HANGİ BARIŞA YAKLAŞILDI

Bilinen son saldırılar üzerine yandaş medya ve televizyon kuruluşları yine aynı teraneye başladılar.

Neymiş efendim, “Hükümet olumlu adımlar atmaya başlamışken, tam barışa yaklaşılmışken, Barzani ve Amerika PKK üzerinde baskısını arttırmışken, PKK silah bırakma noktasına gelmişken, bu durumdan rahatsız olan terör örgütü içindeki bir grup kendi başlarına saldırıyı yapıp bu süreci sabote etmişler.”

Ne zaman PKK bir karakola saldırsa, şehitler verilse aynı şeyler söylenir.

Yalakalığın bu kadarı da…
Şehitler al bayrakla örtülmüş tabutlar içinde peş peşe gelirken,
Gencecik vatan evlatları kör kurşunların hedefi olurken,
Anneler, babalar, eşler, çocuklar, kardeşler, sevgililer, arkadaşlar göz yaşları dökerken…

Siz milletle dalga mı geçiyorsunuz?
Kime hizmet ediyorsunuz siz?

Bunların hepsi fasa fiso.
Amerikan Emperyalizminin dili bunlar.
Geçin bunları bir kalem.

Karayılan, örgütte şu an tek adam. Örgütü istediği gibi yönetiyor. Terör örgütünün gerek Kandil, gerek Avrupa ve gerekse de Türkiye bağlantılarının tümünde söz sahibi. Herşeyden haberi var.

O’nun bilgisi ve talimatı olmadan, belki aylarca sürecek bir hazırlık gerektiren son baskın yapılabilir miydi? Baskının son hazırlıkları yapılırken kendini ziyaret eden bir ‘gazeteciye’ barışı istediklerinden, ama barışı istemeyen gruplar olduğundan söz ediyordu. Yani dalga geçiyordu, alay ediyordu.

Peki Karayılan bu kadar büyük saldırıları önleyemeyecek bir konumda ise, denetliyemiyorsa, bu saldırıdan haberi yoksa o zaman Karayılan’ın söyledikleri ne kadar ciddiye alınır. O’na hiç hak etmediği bir misyon nasıl yüklenebilir.
Hani bir söz vardır, “İyi polis kötü polis” diye. burada da “İyi terörist, kötü terörist” rolü oynanıyor. Karayılan ‘iyi terörist’ rolünü üstlenmiş görünüyor. Böyle de yapmak zorunda; çünkü uluslararası arenada, siyaseten haklı kalabilmeleri ‘barışçıl’ olmalarına bağlı biraz da.

Millet resmen yalanlarla oyalanıyor, vatandaşın gözlerinin içine baka baka ‘saf toplum’ muamelesi yapılıyor.

PKK’nın silahlı saldırıdan ne zaman vazgeçeceği, ne zaman barış(!) olacağı çok açık.

PKK tıpkı Oslo görüşmelerinde olduğu gibi istek listesi yapacak. Hükümete verecek. Bu isteklerin tamamının yapılması durumunda saldırılar duracak, barış gelecek. Yani terör örgütünün emrivakileri bir bir, madde madde yapılacak. Birisinin olmaması bile kabul edilmeyecek.

O zaman PKK terör örgütünün devletten isteklerini içeren listenin tamamını yerine getireceksiniz. Yani, yeni Anayasanın başlangıç kısmında, Atatürk ismi olmayacak, Türk milleti tanımı olmayacak, Kürt kimliği anayasa içinde girecek. Ana dilde eğitim adı altında Kürtçe eğitim kabul edilecek. Doğu ve Güneydoğu’da ‘Kürt illeri’ sayılan illerde Kürtçe eğitim verilecek. Federasyon, konfederasyon,özerklik istekleri reddedilmeyecek.
Bunun sonunun da Bağımsız bir Kürt devletine çıkacağı gayet açık.

Hala anlayamadınız mı, anlamak mı istemiyorsunuz.

Terörle müzakere edilmez, mücadele edilir. Terör örgütü pes etmeden, silahı bırakmadan, devletin büyüklüğünü kabullenmeden barış olmaz. Terör örgütü koşulsuz silah bırakır, dağda bir tek bile silahlı terörist kalmaz, bu yolun yol olmadığını anlayıp teslim olurlar, sonrasında da, birkaç yıl sonra şehit ailelerinin, 30 yıldır bu olaylardan acı çekenlerin yaraları kabuk bağlar, toplumsal bir mutabakat sağlanır ve diğer(af da dahil)konular konuşulur.

Anaların gözyaşı dursun diye tavizler vermeye başladığınızda gelinen nokta bu olur? Siz de bunun fazlasını verdiniz. Niye şaşırıyorsunuz ki?

Şimdi şunu açıkça ifade edelim. Geçmişte de, bugün de PKK’nın silahı bırakma gibi bir niyeti olmadı, barışa yaklaşılmadı, Barzani ve Amerika PKK üzerinde baskısını arttırmadı. Saldırıları PKK yönetiminden habersiz kendi başına buyruk bir grup da yapmıyor. Türkiye ile oynanıyor. PKK, BDP ve Kürtlerin bir kısmı da başta Amerika olmak üzere Türkiye düşmanları tarafından kullanılıyor.

Amerikan Emperyalizminin kucağına oturarak kazanılacak bir bağımsızlığın kime ne faydası olur, böyle kurulan bir devlet uydu devlet olmaz da ne olur?

Kimse toplumu, vatandaşları salak, ahmak yerine koymasın.


İlgili yazılar

Ergenekon’un Savcısını Hatırlıyor Musunuz?

Yargıtay son sözü söyledi: Ergenekon diye bir örgüt yok. Ergenekon yoktu da Ali Tatar, Kuddusi Okkır, İlhan Selçuk, Türkan Saylan,

BİTMEYECEK VATAN AŞKININ ADIDIR FENERBAHÇE….

Ankara Fenerbahçeliler Derneği’nin Anıtkabir’e  düzenlediği  “Türkiye için adalet, Fenerbahçe için adalet” yürüyüşü Türkiye’nin gündemine barışı, yurtseverliği, birliği  sevgiyi; vatan satıcılarının

Oya Aydoğan’ın Ardından

1970’li yılları yaşayanlar anımsayacaklardır. İki kutuplu bir dünyanın ortasında kalmış ıssız bir ülkeydi Türkiye… Siyah beyaz bir yaşam, derin bir

Bir Cevap Yazın