ÇIĞLIK

Çocuklara karşı işlenen suçlar konusunda aileler de devlet kadar hazırlıksız.

Aileden sorumlu Bakan Ayşenur İslam, “Çocuklarınıza çığlık atmayı öğretin” diyerek, içimizi yakmadı mı?

Oysa çığlık o çok sevdiğimiz örf ve adetlerimize aykırıdır.

Öyle bir toplumuz ki biz, kadın çığlık atar;  “Kocasıyla kavga ediyordur, karışmayın” denir.

Çocuk çığlık atar, “Kim ne yaptı da babası (abisi) dövüyordur, karışmayın” denir.

Adam boşandığı karısını sokak ortasında ard arda 30 kez bıçaklar, etraftakiler seyreder.

Demek kadın almış aile terbiyesi, çığlık atmıyor!

Tecavüze uğrar küçücük çocuklar, çığlık atmayı bilmedikleri için sanırım, o travmayı onlarca kez yaşatırız yeniden. Adli Tıp’a git, doktora anlat, o doktor anlamamış çocuğum ötekine bir daha anlat. Mahkemede anlat,  hakim anlamadı nasıl dokundu amca sana göster çocuğum. Olmadı, bir daha git Adli Tıp’a.

Ama sen çığlık atmayı bilmiyorsun? Vah vah o zaman müstehak!

Bundan böyle şiddet olaylarında, fail mahkemede “çığlık atmadı ki ne bileyim belki tecavüze uğramak istiyordu!” diye savunabilir mi kendisini. Çığlığı duyan olmadıysa, olur mu olur!

Oysa aile terbiyesi almış çocuk çığlık atmaz, uslu-puslu, sessiz-sakin kendisine gösterilen köşede oturur değil mi ama. Hatta aile terbiyesi görmüş kadın öyle bağıra çağıra konuşmaz, “küçük ses kullan evladım” denmiştir ona hep.

Peki, 1 Mayıs gösterilerinde kardeşi ile birlikte işine giderken, İstanbul’da bayılıncaya kadar dayak yiyen kadıncağız, hiç mi çığlık atmadı acaba!

Atmıştır, atmıştır da sanırım kim daha yüksek sesle çığlık atarsa o haklı sayılıyor.

Kimin sesi daha çok çıkarsa, ötekini dövme, vurma, öldürme özgürlüğü kazanıyor.

Gezi de bir çığlıktı misal. Dayatmalara karşı, kısıtlamalara karşı, yasaklamalara karşı, yolsuzluklara yönelik aklamalara-paklamalara karşı, imar yasasına karşı bir çığlıktı. Ama dedim ya kim daha güçlü bağırırsa o kazanıyor.

Bu yüzden, haydi Türkiye hep birlikte yaşadıklarımıza güçlü bir ÇIĞLIK atalım.

 


İlgili yazılar

Bir dostun ardından

Küçük yaşlarda Ankara’nın Babiâlisi denilen Rüzgarlı Sokak’te gazeteciliğe başlayan Naci Alan arkadaşımız Hak’kın rahmetine kavuştu. Gazeteciliğe başladığı zamanlarda Rüzgarlı Sokak

Seçimin ardından!

Tuhaf bir sabaha uyandı Pazartesi günü Türkiye. Hala da tam olarak ne olup bittiğini anlamış değil. Evet barajlar yıkıldı, derin

Bir oy bir oydur

Bir vatandaş olarak; yalana, talana geçit vermemek için, Tek adam diktatörlüğüne karşı, parlamenter sistemin devamı için, Pazartesi sabah uyandığımda “öteki”

Bir Cevap Yazın