Cevap Gerektirmeyen Soru

 

Yaşadıklarımızdan kim sorumlu?

Elbette böyle bir sorunun öneminin olmadığı günlerden geçiyoruz. Bugün itibarıyla 35 yurttaşımız yaşamını kaybetti. Yüzlerce yaralı var. Yıkılan, yakılan okullar, kurumlar, araçlar işin bir başka yönü. Hani atalarımız der ya cana bir şey gelmesin de olan mala olsun. Yarın onların yerine yenisi konulur. Oysa yaşamını kaybedenlerin yedeği yok. Onların yerine kimseyi koyamayacağız.

Ortada böylesine bir tablo var iken herkes haklı olduğunu söylüyor. Hükümet kendi üzerine toz bile kondurmuyor. Bu sürecin sorumlusunun kendisi olduğu gerçeğine tümüyle kendisini kapatarak davranıyor. Hala Esat diyor bir başka şey demiyor.

Halkı isyana çağıran HDP ise düne kadar işbirliği yaptığı AKP’yi devlet statüsüne çıkarıp savaş ilanı ediyor. Ardından da gizli görüşmeler yoluyla AKP ile iş tutmaya devam ediyor.

CHP ise bir başka âlemde…

İki gün önce Kobane için ayrı bir tezkere çıkaralım önerisini dile getirdiler. Getirdikleri önerinin ciddiye alınır bir tarafı yok.

Gördüğüm şudur. Kobane’de yaşanılan ve daha önce Irak ve Suriye’nin diğer kentlerinde yaşananların dram olma gerçeğini değiştirmiyor.

Kimse buraya nereden geldik diye sormuyor?

Şu son tezkere önerisine kadar CHP, Suriye ve Irak’ta yaşananlar konusunda doğru politikalar izledi. Suriye’de mevcut yönetimin demokratikleşmesinin gereğini kabul etmesine karşın, bu rejimin zorla, şiddet yoluyla değiştirilmesine karşı çıktı. Gelişmeler CHP’nin bu politik çizgisinin doğruluğunu yüzlerce kez kanıtladı.

Kobane’de yaşananlar, yukarıdaki soruyu sorarak bir cevap arayışı, çözüm arayışı içine girilmediğinden siyasi alanının aktörlerini tümüyle bir çaresizlik içine itti.

AKP’den çözüm beklemek çok hayalci olur. Kendi politik çizgisinin bir sonucu olan bu dramlar onları ilgilendirmiyor.

Muhalefet olarak MHP’nin Suriye ve Irak konusunda yaşananlarda Türkmenlere gösterdiği duyarlılığın dışında AKP’nin destekçisi konumunda ya da izlenen politikalara sessiz kaldığı ortada.

Geriye muhalefet partisi olarak CHP ve HDP kalıyor.

Süreç HDP’ninde bölgedeki gelişmeleri okuyamadığını gösterdi. Şöyle geriye dönüp Suriye’nin Kuzeyinde PYD’nin sınıra bayrak diktiği günleri hatırlayın. O günlerde PYD-PKK ve HDP (o zaman ki adıyla BDP) Türkiye için neler söylemiştiler. Şimdi geldikleri noktaya bakın!

Türkiye’ye tehditler yağdıranlar IŞİD’in karşısında Türkiye bizi kurtarsın noktasına geldiler.

Halbuki Türkiye’nin İŞID’le savaşacak durumunun olmadığını şu son günlerde yaptıkları eylemlerle test etmiş olduklarını dahi anlamış değiller. Bunu göremedikleri gibi yaptıkları eylemlerle destek alacakları tüm toplum kesimlerini de karşılarına diktiler.

Düne kadar CHP, Kobane konusunu insani yardım konusuna indirgemiş, IŞİD saldırılarından kaçan Suriye vatandaşlarının taleplerinin karşılanmasıyla sınırlandırmıştı. Ayrıca Türkiye’nin askeri anlamda Suriye sınırını geçmemesini öneriyordu.

Kişisel görüşüm bu politikanın doğru ve yerinde olduğudur.

Ama gelişmeler CHP’yi de kendi açmazına aldı.

Çünkü IŞİD’in durdurulması gerektiği apaçık bir gerçek.

HDP’lilerin CHP tabanına yönelik yaptıkları provokasyonlar, CHP’nin bu gerçeği görmesine engel olmamalıydı. Olmadı da. Önceki yazımızda da söylediğimiz gibi HDP’lilerin yaptıkları “Kobane bahane soytarılık şahane” durumudur. CHP doğru bir tavırla HDP’nin içeride yaptıklarının etkisinde kalmadan Kobane’de yaşananın bir dram olduğu gerçeğine dikkat çekti.

Evet, bu dram bir askeri operasyonla sonuçlandırılabilir.

ABD koalisyonunun havadan müdahalesi IŞİD’i durdurmaya yetmiyor. Bu durumda diğer seçenek Kobani’deki yerel örgüte yardım etmek seçeneği kalıyor. Bu seçenek devlet eliyle PKK’nın güçlendirilmesi anlamına geliyor.

CHP bunu görmüş olmalı ki Türk ordusunun bu işin içine doğrudan girmesini savunan bir tezkere önerisini kamuoyuna açıkladı.

Bu öneriyi ileri sürerken çok iyi düşünmediklerini düşünüyorum.

Bu düne kadar CHP’nin sınırın öbür tarafına askerimizin geçmemesi konusundaki yaklaşımına tamamen ters düşüyor. Ayrıca bu öneriyle AKP’nin tezkeresine karşı çıkış gerekçelerini de kendi eliyle çöpe attı.

Oysa bir başka çıkış yolu vardı. Bu CHP’nin genel politikasına çok daha uygundur.

Türkiye için en akılcı çözüm merkezi Suriye hükümetinin desteklenmesidir.

Kobane dramının merkezi Suriye yönetimi tarafından durdurulması çok daha akılcıdır ve Türkiye’nin çıkarlarına uygundur. Bu Esat’a destek olmak değildir, Türkiye’nin çıkarlarını savunmaktır.

Hükümetin Esat karşı oluşturduğu medya algısı CHP’de fazlasıyla etkili olduğundan CHP bu seçeneği dile getiremedi.

Hâlbuki ABD dahi Suriye merkezi yönetimini doğrudan hedef almayan bir noktaya gelmişken CHP’nin hükümete Suriye konusunda merkezi hükümetin desteklenmesi gerektiğini önerememesi basiretsizliktir.

Bugün Suriye’de çıkış yolu arayanların Esat’ı kabul ederek işe başlaması gerektiği her yönüyle ortaya çıkmış durumda. Bunu da en iyi ABD anlamış durumda.

Tekrar en başta sorduğumuz soruya gelelim.

Geldiğimiz durumdan kim sorumlu?

Cevap vermenin ne anlamı var, insanlar ölüyor kardeşim.

Bugün Kobane’de, dün Halep, İdlip, Rakka, Şengal, Musul ve vb yerlerde yaşandı yaşanıyor.

Ölüm kimseyi Kürt, Türk, Arap, Ermeni, Süryani ayırmıyor.

Ölenler İnsan!

Onların yedekleri yok.


İlgili yazılar

Onlar konuşur AK Parti yapar (mı)?

AKP 2002 3 kasım seçiminde aldığı yüzde 34 oyla yüzde iktidar olmuştu. O dönemin koalisyon partileri ANAP yüzde 5, Genç

Terörün beli böyle kırıldı…

“Terörün beli kırıldı”; öyle buyurdu Başbakan Ahmet Davutoğlu. Çok şükür, terörün beli kırıldığı için seçim güvenliği sağlanamıyor ülkede. Seçimlerde sandık

YORUMSUZ

Kemalizm, ileri bir ideolojidir. Ne geçmişin bekçiliğidir, ne de kalıplaşmış bir inanç sistemi. Değişen koşullar içinde, sürekli ve akılcı bir

Bir Cevap Yazın