DİYANET İŞLERİ BAŞKANI GÖRMEZ’E AÇIK MEKTUP

Sayın Başkan,

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, siyaset yapıyor. Oluru olmaz, olmazı olur diyor.

Toplumun nabzını iyi tutuyor, politikalarını ona göre şekillendiriyor. İnsanımızın zaaflarından yararlanmayı çok iyi biliyor.

Yine çok iyi biliyor ki, toplumumuzun büyük çoğunluğunun din karşısında zaafiyetleri, eksiklikleri var. Dini yeterince bilmez, ancak ‘İslamiyet, Kur’an, Allah’ denildiğinde sorgulamayı, düşünmeyi bırakır. Din, Kur’an, Allah adına söz söyleyenler gerçekten otorite mi, söylenenler gerçekten dinde var mı? Umurlarında bile değildir.

Bu dini siyasete alet etmektir. Dini siyaset için kullanma yeni de değildir. Geçmişte de bu yol izlenmişti, ancak hiçbir zaman bu kadar açık ve ‘körü körüne’ yapılmamıştı.

Bundan sonra da oy uğruna bunların devamı gelecektir.

Lakin, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ve Başkanının görevi bu tür siyasi tartışmaların içinde olmak değildir. Başbakanın bir siyasetçi olarak değil de ‘dini lider’ gibi üstüne vazife olmayan işlere dalması, sonrasında da zor durumlara düşmesi üzerine O’nu aklamak, O’na destek vermek, O’nu kurtarmaya çalışmak sizin göreviniz değildir.

Hele bunu dini referans göstererek yapmanız hiç şık olmuyor.

Kürtaj ve sezaryan ile ilgili olarak, dini referans alan vatandaşlarımız, kadınlarımız zaten sizi arayıp soruyor, size yazıyor ve görüş istiyorlar. Siz de onlara gerekli yanıtları veriyorsunuz.

O zaman, Başbakan Erdoğan ve AKP iktidarının toplumun üstünde din baskısı oluşturmasına, insanların ‘dindar’ değil, ‘dinci’ yapılmasına katkı vermek sizin görevleriniz arasında var mı?

Sayın Başkan,

Diyelim ki, evli bir çift durumlarını(ekonomik veya sosyal) uygun bulmuyorlar. Ancak kadın istemeden hamile kaldı. Dini de referans almak istemiyor. Kürtaj kararı veriyorlar. Şimdi,

– Siz bu açıklamanızla “Dinimizde haram ve cinayet sayılır” açıklamanızla bu çift üzerinde din baskısı oluşturmuyor musunuz?

– “Dinimiz yasaklamış” diyerek laik bir devlette din kurallarını geçerli kılmaya çalışmış olmuyor musunuz?

-Bunları yapınca bu devlet ‘din devleti’ olmuyor mu?

-Siz de tıpkı Sağlık Bakanı gibi “Tecavüz sonrası doğan çocuğa devlet bakar” görüşünde misiniz?

-Böylelikle, bir karikütürde yansıtıldığı gibi, tecavüzcünün yardım isteyen kadına “Ne bağırıyon kız, hamile kalacan diye mi korkuyon, korkma devlet bakar” anlayışını mı destekliyorsunuz?

-En önemlisi de bu çift, kürtaj kararı verince ‘dinsiz’ mi oluyorlar, ateist,inançsız mı oluyorlar? Allah’a inanmayanlar sınıfına mı sokulmaları gerekir?

-Peki insanların inanıp inanmadıklarına ya da ne kadar inandıklarına birileri karar vermiş olmuyor mu? Allah ile kul arasına girilmiş olmuyor mu?

Sayın Başkan,

Siz görevinizi yaparken Başbakanın ağzına bakacak bir makamda değilsiniz. Siyasetin en uzağında olması gereken bir koltukta oturuyorsunuz. Siz “En son, en güzel, gelişmeye en açık dinimizin” Türk halkına en doğru ve çağa en uygun şekilde öğretilmesi amacıyla oluşturulmuş bir kurumun başkanısınız.

Bunu unutmayın…


İlgili yazılar

Cumhurbaşkanlığı seçiminin önemi

Demokrasi tarihimiz çok sayıda başarının yanında başarısızlıkla doludur. İdeal düzeyde bir demokrasiyi yerleştirmek, kurumsallaştırmak 68 yıllık süreçte başarılamadı. Nedenleri üzerine

BEYEFENDİ BUYURMUŞ!..

Beyefendi, Türkiye Cumhuriyetinin Milli Eğitim Bakanı. Sözün kısası, geleceğimizin orkestra şefi. Sözüm ona akademisyen, bilim insanı! Ama sözleri kara mizah

Kim demiş Karabük’te CHP yok diye

Geçenlerde Bölgenin Sesi Gazetesi sitesinde yayınlanan küçücük bir yorum Karabük’te CHP tabanının başarıya hasret kaldığını, başarıya ulaşmak için de koşmaya

Bir Cevap Yazın