EDEP YAHUUU

Gezi olayları çıktığında Sayın Başbakan arkanıza bakmadan Afrika turuna çıktınız. Hem Afrika’dan, hem dönüşte zehir gibi bir dille sokaktakileri evdekilere karşı, evdekileri sokaktakilere karşı bileylediniz.

Günlerdir hala yüzünüz kızarmadan bir yalana takılmış konuşuyor, “Ne istediniz camilerimizden?” diye soruyorsunuz. Niyetim hiç bu konuya girmek değildi ama hatırlatmak isterim, camiler hepimizin, özellikle dara düşenlerin. Camiler birlik beraberlik yerleri. Kimsenin, hiçbir siyasi partinin, hiçbir tarikatın, cemaatin tekelinde değiller, halkındır camiler.

Orada herkes eşittir.

O yüzden sayın Başbakan, o camiler bizim. Polisiniz “destan” yazmaya kalkışırsa, yine kaçar, yine sığınırız.

Bu halk kadirşinastır sayın Başbakan, mütevazıdır, hoşgörülüdür. Mağduru, mazlumu korumaya, kollamaya meyillidir. Size de zamanında böyle kol kanat germiştir. Siz de buna güveniyorsunuz biliyorum ama siz artık mağdur değilsiniz. Hatta o kadar muktedirsiniz ki, günlerdir 76 milyonluk Türkiye’yi inim inim inletiyorsunuz. Bütün ülke ağzınıza bakıyor, bir tatlı söz dökülmüyor dilinizden.

O yüzden inanın, bu halk çocuklarına yapılan haksızlığı, terbiyesizliği içine sindirmez. Kadınlarının akreplerde sokak sokak gezdirilerek taciz edilmesine, eli palalı adamların kadınlarına uyguladığı şiddetin görmezden gelinmesine, deniz kenarında oturan genç kızın saçlarından sürüklenmesine, eli sopalı sivil adamların sokaklarında cirit atmasına sessiz kalmaz. Çocukları, kadınları sokaktayken Afrika turuna çıkarken, Mısır’da yangın var diye tatilini kesip İstanbul’a dönen bir Başbakanı da kolay kolay affetmez.

“İşgalci” dediniz, “çapulcu” dediniz en son açık açık “yağmacı” da dediniz. Anlıyorumki, en büyük korkunuz şimdi halkı Gezi dışındaki platformlarda da görmek. Ama biliyorum ve inanıyorum, bundan böyle memleket size değil onlara emanet.

Bu arada bir okur soruyor:
Gezi Parkı madem park olarak kalacaktı, neden 4 insan öldü?

Abdullah Cömert
Ethem Sarısülük
Mustafa Sarı
Mehmet Ayvalıtaş

Gezi olaylarında hayatını kaybeden Türk vatandaşları…
Gezi Parkı, şayet sizler olmasaydınız değerli okurlar, şimdi iş makinelerinin çalıştığı bir şantiye olacaktı. O yüzden, yukarda adlarını saydığımı dört değerli vatan evladı için Gezi Parkı içerisinde bir köşe ayrılmalı. Adları Gezi Parkı’nda yaşatılmalı.

TÜRKİYE MISIR DEĞİL

Türkiye ile Mısır’ı kıyaslamayı pek seviyor bugünlerde bazı arkadaşlar. Oysa Türkiye ile Mısır arasında bence hiçbir benzerlik yoktur. Bunu size tek bir örnekle açıklayamam ama dikkatimi çeken bir haberi paylaşarak anlatmak isterim.

Gezi Parkı’nda ve Türkiye’nin başka bir çok parkında günler geceler geçirdi insanımız. Kadınımız, kızımız, gencecik delikanlılarımız. O kadar güvendikki gençlerimize, anne-babalar “gitme” demedi. Yan yana kol kola direndi gençlerimiz. Siz hiç taciz olayı duymadınız. Biz de duymadık. (Ta ki “destan” yazan polislerin tacizleri mağdurlarun ifadesine yansıyana değin.)

Oysa şu haber Mısır’dan değerli okurlar. Haberi, Mısır’da yaşananları iktidarın ağzı ile sunan TRT bile vermişse inanmak şart oldu.

Şöyle diyor TRT’nin haberi; “Mısır’daki olaylar sırasında, kadınlar en mağdur kesimlerden birini oluşturuyor. Gösterilerde kadınları yıldırmak isteyenler, en insanlık dışı yöntemlere başvuruyor. Protesto gösterilerinde her gün onlarca kadın taciz ediliyor, tecavüze uğruyor. Pazar gününden buyana yaşanan cinsel taciz ve saldırı vakalarının sayısı 200’e yaklaştı. Tecavüze uğrayanlar arasında Hollandalı bir gazeteci de var.”

Görgü tanıklarının ifadesine göre, ” Sayıları 20’den başlayarak, 100, 200’ü bulan tacizci ordusu, tek bir kadına saldırıyor, elbiselerini yırtıyor, bazen tecavüz ediyor, bıçakla yaralıyor.”

Bu yüzden diyorumki değerli okurlar sap ile saman karışmasın. Türkiye Mısır değildir, Mısır olmaz. Suriye de değil. Olmayacak.

Her ne kadar iktidar dili ile belki dünyanın en barışçıl en seviyeli eylemlerinden biri olan Gezi Parkı eylemleri kirletilmeye çalışılıyor olsa da, bizim ahlak anlayışımız ile Sayın Başbakanınki uyuşmasa da, “gençlerimize geleneklerini öğretememişiz” diye meydanlarda ağlasa da, bu gençler hem geleneklerini hem insana saygıyı gösterdiler dünyaya.

Onlara buradan teşekkür etmeyi borç bilirim.


İlgili yazılar

RAMAZAN DAVULU KALDIRILMALI

Malatya Doğanşehir ilçesi Sürgü Beldesinde yaşananlar, Türkiye’de her Ramazanda yaşanan ama kamuoyuna yansımayan bir olayı gündeme getirdi. Yıllardır büyük kentlerde

Mavi Vatan

Şapka ve kıyafet inkılâbı yaklaşırken Kastamonu’ya “Gözüm Sakarya’da, Dumlupınar’da, kulağım İnebolu’da” diyen büyük önder Ata’mızın askerlerinden olan Emekli Amiral Sn.

SİLİVRİ’DE ADALET TERAZİSİ İŞLEMİYOR

Silivri içimde bir sızıydı. Gidememek, o ortamda bulunamamak, tarihe tanıklık edememek, hukuk, adalet, yargı nasıl işliyor! görememek… Gittim, gördüm, yazıyorum.

Bir Cevap Yazın