Direniyorsanız özeleştiri de yapın!

Gülen Cemaatine yapılan operasyon Cemaatin bir başka yönünü de ortaya çıkardı.

Gözaltına alınan polisler, adliye önlerinde bekleyen aileler, Cemaate ait medya organları hep birlikte bir direniş sergiliyorlar. Masum olduklarını, haram yemediklerini, dahası haklı olduklarını ve haksızlığa uğradıklarını söylüyorlar.

Duruşma salonlarında sivil itaatsizlik sergiliyorlar.

Geçenlerde birileri yazmıştı, gözaltına aldıkları sosyalist gençlerden hiç değilse direnmeyi öğrenmişler diye.

Baskı zorbalık karşısında direnenlere her zaman saygı duymuşumdur.

Kelepçelenmiş ellerini kaldırarak, “haklıyız” diye haykıranların önce inanmışlıkları dikkatimi çeker.

Bu ülkede bunu her zaman Sosyalistler ve Kürt hareketi yaptı. Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, İzmir Casusluk davalarında gözaltına alınan, tutuklanan askerler ve aileleri de zamanla direnmeyi öğrendiler. Mahkemelerde esaslı savunmalar yaptılar. Aileleri “Vardiya Bizde Platformu”nu kurarak, kendilerine yakışır biçimde direndiler.

Yıllarca zulmün uygulayıcısı, suç ortağı olup daha sonra kullanılıp atılanlar da direniyorlar.

Direnenlere saygı duyuyorum.

Mademki zorbalık karşısında direnişin Türkiye’deki üstatları Sosyalistler, onlardan sadece kelepçelenmiş elleri havaya kaldırmayı öğrenmek eksik olur. Bu direnişin o sosyalist gençlerdeki “özeleştiri” kavramıyla yan yana gelmesi gerekir. Bugün bu hale nasıl geldiklerini iyice sorgulamaları nerede hata yaptıklarını önce kendilerine sonra da bütün Türkiye’ye anlatmaları gerek. Yoksa 12 yılda ellerine bulaşan kanlarıyla, 17-25 Aralık’a kadar hırsızların kollayıcı gücü oldukları gerçeğiyle öylece kalırlar.

Operasyon öncesinde gözaltına alınan Polislerden Ali Fuat Yılmazer, kendisiyle yapılan röportajlarda yaptıkları her kötülüğü kiminle planladıklarını kısmen anlatmıştı. Türkiye’nin Genelkurmay Başkanını “terörist” olarak ilan edip içeri tıkmalarını Başbakanla planladıklarını, onun emriyle bunu yaptıklarını söylemişti.

Yurt Atayün, gazetelerde yer alan ifadesinde Başbakana her operasyonun bilgisini verdiklerini söylüyor.

Bunlar özeleştiri sayılmaz ama yine de iyi bir başlangıç.

Bu düşüncelerin çıkarıldıkları mahkemede belgelendirilmesi, geçmişteki kumpasların nasıl organize edildiğinin, sahte evrakların nasıl düzenlendiğinin açıklanıp, Türk ordusunun nasıl operasyona uğratıldığının açıklığa kavuşturulması gerekir.

Direnişlerinin Cemaat çevresinin ve sadece aileleriyle kalmaması, halkın vicdanında da yer bulabilmesi için kendilerini arındırmaları gerekir.

Operasyon başladığından bu yana Cemaate ait tv kanallarına mutlaka bakıyorum.

Görüyorum ki geçmişte yaptıklarından zerre kadar bir pişmanlıkları yok. Yaptıkları operasyonlara canlarını aldıkları insanlara, onların ailelerine yönelik bir küçük empati yok. Onlar hala 17 ve 25 Aralık operasyonlarının yarattığı desteğe odaklamışlar kendilerini. Oysa bu operasyonlarda çok haklı olmalarına karşın geçmişte yapılan yolsuzlukların ortaya çıkan belgelerini nasıl kararttıklarını da herkes biliyor. Bu polisler geldikleri makamın hakkını verseydiler Adil Serdar Saçan’a zulüm yapmazlardı. Onu emniyet teşkilatından atmak için olmadık kumpaslar kurmazlardı. Haram yemedik diyorlar ama haramı yiyenlerin birinci dereceden hep koruyucusu olduklarını göz ardı ediyorlar.

O nedenle sizi, 17 ve 25 Aralıkta haklı olmanız kurtarmaz.

Topyekün bir özeleştiri sizi ancak kurtarır.

Kendi yanlışlarınızı saptadığınız gün, bu direnişiniz anlamlı olur, toplumun geniş kesimlerinde karşılık bulur. Tıpkı Ergenekon, Balyoz, Odatv davalarında olduğu gibi.

Kullanmak için yola çıktınız ama karşınızdaki sizi kullandı.

Önce kullanıldığınızı kendinize itiraf ediniz. Daha sonra ise bu kullanılmanın nasıl olduğunu saptayıp, süreçlerini halkla paylaşınız.

Madem sorguladığınız sosyalist gençlerden direnmeyi öğrendiniz. O halde onlardan özeleştiri yapmayı da öğrenin.

Aksi takdirde şu anda size bakan gözler hep seyirci kalmaya devam edecektir. Çünkü onların vicdanlarında sizin açtığınız yaralar kanamaya devam ediyor.

 


İlgili yazılar

Cahiller Demokrasisi ve Türkiye!

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk padişahı, sultanı, halifesi laik cumhuriyeti yıkma projesine uygulamaya,yalanlarıyla aldatmaya devam ediyor. Bırakın yasaları Anayasayı falan tanımıyor,rejimi değiştirdiğini söylüyor.

FÜZE GİBİ YÜKSELDİ

Hayat iktidar olana güzel. Söz reklam gibi ama maalesef doğru. İşçiler üç kuruş maaş için 18 saat çalışsın, Memurlar aylık

TİLKİ İLE TAVUK ARASINDAKİ FARK…

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan önderliğindeki AKP’nin yaptığı en iyi iş, göz boyamak ve gündem değiştirmek. Haksız oldukları bir konuda bile

Bir Cevap Yazın