ÇOCUK OLMAK

Çocuk olmak başlı başına saflığı ve temizliği ifade eder. Bu nedenle de bir olay karşısında beklenmedik bir tavır, davranış ve konuşma yapsak hemen çocukça hareketler yapma deriz. Buradan da anlaşılacağı gibi çocuk olanlar henüz kendi başlarına hareket ve davranış içinde olamazlar. Mutlaka anne, baba veya birinci derece akrabaları ile birlikte olmaları veya yaşam aşamalarını birlikte sürdürmeliler. Çocuk istismarı her kültür her din ve toplumsal yaşam içerisinde en kolay yapılan suiistimallerdir.
Oysaki çocuklar toplumların, kültürel genetik kodlarını sonsuzluğa taşıyan, kültürel kazanımlarını, örf, adet, gelenek ve göreneklerini gelecek nesillere aktaran çok önemli aktörlerdir. Başarılı ve mutlu toplumlar her anlamda sağlıklı nesillerle vardır.
Ülkemizde; son yıllarda gün geçmiyor ki çocuk ölümleri, kayıp çocuklar, her türlü istismara uğramış ve istismara açık durumdaki çocuk haberleriyle sarsılmayalım
Ne kadar acı ve çaresiz bir durum değil mi? Aynı ülke aynı haberler ve yine aynı ülkenin yöneticileri çocuk konusunda sayılar vererek “daha çok çocuk yapın ve yarınlarımız genç nesillerimiz azalmasın yaşlı toplum olmayalım” diye telkinlerde bulunurlar. Üstelik aile bağlarımız ve yaşantımız birçok ülkeye göre daha sosyal ve kuvvetli olmasına rağmen bu durumdayız.
Çocukları korumak sahiplenmek ve istismarını cezalandırmak için Birleşmiş milletler yasalar çıkardı, bu yasalar ülkelerin parlamentolarında kabul edildi. Bizde de öyle. Çocukları ve toplumu korumak yasalardan önce tüm dinlerin ortak noktasını oluşturur. Tüm bunlara rağmen; sadece yasanın çıkması değil önemli olan, o yasanın uygulanabilmesi ve sürdürülebilir olmasıdır. Uluslararası Af Örgütü’nün yaptığı araştırma ve çalışmalar sonucunda ortaya koyduğu tanımlamaya göre; az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, emek sömürüsü, pornografi, şiddet, yasa dışılık gibi olumsuz etkenlerin dâhilinde, çocuk hakları ihlalleri daha büyük boyutlarda olmaktadır.
Sorumluluk sadece doğuran anneye değil tüm topluma aittir. Toplum geleceğini sürdürebilmek için, sağlıklı büyümesi ve eğitilerek topluma kazandırılması görevi verilmiştir. Çocuk konusuyla ilgili büyük önderin ortaya koyduğu tavır çok net ve anlaşılır “Hedefe yalnız çocukları yetiştirmekle ulaşamayız! Çocuklar geleceğindir.
Çocuklar geleceği yapacak adamlardır. Fakat geleceği yapacak olan bu çocukları yetiştirecek analar, babalar, kardeşler hepsi şimdiden az çok aydınlatılmalıdır ki, yetiştirecekleri çocukları bu millet ve memlekete hizmet edebilecek, yararlı ve faydalı olabilecek şekilde yetiştirsinler! Hiç olmazsa yetiştirmek lüzumuna inansınlar.” Dır.
Bugün çocuklarımızın korunması ve çocuklara karşı işlenen suçların cezalandırılmasıyla ilgi sayın Başbakanın talimatları sevindirici ve umut oldu. Artık çocuk ölümleri, çocuk istismarı ve çocuk işçiler olmasın. Çünkü çocuklar genetik kodlarımızı yarınlarımıza taşıyarak geleceğimiz olacak aktörlerimizdir.


İlgili yazılar

“ONLAR HALDEN ANLAR”

Cumhuriyet Gazetesinden Mahmut Lıcalı’nın haberine göre Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Okul Müdürlerine yönelik yaptığı konuşmada “Velilerinizden para istemeyin, durumunuzu

SANAT SEVİCİLER OLMASAYDI DA OLURDU

” Tiyatro muhalefettir!.. Bütün politikacılar muhalefette iken tiyatroyu hep tutarlar. İktidara geldiklerinde de tiyatroya karşı olurlar. Bir ülke mutlaka ve

Bacasız Fabrika Turizm S.O.S Veriyor!

Ocak 1980 Türkiye’nin ekonomi tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. Süleyman Demirel hükümeti tarafından bu tarihte alınan ekonomik kararlarla Türkiye, sanayileşme

Bir Cevap Yazın