HEBENNEKA

İki ayyaş, kol kola girdiler, İstanbul’dan Anadolu’ya baktılar…
İçkiden miydi bilinmez, efkârlandılar.
Anadolu’dan yükselen çığlık İstanbul’dan duyulmuyordu, İstanbul ise kan ağlıyordu. Onlar duydular, gördüler… Bir yudum daha aldılar kadehlerinden. Sonra karar verdiler.
Birinci ayyaş önce Samsun’a çıktı. Herkes sarhoştu ki; bindiği taka gemi sanıldı. Geçenlerde bir ayık çıktı da ‘kıçı kırık taka’ dedi. Ona da içmeden sarhoş muamelesi yapıldı ya neyse…
Samsun’da yeterli içki stoku yoktu sanırım, Amasya, Erzurum derken nerede meyhane orada muhabbet diyerek gezdi durdu. Kafa kıyak olmasa, padişah hakkında idam fermanı yayımlamış, ülkeden kaçmaz mı adam! Yalnız halkın da kabahati büyük. Değil mi ki bu sarhoşun peşine takıldılar, tarih onları da affetmez.
Nihayetinde bu ayyaşlar soluğu bağları ile ünlü Ankara’da aldılar. Kavaklıdere Şarapları kurulacaktı ne de olsa Ankara’da. Kokusunu almışlardı. Yoksa ne işleri olabilirdi bozkırın ortasında.
Neyse bu hikâye malumunuz, iki ayyaş kafa kafaya verip, tüm dünyaya meydan okuyup, düşmanları dize getirip tüm halkı sarhoş etmek üzere ilk rakı fabrikasını 1920’de Aydın’da kurdurdular. Alkollü içkiler ile ilgili yetkileri de bundan kısa bir süre sonra TEKEL’de topladılar.
Ankara’da o zaman ne gezer meyhane. Ne yapsınlar mecbur, Çankaya’da kuruldu her gece sofralar. Evde içmek serbest olduğuna göre, ayyaşlar sık sık bu sofrada biraraya geldiler. Şimdi iktidar için can simidi olan, birer birer elden çıkarılan pek çok varlığın kurulmasına o sofralarda karar verdiler.
Çılgın Türkler, pardon ayyaş Türkler, Lozan Antlaşması’nı imzalamak için gittiklerinde de kafa kıyaktı ki, bağımsızlık diye tutturdular. Muhatapları çok üzdüler.
O kadar ayyaştı ki ikinci Türk, halk içki sofrasından kalkmak zorunda kalmasın diye ülkeyi 2. Dünya savaşına bile sokmadı.
Kafalar dumanlı tabi, ne bilsinler, bir ayık bir gün gelecek ülkeyi kumar masasına koyacak.
Baş ayyaş şimdi tüm bunları duysa, sanırım “Hebenneka” diye bağırırdı.
(Hebenneka: Atatürk’ün “ebleh” yerine kullandığı kelime.)


İlgili yazılar

‘TUVALETTE KLASİK MÜZİK DİNLEMEK’

Gerçekten de çok enteresan bir ülkeyiz.Her türlü ilginçliği görmemiz mümkün bu hayatta.Arabanın arka koltuğuna ‘dana’ oturtandan tutunda,yangın merdivenini ahşaptan yapanına

Belediye işçileri insan değil mi?

Özellikle kırsal kesimdeki belediyelerde çalışan işçiler birer kahramandırlar. Ancak, onlar kahraman olduklarının bilincinde değillerdir. Kahraman olduklarını bilmemelerinin en önemli faktörü

“OKULLAR HAYAT OLSUN!”

Milliyet Gazetesinin 23 Eylül 2013 tarihli sayısında Ordu Valisi Kenan Çiftçi, kentteki tüm okulları “ev kadınlarının kendi aralarında yaptığı altın

Bir Cevap Yazın