HALKA DOKUNMAK

Gazetecilikten gelme rahmetli Bülent Ecevit, gazetenin önemini çok iyi bilen siyasetçilerden birisiydi..Henüz Karaoğlan adını almamıştı. Ama, adının efsaneleşmeye başladığı günlerdi. Rüzgarlı Sokak’taki CHP Genel Merkezi’nde hummalı bir çalışma gözleniyordu. Ulus kapanmış, Yaşar Aysev Barış’ı yayınlamaya başlamıştı. Barış her ne kadar partinin politikalarını desteklese bile bağımsız bir gazete idi ve Ankara’nın dışına çıkamıyordu.
Genel Başkanlık koltuğuna oturan Bülent Ecevit, partinin politikalarının örgüte ulaştırılması için bir yayın organına gereksinim olduğu kararına vardı.
Genç gazetecileri çağırarak projesini anlattı ve “HALK” adıyla bir gazete çıkarılmasını istedi.
Halk, böyle bir amaçla çıkarıldı ve halka ulaştırılmaya başladı.
Ecevit, adının efsaneleşmesinde de katkı sağladı. Halk deneyiminin ardından Türk Basını bir çok genç yeteneği kazandı. Örgütler, çıkarılan gazetede kendilerini buldular ve büyük bir hevesle dağa bayıra, tarlaya fabrikaya, köye kasabaya, kahveye eve bu gazeteyi dağıtarak partinin güçlennesine katkı sağladılar.
Sonra araya 12 Eylül girdi.
12 Eylül’le birlikte bir şeyler kayboldu.
İnsanlar susturuldu, pusturuldu.
CHP’nin beyinleri devre dışı bırakıldı.
Bülent Ecevit, o puslu kara rejimde bile gazeteciliğine güveniyor, gazeteciliğe inanıyordu.
Arayış’ın çıkarılma amacı da budur. Düşüncelerini, ülkenin durumunu bu dergi ile insanlara ulaştırarak görevini yapıyordu Ecevit.. Nitekim, siyasi partilerin yeniden açılmasıyla birlikte kurduğu DSP’de de yayın organının önemine vakıftı ve yine dergilerle halka ulaşmaya çalışıyordu.
Ne yazık ki, CHP’nin yerine kurulan partiler bunu göremediler. Onlar, kişilere havale edip çıkarılan dergileri destekleyip boşluğun doldurulacağını sandılar. Yanılmıyorsak, parti organı olarak bir yayınla karşılaşmadık. Yanlış anımsıyorsak, özür dileriz.
1992’de yeniden açılan CHP’de bunu kavrayamadı.
Oysa, O’nun geçmişinde bunun örnekleri vardı.
12 Eylül öncesinde, yurdun bir çok yerinde çoban ateşi işlevini gören örgütlerin çıkardıkları yayın organları hatırlansa, örnek alınsa bir şeyler yapılabilirdi.
Neyse ki; 2002 seçimlerinden sonra yanlış hatırlamıyorsak, 12 Eylül öncesi gençliğinde çoban ateşlerinin yanmasında etkin olan Feridun Baloğlu, milletvekili seçildikten sonra bu konuyu gündeme getirdi. Ve, HALK yayınlanmaya başlandı.
Ne zamana kadar?
Örgütün büyük bir umutla sarıldığı Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Başkan oluncaya kadar.
Örgütte büyük bir umut yaratan, dinanizmi artıran ve heyecan getiren Kemal Kılıçdaroğlu, CHP kültürünü bilmeyen kimilerinin etkisiyle, bu yayın organının yayınına son verdirdi.
HALK, iki yıla yakın bir süredir çıkmıyor.
Şimdi, birileri mevcut yayın organları yeter,elektronik iletişim çağında bu tür yayınlar gereksizdir diyebilirler.
Derler, ama bilmeden derler.
Çünkü, O’nlar Ankara’dan taşrayı koklama becerisine sahip kişiler değillerdir.
Halkı kucaklamak bu anlamda da önemlidir. Zonguldak’ın bir köyündeki partili, elinde gazete gibi somut bir ürün olursa, komşusuna verip okumasını sağlayarak onu etkileyebilir. Bunu elektronik iletişim araçlarıyla yapması mümkün değildir.
Son kurultay umut verici bir kurultay olmuştur.
Parti delegesi, emeğin ve bilincin hakkını vermiştir.
Eksen kayması gibi ithamları ektkisiz kılabilecek birikimde insanlar PM’de yer almışlardı. Onlar, partinin gidişatını iyiye ve ileriye doğru taşıyacak donanımda insanlardır. Yani, parti erken yerel seçim tuzağına düşmeden yola koyulup, ülkeyi dolaşmaya başlarsa umut vardır.
Bu bağlamda, parti içi ortak söylemin sağlanmasında ve parti politikalarının halka ulaştırılmasında en etken yol yayın organıdır.
Geçmişte, bir grup arkadaşıyla partinin tanıtımı ve politikalarının anlatımı amacıyla dar ekonomik olanaklarla yayınlar çıkarmış bir kişi olarak Kemal Kılıçdaroğlu’na ve partinin yöneticilerine HALK gazetesinin yeniden yayınlanması, yayınların zenginleştirilmesi yoluya partiliye, örgüte ve halka ulaştırılması çağrısında bulunuyorum.
Sayın Genel Başkan, “halka dokunma” anlamında güzel bir yol izliyor.
İşte, HALK Gazetesi’de halka dokunmanın bir yolu olacaktır ve iktidar bu tür çalışmalar sayesinde gelecektir.


İlgili yazılar

Doktor hatalarında sorumluluk ve yasal hak!

Dünya Tabipler Birliğine göre de, malpraktis “hekimin tedavi sırasında standart, güncel uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavisini vermemesiyle oluşan

Çağın En Güzel Gözlü Maarif Müfettişi

Ölümünün 55. yılında (26 Şubat 1961) saygıyla andığımız; Hasan Âli Yücel, aydınlanmacı, yurtsever, şair, düşünür bir devlet adamı olduğu gibi,

Martın dayanılmaz cazibesi

Ritüel olmuştur Ferhan için 8 Mart röportajları o zaman başlasın kadınlar için bu yazı. Ferhan: Ablacım 8 Mart Kadınlar günü

Bir Cevap Yazın