HALKIMIZ UYUYOR MU UYUR GİBİ Mİ YAPIYOR?

Vatanın bir coğrafyasında, bir şeyler oluyor…
Bizi yönetenler, hiç bir şey olmuyormuş gibi nutuk üzerine nutuk atıyorlar. Bilmem neresi kalkmış birileri de zafer naralarıyla sevinç gösterileri yapıyorlar.
Bölünme anayasası olağan bir işmiş gibi yapılmaya çalışılıyor.
Açılım adı altında adım adım bölünmeye gidiliyor.
Federasyon, konfederasyon, özerklik safsataları içinde ülkenin 184 bin metrekarelik coğrafyasında saçma sapan işler yapılıyor.
Ve, bu ülkeyi yönetenler büyük bir aymazlık içinde siyasetçilik oynuyorlar.
Ya gözleri kör, kulakları sağır.. Ya da öyle yapıyorlar.
Öyle de olsa böyle de olsa, vatana ihanet ediyorlar.
Hadi onlar bir avuç oy için öyle yapıyorlar.
Peki benim necip halkım, temiz halkım, asil halkım, soylu halkım ne yapıyor?
Bön bön bakıyor mu?
Uyuyor mu?
Uyur gibi mi yapıyor?
Ne yapıyor?
Fazıl Hüsnü Dağlarca, bir şiirinde, “Gün doğar tarla kuşları uçuşurlar/ Ağır bir aydınlık, bildiğin şafak değil/ Öyle dalmış ki, yüzyıllar süren uykusuna/ Uyandırmazsan/ Uyanacak değil” der.
Doğru mudur? Osmanlıyı ele alırsak doğrudur. Ama, Cumhuriyet, uyandırmak için her şeyi yaptı. Bir ara uyanır gibi de oldu. Demokrasinin yeşerdiği yıllarda, bilinçlendi, ayaklandı. Çünkü, Cumhuriyet, O’na değer verdi. Uyandırmak için çaba gösterdi. Okullara gönderdi. Okuttu. Gerçeği öğrensin, içine girip değiştirsin diye…
Aziz Nesin, hep uyuyor gördü necip halkımızı. “Birgün bu memleketin yanağına öpücük, başucuna bir not bırakıp gideceğim; Not’ta şunlar yazılı olacak : Öyle güzel uyuyordun ki, uyandırmaya kıyamadım”
Bir halk türküsü de uyan Sunam diye haykırırken, sanki uyuyan halkımızı anlatır. ” Şafak söktü yine Sunam uyanmaz/ Hasret çeken gönül derde dayanmaz/ Çağırırım Sunam sesim duyulmaz/ Uyan Sunam uyan derin uykundan”
Aziz Usta sanki ironi yapıyor.
Dağlarca, uyandırmazsan uyanacak değil diyor.
Aradan onca zaman geçti.
Bazı değerler ayaklar altına alındı.Oylar parayla satılır hale geldi. Biat kültürüyle sadaka kültürü en başa yerleşti. Küçücük çıkarlar için büyük değerler görülmez oldu.
Komşu komşunun eşiğini gözler haline geldi. Yalakalık, yavşaklık en büyük meslek oldu. Dalkavuklar bile bu yağcılık ortamında aranır duruma düştü.
İşte böyle bir ortamda. Halkımız uyuyor mu? Uyur gibi mi yapıyor? Uyuyorsa, Dağlarca’nın dediği gibi uyandırmaya çalışalım.Uyandırmaya kıyalım. Uyan diye haykıralım. Ama, küçücük çıkarı için uyur gibi yapıyor, vatan satıcılarına omuz veriyorsa ne yapacağız? Çünkü, vatanın satıldığı, bölündüğü Fizan’dan bile duyuldu. Halkımızın hissetmemesi mümkün değil. Bu halde ne yapalım.. Ne yapalım…Ne yapalım?…


İlgili yazılar

Çağın En Güzel Gözlü Maarif Müfettişi

Ölümünün 55. yılında (26 Şubat 1961) saygıyla andığımız; Hasan Âli Yücel, aydınlanmacı, yurtsever, şair, düşünür bir devlet adamı olduğu gibi,

Yine bir yılbaşı!

Yine bir yılbaşı öncesindeyiz. Acı ve tatlı olaylarıyla birlikte 2015’i tarihin tozlu raflarındaki yerine uğurlayacağız ve 2016 yılını yaşamaya başlayacağız.

İçselleştiremediğimiz demokrasi!

“Halk İradesi”nin özdeşeni olan Demokrasimiz yine siyasetin oyuncağına dönüşüyor. Tek Partili demokrasiden çok partili demokrasiler sürecimizde bu yönetim şekline ne

Bir Cevap Yazın