarihe tanıklık edememek, hukuk, adalet, yargı nasıl işliyor! görememek… Gittim, gördüm, yazıyorum.

İNÖNÜ’DEN ŞÜPHELENMEKTE HAKLIYMIŞIM…

Ben bazı yazarlar gibi, “ben söylemiştim” diyerek böbürlenenlerden değilim. Ama, gelişmeler bazen böbürlenmeyi de gerektiriyor. Daha önce bu sitede Reyhanlı

TAYYİP BEY’İN İNSAN SEVGİSİ!

Başbakan Erdoğan’ın göz boyamak, Kendi iktidarının suçlarını örtmek, Yalanlarına insanları inandırmak için, En çok kullandığı söz nedir? Söyleyelim: “Biz yaradılanı

Bir Cevap Yazın