CHP’NİN CUMHURBAŞKANI ADAYI DENİZ BAYKAL OLMALIDIR…

Nisan’ı devirdik. Mayıs’a ayak basıyoruz. Geriye kalıyor üç ay. Ondan sonra önümüze pat diye bir sandık konulacak.
Bu sandık, Cumhuriyet’ten önce son çıkış olacak bir sandık özelliğini şimdiden ortaya koyuyor. Adamlar, bu konuda yıllardır tek kale oynuyorlar.”Gül’mü olacak, Tayyip mi?” tartıştırıp duruyorlar. Cumhuriyet düşmanlarının cumhurun başına geçeceğine birileri de öylesine inanmışlar ki,sonrasını konuşuyorlar. Diğerleri ise oyunun farkına varmadan eveleyip geveliyorlar. Türkiye’nin bu iki adama mahkum olduğu algısı insanların beynine işleniyor.
Genel Başkan  Kılıçdaroğlu demiş ki; “Ben siyasi kimliği, bir partiye aidiyeti olmaması gerektiğini söyledim. Sivil biri de olmalı. Dünya dengelerini iyi okuyan, iyi eğitim almış birisini isteriz. Her yurttaşın kabul edeceği biri olmalı. Her partinin Türkiye’yi temsil edebilecek, güven veren bir insanın o koltukta olmasını isteyeceğine inanıyorum.”
Kılıçdaroğlu’nun bu söylemi karşı tarafın her kurumu AKP’lileştirme çabası karşısında boşlukta kalan bir deyiştir. Tayyip, bir partiyi temsilen ortaya çıkacaksa, karşısına kimliği olan birinin konulması gerçekçi bir yaklaşım olur.
Kılıçdaroğlu’nun yukarıdaki söylemiyle Kemal Derviş’i işaret ettiği bazı çevrelerce dile getiriliyor. Dünya dengelerini iyi okuyan, iyi eğitim almış, bir partiye aidiyeti olmayan özellikleri Kemal Derviş’e uyarlanabilir. Ancak, Türkiye’yi temsil edebilecek, güven veren bir insan saptaması Derviş’e ne denli uyar kuşkuludur.
CHP, bu konuda artık ortaya çıkmalıdır ve demelidir ki; “Benim adayım Deniz Baykal” dır.
Bunu tezelden demelidir.
Demezse, yine bir hatanın içine düşecektir.
Okuyucu sorabilir. Neden “Deniz Baykal” diye.
Bizim için, Baykal’ın çocuklarını devlet okullarında okutması bile yeterli bir nedendir.
Küresel sermayenin has bir adamını Baykal’a tercih etmek partiye ve Cumhuriyet’in temel ilkelerine ihanetle eşdeğerdir bize göre.
Parti içi ve dışındaki müzmin Baykal düşmanları, elbette böyle bir tercihte zıplayacaklardır. Hatasıyla sevabıyla Baykal’ın, siyasi deneyimi, devleti bilmesi, tanınmışlığı, Cumhuriyetin temel ilkelerini özümsemesi, milli oluşu bu dönemde o kesimler tarafından objektif bir şekilde değerlendirilirse, Baykal isminin çevresinde yurttaşlarımızın kenetlenmesine olanak verebilir.
Baykal’ın ismi ortaya atıldığıhda birileri aleyhte kullanmak üzere “kaset olayı”nı gündeme getirebilirler. Getireceklerdir de…Onlara da Merhum Adnan Menderes’in Başbakanken Ayhan Aydan, Suzan Sözen ve Mukaddes Vaner’le yaşadığı aşk öyküleri arımsatılabilir,
Böylesine bir seçimde, hırsızlığı perçinleşmiş bir kişiye hiç bir şey demeyip, “Çalıyor çalıyor ama çalışıyor da” madalyası takanlara elbette söylenecek çok söz bulunabilir.
Cumhuriyetten önce son çıkış olan bu yolda elbette milli düşünenler arasında işbirliği de yapılmalıdır. Seçimlerde MHP’nin de adayı olacaktır. MHP’nin milliliğinden kimse kuşku duyamaz. Bu işbirliği ikinci turda rahatlıkla ortaya konabilir. MHP’nin Meral Akşener’i aday yapması büyük bir olasılıktır. Birinci turda en fazla oyu alan muhalefetin adayı her iki parti tabanı tarafından desteklenirse, Türkiye bir beladan kurtarılabılır.
Genel merkezin yerel seçimlerde yaptığı hatayı tekrarlamasından korkarız.
Yerel seçimlerde adayların açıklanması geciktirilmiş ve çoğu yerde yanlış adaylarla seçime girilmişti.
Şimdi de adayın açıklanması konusunda “erken” lafları edilmektedir. Seçime üç kala adayın açıklanmasını erken bulmak Türkiye’yi tanımamaktır. Adayı şimdiden açıklayacaksın ki, örgüt köy bucak çalışmaya başlasın. Doğru aday açıklayacaksın ki, seni zafere götürsün.
Evet, yukarıda da dediğimiz gibi CHP Cumhurbaşkanı adayı olarak Deniz Baykal’ı önermelidir ve şimdiden çalışmaya başlamalıdır.
Ülkenin bölünmüşlüğünü durdurmak için Cumhuriyet’i kuran Cumhuriyet Halk Partisi’ne büyük görev düşmektedir.
Bu görev layıkıyle yerine getirilemezse, Türkiye emperyal düşüncenin “böl, parçala, yönet” yöntemine boyun eğecek, başkanlık ya da padişahlık düzenine geçerek karşı devrime yenik düşecektir.


İlgili yazılar

Sarıyer’den yankılanan Şerife Bacı Ruhu…

Hasretin iki yakasına acı ve gözyaşının 93. Yılında anıldığı güne denk geldi, Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç ile görüşmemiz. Lozan

DAMAT FERİT VE SADÂKATNÂMELER

Bugün sizlerle 93 yıl öncesine, 1920 yılı Nisan ayına küçük bir yolculuk yapacağız. Hepinizin bildiği gibi Milli Mücadele, emperyalist devletlere

Cehalete Savaş Açmış Bir Eğitimci

Unutturulmak istenen Cumhuriyet kahramanlarından birisi de; İsmail Hakkı Tonguç’tur… Oysa, 20. yüzyılda dünyada sayılan üç büyük eğitbilimciden (pedagog) birisidir Tonguç…

Bir Cevap Yazın