DERİN BİR ANADOLU KÜLTÜRÜ: AHİLİK

Bir önceki yazımda sizlere Anadolu’nun zengin kültürel altyapısından ve çok çeşitliliğinden söz etmiştim. Bugün ise, kökleri, 12. yüzyıla dayanan, Anadolu’nun çok derin bir kültüründen ‘AHİLİK’ kültüründen bahsetmek istiyorum. Yapılan araştırmalar, ‘AHİ’ kelimesinin iki farklı anlamı olduğunu savunmaktadır. Kelimenin Türkçe olduğunu savunan araştırmacılar,’AHİ’ kelimesinin, ‘cömert-eli açık’ anlamlarında kullanıldığını savunmaktadırlar. Sözcüğün Arapça olduğunu savunan araştırmacılar ise ‘erkek kardeş veya kardeşim’anlamına geldiğini belirtmişlerdir. Ahiliğin ‘AHİ EVRAN’ tarafından HACI BEKTAŞ-I VELİ’nin tavsiyesi ile kurulduğu söylenmektedir. Aslen Horasan Kökenli olup Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu’da yaşayan Türkmen halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları hem ekonomik hem de ahlaki yönden yetiştiren, çalışma yaşamını iyi insan meziyetlerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir. Kendi kural ve kurulları vardır. Günümüzün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Ahilik iyi ahlakın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir. Anadolu’da Ahiliğin şekillenmesi ve köylere kadar teşkilatlanması politik ve sosyo ekonomik bir mecburiyetin ürünüdür.
Bana göre, bir kültürün kültür olarak adlandırılabilmesi için evrensel bir değer yargısı, bir felsefe ve kurallarının olması gerekir. Ahilik kültürüne baktığımızda bu saydıklarımdan daha fazla şeyleri bünyesinde barındırdığını görmeniz mümkündür. Her şeyi bir yana bırakırsak Ahilik kültürünün çok farklı bir tarafı daha vardır ki, izlerini günümüzde de görebileceğiniz bir yapısı ve kurumsal bir kimliği olmasıdır. Tüm bunlar birleştiğinde çağının belkide ender örneklerinden bir tanesini oluşturmaktadır. Özellikleri, alt alta sıralayamayacağımız kadar çok tur Ahiliğin. Bana göre en önemli yanı, sağlam bir ahlakı ve çağının belki de en kuvvetli ve tek ‘sivil kitle örgütü’ olmasıdır.
Ahilik örgütüne yeni girende şu özellikler aranır:

- Sıdk (Doğruluk)
– Sefâ (Gönül rahatlığı)
– Emanet (Emin, güvenilir olmak)
– Takvâ (Korkma, sakınma)
– Kerem (iyilik, cömertlik)
– Mürüvvet (insanlık, iyilikseverlik)
– Hayâ (utanma, namus)
Bu özelliklere sahip olanlar fetâ’lığa kabul edilirler. Bunlara sahip olmayanlar ahilik kurumuna alınmazlar. Fetâ’nın bütün özelliklerini taşıyan bir kişinin Ahi olabilmesi için şu şartları da taşıması gerekmektedir:
– Cömertlik
– Namazını kazaya bırakmaması
– Hayâ ve edep sahibi olması
– Dünyayı terk etmesi
– Helal kazanç
– İlim sahibi olması
– Büyüklerin (devlet adamları) kapısına gitmemesi
Bu şartlara sahip olup, Ahi olan kişinin dört nesnesi açık ve üç nesnesi kapalı olmalıdır:
Açık olmaları gerekenler:
1. Gönlü açık olmalı
2. Kapısı açık olmalı
3. Eli açık olmalı
4. Sofrası açık olmalı
Kapalı olmaları gerekenler:
1. Gözü kapalı olmalı
2. Dili kapalı olmalı
3. Şalvarı kapalı olmalı
Evet, kaynaklarda genel olarak verilen bilgileri elimden geldiğince aktarmaya çalıştım sizlere. Günümüzde belkide çok ihtiyaç duyduğumuz ve sadece Ahilerin değil tüm insanlığın benimsemesi gereken ortalama kurallardır bunlar. Ama taa 12. yüzyılda bu kuralları benimseyip kendilerine yasa yapmış olan Ahiler, sanki bugünü görürcesine günümüz insanlığına bir ders vermektedirler 800 yıl öncesinden. Kapitalizmin ahlakı yoktur. Ve doğmuş olduğu günden bu yana da hiç olmamıştır. O’na göre kâr amaçlı her şey ama her şey alınır, satılır. Zamanının esnaf ve sanatkârı olan Ahiler bugün yok olmuştur. Kapitalizmin dünyayı ele geçirmesi ile tıpkı birçok kültürün ve değerin yok olduğu gibi. Artık çoğu mahallede o eski esnaf amcalar kalmamıştır. Yerlerine büyük marketler, iş merkezleri yükselmiştir. Artık edep, hayâ, namus kısaca güzel ahlak para etmemektedir. Varsa ve yoksa para vardır, kâr vardır. Artık evden ayrılırken evimizin anahtarını bırakacağımız bir bakkal amcamız veya terzi amcamız yoktur. Çünkü artık sokaklarında özgürce çocukluğumuzu yaşadığımız mahalleler kalmamıştır. O sıcak gecekondular, her türlü eksiğine rağmen kapıları ardına kadar açık evler kalmamıştır. Artık modern siteler, lüks apartmanlar vardır. Ve çocukluğumuza tanık olan kalın duvarlar vardır. Esnaf amcalar, zanaatkârlar, artık toplamak zorunda kalmışlardır tezgâhlarını. Çünkü büyük makinelere ellerinin nasırları yenik düşmüştür. Tıpkı saflığın, dürüstlüğün yenik düşürülmeye çalışıldığı gibi. Ama bu sisli hava hep böyle gidecek değildir. Bu durum sadece şimdilik böyledir. Ahilerin bu topraklara kazandırdığı değerler yeniden vücut bulacaktır elbette. Ve buluyordur da mutlaka. Anadolu, her çağda olduğu gibi kültürünü ve değerlerini koruyacak insanları var edecektir, etmelidir. Ve Ahilerde bu en yüce insani değerlerimizin bir parçasını oluşturmaktadır. Tüm halkımıza saygılarımla…


İlgili yazılar

Ekonomide Büyüklere Masallar

Sosyal bilimlerde ve özellikle de iktisat biliminde çok bilinen söz şöyle der: “Üç türlü yalan vardır. Yalan, kuyruklu yalan ve

MİTOMANİ

Normal bir ülkede, bugünlerde ülkemizde yaşananların binde birinin sadece dedikodusu çıksa, ortalık toz duman olurdu. Daha birkaç ay önce devletin

Gıda sanayisini yok edelim!

Birileri, sanayiden geçmiş tüm gıdaları aşağılayıp, gıda sanayisini kapitalist ekonominin uşağı ilan ediyor. Gıda sanayisinin tümünü açlık/ yetersiz beslenme/ daha

Bir Cevap Yazın