Demokrasi Fıtratımız

Her yeni güne kavram gündemleri yaratarak demokrasiyle örtüştürmekteki siyasi becerilerimize Kerbala’nın Dersim olayıyla benzeştirilmesi,  Amerika’yı  Kristof Kolomb’dan 314 yıl önce Müslümanlar tarafından keşfedilmesi. Yetmedi şimdi de fıtratı (yaradılış) tartışıyoruz.
Yarın semanın yedi kat üstündeki gezegenlerin ya da arz’ın merkezinin Müslümanlarca keşfedildiğini duyarsak tartışırız. Semavi dinleri yeniden incelemek, irdelemek gerekebilir..
İleri (!) ve de müzakeresiz müzakereci demokrasinin ne olduğunu anlayamadan önce atama ardından çözüm süreçli Yeni Türkiye’ye geçerken fıtratlı demokrasiyi araya yerleştiriverdik.
İslamcı toplumlardaki sıkışma ve açılım istemi erkek egemenliğinde kadının geleneksel konumu artık tehdit olarak geliştiğinden şiddete kadar boyutlanıyor. Batı toplumlarındaki yönetim biçimlerinin evrenselliğine bağlı kadına verilen değer ve roller İslami toplumlarla çelişiyor. Türkiye her ne kadar batı demokrasisini benimseyerek laik bir düzende yer almasına karşın geleneksel muhafazakar yapıdaki siyasi irade bunu malzeme olarak kullanıyor. Geçmiş siyasal dönemlerde bunun örnekleri görüldü. Siyasetçilerin sosyal ve demokrat devlet yapısını dinsel argümanları ön plana çıkartarak yeni bir siyasal akım yaratmaya çalışmaları demokrasimize ne kadar monte edilmeye çalışılırsa çalışılsın toplumsal uzlaşı yerine ayrıştırıcılığı kışkırtıyor. Toplumsal yaşamda kadınların eşit hakları kazanımları geleneksel ve dinsel baskılarla örselenmesi , şiddet ve kadın cinayetlerine kadar boyutlanıyor.
Cumhurbaşkanı,‘Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz. O fıtrata terstir” sözü genetik olarak doğru ancak kadının toplumsal yaşamımızdaki konumunun fıtrat ile hiç ilgisi yok. Erkeğin ve kadının doğal konumlarından söz ederken,’’ Tabiatları bünyeleri fıtratları farklıdır. İş hayatında hamile bir kadını erkekle aynı şartlara tabii tutamazsınız. Çocuğunu emzirmek zorunda olan bir anneyi, bir erkek ile eşit konuma getiremezsiniz. Kadınları erkeklerin yaptığı her işi yaptıramazsınız.Komünist rejimlerde olduğu gibi. Eline ver kazmayı küreği çalışsın, olmaz böyle bir şey. Onun narin yapısına ters düşer. Anadolu’da da böyle yapılmadı mı? O garibim analarımız ne çileler çektiler be, kamburları çıktı. Erkekte kahvede pişpirik oynasın zar atsın.” Örneklemeleri dayanaklı değil.
Eğer öyleyse Anadolu ‘da eline kazma kürek almayan tarlada, bağda bahçede , sırtında küfesiyle kamburu çıkıncaya kadar çalışmayan kadınlarımız yok mu ? İyi güzel de Kurtuluş savaşımızın Nene Hatunları, Kara Fatmaları, kucağında bebelerinden çok cepheye götürdükleri  mermileri kardan kıştan koruyan Hatice bacılar, cephede savaşan gazi ve şehit kadınlarımız yok mu ? Kadının fıtratında,’’ Karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin’’ deyimi ileri toplum insanlarına özgü mü ? Ve devam ediyor,’’ “Bizim dinimiz kadına bir makam vermiş, annelik makamı. Anneye bir makam daha vermiş. Cenneti ayakları altına sermiş……. Bunu feministlere anlatamazsın .Mesela onlar anneliği kabul etmiyor. Ama anlayanlar yeter bize diyoruz. Onlarla yola devam ederiz”
Dinimiz kadınımıza evi ve çocuğuyla makam vermiş. Annelerimize cenneti ayaklarının altına sererek onurlandırmış. Evet diyorum. Ama yaşam vazgeçilmezimiz kadınımız ile annemizin yerleri ve konumlarını çok iyi bilelim. Cepheye mermi taşıyan, cephede savaşan gazi ve şehit kadınlarımıza ne diyeceğiz. ? Onların yeri neresi ? Hangi feminist anneliği kabul etmez ki ! ‘’Anlayanlar yeter bize… Onlarla yola devam ederiz’’ sözü toplumu ayrıştırma değil ise Cumhurbaşkanlığı seçiminden hemen sonra,’’77 milyonu kucaklayacağım.’’ Sözü de fıtrat’a uyuyor mu ?
Eğer kadının fıtratına ters ise bir dönem Başbakanımızda kadındı.. Onun fıtratında annelik, cocuk yok muydu ? Kadem zirvesinde bir kadının Aileden Sorumlu bayan bakana soru sormak isterken bayan korumalarca ağzının kapatılarak susturulması, bir başka bakanın ,’’Bakara.. makara’’sözü, Zonguldak Karadon’da 30 madencinin ölümünde,’’Güzel öldüler’’, ” Madenciliğin fıtratında var.” Ermenek’de ise,’’Sulu boğuldular’’ nitelendirmeleriyle örneklemeler çoğaltıldığı gibi yazara çizere konu oluyor.Ucuz işçilik ve kıdem tazminatı yükü nedeniyle keşfedilen taşeronluk, bir dönem beraber olduklarınız, sonra terse kaldıklarınız paralelci, haşhaşi, işçi emeklilerine intibak farklılıklarını görmezden gelerek enflasyonun altında %3+3 zam vermek ,sektörümde yandaş medya, ekredidasyon engellilik siyasetin fıtratıysa İleri (!) demokrasiden Yeni Türkiye’ye geçerken meslek deyimiyle sözüm şu:’’Biz hancıyız. Onlar yolcu.’’ Bizim hana 42 yılda fıtratlı, fıtratlı neler geldi.. Neler geçtiler.


İlgili yazılar

Kötüler Tanrı’yı Tanrı Da İyileri Kullanır

Özgürlük kavramının, düşünce yetisine sahip her insanın bakış açısına göre birçok anlamı ve tanımı vardır. Biz özgürlüğün doğmalara karşı savaşımını

BATI ANADOLU’DA ETNİK TEMİZLİK VAR!

“Kurtuluş Savaşının Anadolu’daki Rumlara etnik temizlik için yapıldığını” düşünüyormuş. Farklı düşünceler ve bunları dile getirebilme özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazıdır. Kuşkusuz

BUZLARI ERİTEN ZİYARET

CHP’nin Ankara’daki iki belediyesinden biri olan Yenimahelle Belediye Başkan ve Meclis üyeleri ile Genel Merkez yöneticileri arasındaki “kırgınlık” “Üst düzey”

Bir Cevap Yazın