GÜRSEL TEKİN BİLE DAYANAMADI

Kendisiyle gazeteci-politikacı ilişkisi içinde bir dönem iyi ilişkiler kurmuştum.
Uzunca bir süredir ise ilişkilerimiz karşılıklı olarak askıya alınmıştı.
Bunun değişik nedenleri var, ancak konumuz bu değil.

Gürsel Tekin ismi bana neler hatırlatıyor, onu paylaşmak istiyorum.

-“Örgütçü kimliği” ile İstanbul’da CHP’yi ayağa kaldıran isim.

-Gece gündüz çalışmasıyla, iyi diyalog kurarak İstanbul’un her sokağına CHP’yi sokan il başkanı.

-Sağcı-solcu, sünni-alevi, fakir-zengin, türk-kürt veya başka özellikler önemli değildir O’nun için. Önemli olan partiye oy kazandırmaktır.

-O kadar ki, partinin oyunu arttırmak için Baykal’a çarşaflı kadınlara rozet takma emrivakisini yapan bir politikacı.

-İstanbul basını ile arası çok iyi, her gazete ve televizyonda dostları olan ve kendisini, en azından bir dönem, ‘pazarlatabilen’ bir siyasetçi.

-Deniz Baykal’ın İstanbul’u emanet ettiği, çalışmalarına karışmadığı ve özgür bıraktığı, desteklediği ender partililerden biri.

-Baykal istifa edince çok üzülen, ancak Kılıçdaroğlu’na yaklaşmakta zaman kaybetmeyen ‘tam bir siyasetçi.’

-Önder Sav’ın parti yönetiminde olduğu dönemde mücadele etmiş, ilk raundu kaybetmiş, ancak maçı galip bitirmişti.

-Kılıçdaroğlu ile birlikte “muhteşem ikili” olarak partiyi iktidara taşıyacaklarına inanmıştı.

-CHP’nin ikinci ismi olmanın keyfini çıkarmış, bunun değişmeyeceğine inanmıştı adeta.

-Bazı davranışları, “İleride genel başkanlığa aday olmayı düşünüyor” yorumlarına neden olmuştu.

Şimdi partideki görevinden istifa etti.
Yol arkadaşından ayrıldı.
Nasıl bir hesap içindedir bilinmez.

Ancaak,

Bizim aylardır söylediğimiz, parti içinden bazı kesimlerden ve yönetimden tepki aldığımız düşünceleri ağzından kaçırmış. Ne demiş?
“-Ne yazık ki, 16 kişilik CHP MYK’sında bulunanların önemli bir bölümü CHP’lilikle ilgisi olmayan kişiler.
-Parti yönetiminde olanların kimisi ANAP’tan, kimisi SHP’den veya DSP’den geldi.
-Başka partiden gelenler madem bu kadar kıymetliyse, kendi partilerinde kıymetli olsalardı.
-Yeni CHP diyoruz ama böyle yeni CHP olmaz.”

Biz daha açık söylemiştik.
Yeni CHP’nin Fethullahçılar, cemaate-tarikata saygı duyanlar, Sorosçular, CHP’ye bir kez bile oy vermemişler, Atatürk düşmanları, cumhuriyet ilkeleri ve laikliği önemsemeyenler, dönek liboşlar, Amerikan politikalarına sorgusuz biat edenler tarafından ele geçirildiğini dile getirmiştik.

Başka?
Yıllarını CHP için, Atatürk ve laik cumhuriyet için mücadele ederek geçirmiş, sadece bu nedenle işkence görmüş, eziyet çekmiş, maddi-manevi pekçok kayıp vermiş gerçek partililerin dışlandığını, partiden atıldığını yazmıştık.

Bu kadar mı? Hayır.
CHP’nin din, imam hatip, kuran kursu, türban konularına girmeme kararı aldığını,
laiklik ve Atatürk demediğini, TSK’ya yönelik AKP harekatında payanda olduğunu, cumhuriyet değerlerine sahip çıkmadığını, Türkiye’nin Ortaçağ zihniyetine dönüştürülmesine sessiz kaldığını, yani Yeni CHP’nin küçük bir AKP olduğunu iddia etmiştik.

Gürsel Tekin görevinden ayrıldı.
Bizce ayrılışındaki en büyük neden, CHP’nin gidişatının iyi olmaması.
CHP’nin rüzgar olmadığını, tam tersine güç kaybettiğini gördü.
Buna tavır koymak istedi. Bu kötü gidişte sorumluluk üstlenmek istemedi.

Gürsel Bey’e şunları hatırlatmanın yeri ve zamanı geldi.
Partilerin ve politikacıların iktidara gelmekten daha önemli görevleri vardır.

Nedir o?
Önce ideoloji olacak. Doğru yoldan oy uğruna sapılmayacak.
Çağdaşlıktan, modern yaşamdan oy uğruna vazgeçilmeyecek.
Her daim dik bir duruş sergilenecek.
‘Yeni CHP’ denilerek parti emekçileri dışlanmayacak.
Parti fırsatçılara peşkeş çekilmeyecek.
Oy uğruna dini kullananlara karşıymış gibi gözüküp, yobazlığa ve bağnazlığa “CHP’nin dine düşman görüntüsünü ortadan kaldırmak” adına göz yumulmayacak.
Atatürk ve laik cumhuriyete, ilkelere sahip çıkılacak.
‘Yüzde’ hesabı yapılmayacak. Gerekiyorsa az olunacak, ‘öz’den sapılmayacak.

Son söze gelirsek…
Oy uğruna bu kadar ‘geniş’ olan bir CHP’li bile, partisinin gidişatını iyi bulmamış.
Partisinin ‘teslim alınmasına’ dayanamamış.
Gürsel Tekin bile ‘yeni CHP’nin günahlarını paylaşmayı göze alamamış.

Ama susmak, ya da ‘imalı’ konuşmalar yetmez.
Gerçekleri açıkça söyleme yiğitliğini de göstermek gerek.
Zaman ‘yiğit’ olma zamanıdır.


İlgili yazılar

Cürmün kadar yer bile yakamıyorsun!

Bizden habersiz Ortadoğu’da yaprak kımıldamaz diyenler çocuklar ölürken nutuk atıyor. Filistin’de ölen çocukların sayısı 100’ü geçti. Çocuklar hangi ırktan hangi

Ekonomi Ve Halk Oylaması!

Ekonomide kriz söylemi korkutan bir söylemdir. Çünkü ekonomide kriz geniş kitleler için enflasyon, işsizlik, yoksulluk anlamına gelir. Bu sorunlar yok

Muharrem İnce’nin yaşamından kime ne?

Başbakanının Cumhurbaşkanlığı adaylığının açıklandığı toplantıyı hatırlayıverin. Dualar ediyor Başbakan. Bugüne kadar uymadığı, uygulamadığı dualarını Allah kabul etsin. Sözü, orada söylediği

Bir Cevap Yazın