İNÖNÜ’NÜN FAŞİSTLİĞİNİN BİR KANITI DAHA…

Dünyanın ilk ulusal kurtuluş savaşını verdikten sonra Cumhuriyet’ini kuran Türkiye’nin bir kusurlu günü de bugün…
Bilindiği gibi 1929 yılında “Yerli Malı ve Tutum Haftası” ilan edildi.
Kutsal bir savaş verilmiş.
Yolu yok izi yok, yanmış yıkılmış bir ülke…
Toplu iğneyi dahi üretemiyor.
Ayakta durması gerek.
Üretmeye, tutumlu olmaya zorunlu.
Dünyada da 29 buhranının etkileri hızla yayılıyor.
Ulusal Kurtuluş Savaşı’na önderlik edenler, Cumhuriyet’i kuranlar yerli malı kullanımını ve üretimi teşvik için, yerli malı kullanalım demişler. Daha sonraki yıllarda da bunu yasayla “Yerli Malı ve Tutum Haftası” olarak ilan etmişler.
Kim var başta…
En başta Büyük Atatürk.. Sonra, İsmet İnönü…
Okuma yazma oranı yüzde 10’larda bile değil..Tersaneleri, fabrikaları, demiryolları; kısacası her şeyi yabancıların elinde. Okulu, hastanesi hak getire.. Eğitimli insanlarını savaşlarda yitirmiş.
Üretmiyor, üretemiyor.
Bir bilinç gerek insanlara…
Üretime yönelmek için…
Sadece üretim yetmez, tasarruf edilerek sermaye birikiminin oluşturulması da sağlanmalı.
Kısacası yerli üretim, yerli sermaye, yolu da tasarruftan geçer.
Ülkenin parası ülkede kalmalı.
Ülkede kalmalı ki,yeni iş alanları açılabilsin.
Ülke, işçisini, memurunu, sermayesini yaratabilsin.
Sen tut, “Yerli Malı Yurdun Malı” de.
Tam anlamıyla faşizan bir tutum ve uygulama..
Kimin başının altından çıkıyor,
O kahrolası İsmet İnönü’nün.
Büyük Atatürk ve arkadaşlarının fabrikalar kurmaya başlamalarının altında yatan giz budur.
Demir-Çelik fabrikası, limanlar, şeker fabrikaları, demiryolları, dokuma fabrikaları, kok fabrikaları, bankalar, uçak fabrikaları, kısacası; bugün satıla satıla bitmeyen devasa yapıtlar. Ekonomiye can veren, köylüyü işçileştiren sihrin altındaki neden işte bu anlayıştır.
1929 Buhranı’ndan tüm dünya ülkeleri etkilenip sarsılırken, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin dimdik ayakta kalmasının nedenidir Yerli Malı kullanmak ve tutumlu olmak.
Onlar yerli malı kullanımını özendirirken aynı zamanda ülkenin sanayiisini kuruyorlardı.
Ama olur mu öyle şey?
Liberalizm dururken devletçi ekonomiye yönelmek faşizm değil midir?
Ne demek yerli malı kullanmak?
Ne demek tutumlu olmak?
Har vurup harman savurmak, elin parasıyla ekonomiyi yönetmek varken, yerli malına ne gerek var?
İkide bir İsmet İnönü’ye sataşıp duran, ekonomi bilmez, yurt sevmezler bugünün koşullarında o günleri tartışmaya açarlarken ucuz siyasetle kinlerini kusmaktadırlar.
Kime kin kusmaktadırlar?
Başta ulu önder Atatürk’e… Şimdilik O’na resmen bir şey diyemedikleri için Lozan Kahramanı İsmet İnönü hedeflerindedir. Asıl hedef ise Cumhuriyet’tir.
Evet, bugün İsmet İnönü’ye çatmak için bir nedenleri daha var.
Bugün 12 Aralık…İsmet İnönü tarafından ilan edilmiş “Yerli Malı ve Tutum Haftası”nın ilk günü… 18 Aralık’a kadar, bu konuda kinlerini saçabilirler.
Onlar saçarlar da, bu ülkenin sanayici ve ticaret erbabı bu hafta konusunda ne yaparlar? Yoksa onlar da bu haftayı, faşizan bir uygulama olarak mı görürler? Korkularından başlarını kaldırıp, faşizmle yönetildiklerini görebilirler mi?


İlgili yazılar

Mustafa Kemal Paşa Anadolu’da

Bir avuçtular. Yanmış yıkılmış savaş meydanlarında bir çelik kılıç gibi keskinleşmişler, karanlık gecelerde bir ışıltılı yıldız gibi umut veriyorlardı görenlere.

DÜŞÜNMEK BİR TEK BİZDE SUÇ

Mustafa Balbay artık özgür. 4 yıl 9 ay düşündüklerini yazdığı için hapisaneye konulan yüzbinlerden biri. Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla  özgürlüğüne kavuştu.

YAVUZ SULTAN TAYYİP

Muhalefetin, aykırı düşünen, biat etmeyenin telefonlarını dinledi. Sahte evraklarla suçlar oluşturdu. Yatak odalarına kadar girdi. 3 -5 çocuk nöbetleri tuttu

Bir Cevap Yazın