Dersim ve Özür Dilemek

 

Hüseyin Aygün’ün 2 yıl önce 10 Kasım öncesinde Zaman gazetesine verdiği röportaj, dönemin Başbakanı Erdoğan’ın tek parti dönemi olayları üzerinden CHP’ye saldırması, ardından Dersim halkından özür diliyorum açıklaması, Dersim konusunun bilinçli biçimde gündemde tutulmak istendiğini gösteriyordu. AKP’ye göre Dersim CHP’nin yumuşak karnı olarak tespit edilmişti. Bunda Grup Başkanvekili iken Kılıçdaroğlu’nun Onur Öymen’nin çok yerinde ve anlamlı biçimde “Çanakkale’de Dersim’de analar ağlamadı mı” sözüne gösterdiği tepki, AKP’de strateji ve taktik belirleyen merkezce iyi görüldü. Vamık Volkan’ın “seçilmiş travma” kavramı onlara yol gösterici oldu.

CHP’ye saldırıldığında partinin kendi içinde tartışma başlatacağı en önemli konu olarak Dersim’i seçmiş görünüyorlar.

Gerçekten de Dersim konusu her açılışında CHP içinde tam kadro bir tartışma ortamı oluşuyor..

CHP uzun yıllardır bu gerçeği görüp kendi başına bu konuyla ilgili sağlıklı bir çıkış yolu bulamadı. Gerekli-gereksiz her konuda rapor hazırlayan CHP, bu konuya bir türlü giremedi. Bunun yerine tutarsız, kaçamak, gündemden düşürücü cevaplar vermeye devam etti. Verilen yanıtların içinde en sık tekrarlananı 1937,38,39 olaylarını devlet politikası içinde değerlendirmek oldu. Oysa bu argüman hem yanlış hem tutarsızdır. Çünkü bir taraftan kurucu parti olarak kendi tarihini bir bütün olarak sahiplenip, Dersim olayına gelince o dönem CHP’yi bağlamaz biçiminde eleştiri getirmek tutarlı bir davranış olmamaktadır. Geçmişteki açıklamalarla birlikte son olarak Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun “CHP adına özür diliyorum” sözü karşısında Grup Başkanvekili Akif Hamza Çebi’nin, TBMM Genel Kurulunda Engin Altay’ın açıklamaları bu değerlendirmemize örnektir.

CHP bu tür konularda önce ilke sahibi olmalıdır. Örneğin günümüzde ya da geçmişte devlet gücü karşısında sıradan, masum bir yurttaşın hakkı ihlal edilmiş ise CHP, o yurttaştan özür dileyen, o yurttaşın haklarını, itibarını iade etmeyi görev bilen bir anlayışa sahip olmalıdır.

Yönetme anlamında politika hiçbir zaman masum değildir. Benimsenen her politika, dışarıda bir şeyler bırakır. İşte bu nedenle politika iki davranışı zorunlu kılar: Sorumluluk ve hesap verme. Bu iki kavram, politikanın kabul edilemeyecek bir duruma gelmemesi için zorunludur. Diğer yandan politik kararı alan ve uygulayanlar için bu iki davranışın yanında olmaz ise olmaz bir başka davranış biçimi ise özeleştiridir. Özeleştiri, sorumluluk ve hesap verebilmenin ahlakını taşıyan davranıştır.

Önce bunlarda anlaşıyorsak hiç ayrıntıya girmeye gerek yoktur. Devlet gücü karşısında olay ne olursa olsun masum yurttaş canından, malından, haklarından olmuş ise CHP ondan her zaman özür diler, dilemelidir.

Devletin tarih sahnesine çıktığı günden bugüne devlet gücünün masum insanlara yönelmediği gün yoktur. Tarih böyle bir anı kaydetmemiştir. Demokratik devlet talebimizin nedeni bu olayların olmasını önlemek, varsa sorumlusundan hesap sormaktır. Bugün demokrasi ve özgürlük talebimizi yüksek sesle haykırmamızın nedeni tam olarak, devlet gücünün masum insanlara, onların canlarını, mallarını, haklarını gasp edici uygulamaların çokluğudur, dayanılamaz, katlanılamaz noktaya gelmiş olmasıdır.

Devlet haklarımızın güvencesi olursa demokratik bir devlet olur. Yoksa gücü elinde bulunduranların devleti olur. Bugün olduğu gibi.

Dersim olayı özelinde konuya baktığımızda devletin operasyonlarının haklı gerekçelere dayandığı görülür. Buna karşılık 1937’deki operasyonlar hariç, 38 ve 39 operasyonlarında masum insanların devlet gücüyle canlarından, mallarından, haklarından olduğu da görülür.

Bunun nasıl olduğu konusunda gerekçeler üretilebilir. Eğer orada o şakiler, eşkıyalar olmasaydı, bunlar olmazdı sorumlu onlardır gibi gerekçeler ileri sürülebilir.

Bunların bir önemi yoktur.

Devlet gücü, öyle ya da böyle masum insana yönelmiştir.

Gerçek sadece budur.

O halde CHP için yapılması gereken de bellidir. O insanların haklarını iade etmek, onlardan özür dilemektir. CHP bunu Dersim için kısmen yapmıştır. Hem de en erken tarihte yapmıştır. İnönü’nün yaşananları trajedi olarak nitelemesi bunu gösterir.

CHP’nin özür dilemesi CHP’yi katliamcı göstermektir savunusu sadece boş ve anlamsız laflardır. Çünkü operasyonu yapan kadroların dünya görüşü bu olayda CHP’nin etkisinin dışında kalmıştır. Çoğunluğu alt rütbeli ve bazıları da üst rütbeli komutanlar bu operasyonlarda operasyonun gerekçelerinden hareket etmemişlerdir. Onlar Cumhuriyetin ortadan kaldırmak istediği mezhep saikiyle, oradaki feodal yapının değerleriyle hareket etmişlerdir. Çünkü öldürülenlerin arasında sadece Kürt ve Zazaların bulunduğu doğru değildir. Dersimli olup da hala Türk kendisini olarak tanımlayanlar da vardı. Ortak özellikleri Kızılbaş olmalarıdır.

Bu yönüyle bakıldığında Dersim aslında Cumhuriyet için önemli bir yenilgidir. Hatta çok partili dönemde yaşayacağımız sorunların önemli unsurlarını içinde barındıran bir olaydır. Cumhuriyet kendi ordusunu devrimin ordusuna dönüştürememiştir. Komuta kademesindeki yetkililer için devrim değil, mezhep daha belirleyici olmuştur.

Tarih elbette belgelerle yazılır ama olayı yaşayan asker ve yurttaşların görgü tanıklığı ise (yanlış da olsa) asıl gerçeği oluşturur. Belgeler üzerinden yazılan tarih yaşayanların görgü tanıklığını sıfır hükmünde görürse o tarih her zaman tartışma konusu olacaktır.

Sözün kısası CHP, önce ilkelerin partisi olursa bu tip sorunları aşar.

Yoksa konjuktürel tepkiler vermeye devam eder.

Küresel kapitalizmin geliştirdiği etnik çatışmalarda kullanılan seçilmiş travmalarla hesaplaşamaz.

Tarihten ders alacaksak tarihi ilkelerle okuyacağız.

 


İlgili yazılar

CHP İktidar Galatasaray şampiyon!

30 Mart ve 10 Ağustos yenilgilerinin ardından hedef tahtasına oturan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, çareyi yine ‘sağ kanada takviye’ yapmakta

TAYYİP’İN İSİM ARADIĞI MİLLET, DEVLET VE BAYRAK

Başkan heveslisi Sultan buyuruyor: “Başından beri söylüyoruz, tek millet, tek devlet, tek bayrak.” Öyle mi? O zaman şunları söylemek hakkımız.

Bayramdan sonra ne olacak?

Türkiye’yi bir türlü tatilden çıkaramıyorlar. Tatil ile sorunların üzerini örtebileceklerini sanıyorlar. Öteliyorlar. Okulların yaz tatilini uzattılar. Bayram tatilini 9 gün

Bir Cevap Yazın