CAZ MÜZİĞİNİN POPÜLERLİĞİ ÜZERİNE

Dünyadaki müzik formlarına şöyle kısaca bir baktığımızda içlerinden çok azının bir anda ilgi odağı olup dünyanın yetenekli müzisyenleri tarafından icra edildiğini görürüz. İşte caz müziği de bu tarifini yapmış olduğum duruma tamda uyuyor dersek yanlış bir cümle kurmuş olmayız. Peki, nedir caz müziği ve gerçektende dünyada neden bu kadar popüler ve saygın bir yer edinmiştir. Veya şu anda bulunduğu yeri ve popülerliği sahiden hak ediyor mudur? İşe isterseniz belki ne olduğu hakkında fazla bir fikri olmayan yâda tam manası ile caz müziğini takip etmeyen okurlarım için şöyle kısa bir genel bilgi ile başlayalım.

Caz müziği,1900’lü yılların başında A.B.D’de ortaya çıkan ve doğaçlama tekniklerinin sık kullanıldığı bir müzik tarzıdır. Caz’ın ilk çıkış yıllarında beslendiği akım, aslında Blues diye tabir ettiğimiz köle Afrikalıların halk müziğidir. Bu nedenle de birçok müzisyen tarafından Güney Afrikalıların icat ettiği bir müzik olarak bilinir. Aslında bu müziği tanımlamak güçtür. Ancak en genel kabul gören şey, önemli bir öğesinin doğaçlama olduğudur. Blues’da sık görülen doğaçlamanın kökenine de baktığımızda karşımıza yine Afrika çıkar. Caz, armoni bakımından da müziği beslemiş ve klasik armoniden ayrı bir armoni şekli geliştirmiştir. Caz müziğinde genellikle saksafon, klarnet, trombon, piyano, kontrbas, gitar gibi çalgılar kullanılır. Tam olarak caz müziğini ayrıntılı bir şekilde açıklayamamış olsam da yüzeysel olarak ve sizleri sıkmamak için bu kadarını yazmayı uygun buldum.
Gelelim işin görünen diğer yüzüne yani, bana bu yazıyı yazdıran asıl sebebe. Şu bir gerçek ki dünyada çok fazla konuda farklı farklı şeyler, görmüş olduğu yoğun ilginin zararını veya faydasını görmüştür. Ama bu durum müzik olunca çok farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Dünyada müzik çok etkili bir iletişim aracıdır diyebiliriz. Ve bu araç bazen amaç dışı kullanılıp farklı boyutlara da taşınmıştır. Bir müziğin popüler bir durum kazanmasının altında yatan çok farklı sebepler yatabilir. Bunu istersek olumlu, istersek de olumsuz taraflara çok rahat çekebiliriz. Ama bugün konumuz Caz müziği olduğundan yazımı kısaca sonuca şöyle bağlamak isterim. 1900’lerin başında köle Afrikalıların halk müziğinden türeyen ve dünyada birçok dalda müzik yapan müzisyenlerin ilgi odağı olan, evrensel bir kimliğe bürünen ve kendine has birçok zor ve teknik özellikleri olan bu müzik, şu anda dünyanın en popüler müziği olma yolunda emin adımlarla yürümektedir. Öyle ki, birçok müzik dalının caz müziği ile çiftleştirilmesinden dolayı ortaya farklı farklı ürünler bile çıkmıştır. Yani bir bakıma birçok müzik dalı aslında niyetler kötü olmasa da cazın gazabına uğramıştır diyebiliriz. Bu durumun en temel sebebi ise popülizm dalgasına kapılan müzisyenlerin caz merakı ve anlamsız bir şekilde, farklı bir müziği cazla sentezleme çabalarıdır. Çünkü caz artık çok saygın ve ilgi gören bir müzik türü olduğundan birçok müzisyen cazın bu popülerliğini kullanmakta ve ortaya dünyadaki birçok müzik formunun birde caz uyarlamasını çıkarmaktadır.
Bunda ne gibi bir sakınca var diyebiliriz. Ancak şunu gözden kaçırmamamız gerekir. Popülizm ve cazın içinde bulunduğu bu yüksek ivme, şu anda anlamsız ve gereksiz olarak tüketim kültürüne hizmet etmekte ve bu durum bana göre cazın ne kadar teknik olarak zengin ve derin bir müzikal yapısına sahip olsa da popülizmin tuzağına ve içinin boşaltmasına karşı duramayacağıdır. Öyle ki sürekli tüketimin ve kolaycılığın empoze edildiği bir ortamda, caz gibi çetrefilli bir müzik tarzı ile ilgilenen ve 1900’lü yıllarda yaşayan Afrikalı kölelerden başka kimsenin ilgilenmediği bu müziği şimdilerde bütün dünyada farklı bir yere oturtan bu ilgi, bana göre hoyratça ve gereksizce yapılan bu sentezlemeler sayesinde caz müziğine olan ilgiyi düşürecek ve şu anda klasik müziğin düştüğü noktaya gerilemesinden başka bir duruma sebep olmayacaktır. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki klasik müzik popülizmin kurbanı değil, tam tersine popüler müziklere olan ilginin sayesinde bir anlamda vefasızlığa kurban gitmiştir diyebiliriz. Sonuç olarak evrende insana umut ve mutluluk aşılayan tüm müzikler tabiî ki başımızın tacıdır. Ama yola çıkan müzisyenler bazı müzikleri popülist duygularına alet ettiğinde ortada ne müziğin büyüsünden nede kalitesinden bahsedebiliriz. Müziklerin bir suçu yok tabiî ki. Her işte olduğu gibi bu işte de ticari bir kaygı gütmeyerek yapılan ürünler yaşayacaktır. Popülizmin bataklığında ortaya çıkarılan ürünlerse hangi tarzda olursa olsun yok olmaya mahkûm olacaktır. Tüm müzikseverlere saygılarımla…


İlgili yazılar

Türk-Metal Renault ve Fiat ile ortak mı?

  Renault Türkiye’nin en büyük  fabrikasından biri. Yaklaşık beş bin kişiyi istihdam ediyor. Fabrika’da örgütlü olan sendika ise Türk-Metal. Başında

Fış Fış Kayıkçı

Kaçınılmaz sonu görme yeteneğinden yoksun, hayal âleminde dörtnala koşturanlar, nihayet bir kez daha gerçekle karşı karşıya kaldılar. Tayyip Erdoğan’a çektikleri

Üst Akıl Bu Olsa Gerek

Anıl Çeçen Hoca ile tanışıklığımız Ankara kitap fuarında başladı. Ulusal Sol adlı kitabının yeni baskısını Tanyeri Kitap yayınlarından çıkardık. Kitap

Bir Cevap Yazın