Cumhuriyetimizin neresindeyiz?

Ulusal Kurtuluş savaşımızın ardından kurulan Cumhuriyetimiz ve onunla oluşan edinimlerimizin 91.yıldönümünü coşku ve sevinçle kutluyoruz. İleri ve de çözüm süreciyle paralel gelişen müzakereci demokrasi sürecimizde…!
91 yıl önce temelleri atılarak günümüze kadar gelen edinimleri çağdaşlık yolunda siyasal demokrasimizin gelişeceği ve  toplumsal uzlaşı kültürümüzle her 10 yılda bir ihtilaller yaparak bugünlere kadar gelebildik. Tek partili demokrasiden çok partili ve koalisyonlar, askeri vesayetler  ile ‘’Devlet  için insan’’, ‘’İnsan için devlet’’ tartışmalarıyla  21.nci asra kadar taşıyabildik.  Her yeni  siyasal oluşumla  anayasal güvencelere bağlanan insanın hak ve özgürlükleri tekil demokrasiden bir türlü yaşama geçirilemeyen müzakereci ya da çoğulcu demokrasiye  yerleştirmeye çalışırken bir tarafından da örseledik.

Siyasal iktidarın izlediği ılımlı İslam modelindeki  özendirici uygulamalar Cumhuriyet değerleriyle çatışırken  toplumun ayrıştırılması  algı kültüründe değişiklik ve  yaşam alışkanlıklarını da altüst etti. Dış ve iç siyasetteki gelişmeler günlük empati- antipatiler sıradanlaştı.

Ne var ki ekonomik politikalar ılımlı ve de muhafazakar özgürlük demokratik açılım, saçılım, kaçılıma dönüşüverdi.  Siyaset edenler arasındaki farklı sözler duyarlılığını yitirdi. Dün söylenenlerin bugün tersini savunmak ya da doğruymuş gibi göstermek olağanlaştı.

‘’Yurtta sulh, Cihanda Sulh’’ ilkesi  yerini,’’Kimse bizi test etmeye kalkışmasın’’a bıraktı.

Mısır’daki Esma’ya gözyaşı dökülürken ’’Analar ağlamasın’’ demek ne kadar doğru.

Suriye’nin Kobanesi  olmuş hükümetin bahanesi…
Demokratik açılımda sadece Anadolu’ya açılıp,  bir işe yaramaz Akil Adamlarımız sakillik yapıp,”Yurt dışına açılalım.. Dünyaya anlatalım”’ önerileri de işe yaramadı.

Dün AB’ye  kafa tutup sonra da AB turlarına çıkmakla da bu işler yürümüyor.

AB uyum yasaları yetmedi. Nasıl yetsin ki? Çoğulcu demokrasinin kuralları geriye gittikçe, ucuz emek özendirildikçe  AB standartlarına ulaşamyı bırak gerileme rekoru kırıyoruz.

Örnek mi?  2003 yılında Çalışma ve S.Güvenlik Bakanlığı’nın verilerine göre  4 milyon 781 bin 481 işçinin 2 milyon 751 bin 670’i sendikalı iken  2013  temmuz verilerinde ise  12 milyon 287 bin 238 işçiden 1 milyon 189 bin 481’i sendikalı. Temmuz 2014 verilerinde pek değişen bir şey yok. Yani 11 yılda sendikal örgütlenme % 57.5’dan % 9.68’e inmiş.

İlerlemişiz!

OECD verilerine göre  kadın erkek eşitliği, kadının istihdamı, kadına şiddet , kadın cinayetlerinde ise 136 ülke arasında 120.sıraya yerleştik.

Başörtü, türban, din iman diye diye  okullarda mescit açtık. 10 yaşındaki çocuğun başına da türbanı taktığımız gibi  12-13 yaşındaki çocuk gelinlerle uğraşır olduk.  Şimdide İzmir’de bir bayan Belediye Meclisi üyesinin imamların  nikah kıyması önerisiyle gündem oluşturmaya çalışıyoruz. İşin cılkı çıktı.

Çok özür dilerim mizah olacak ama  bu gidişle  Sperm Bankasına başvurup spermlere  türban ya da takke mi  taktıralım !

 


İlgili yazılar

Savaş çığırtkanlığı ve tezkere

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’de 24. dönem 5. yasama yılı açılışında 1914’te başlayan Birinci Dünya Savaşı’nın 100’üncü yıldönümünü olduğunu hatırlatarak yaptığını iddia

BÖYLE GELDİ BÖYLE GİDİYOR!

Bugünlerde Milli Eğitim Bakanlığında bir grup başkanlığına(eski ismiyle daire başkanlığına) bir sekreterin atanması tartışılıyor. Tartışanlar haklı olarak Milli Eğitimi kimler

OKULLARDA SÜT DAĞITIMI

Okullarda süt tüketiminde yaşanan zehirlenme olayı, bize birkaç konuda ders vermektedir. Birincisi, çocuklarımızın sağlıklı beslenmelerinin bu tür kampanyalarla yapılmasının ne

Bir Cevap Yazın