İSTANBUL KARALAR BAĞLAMIŞ

Türkiye nereye gidiyor?

Yüzde 50’nin yanıtını aradığı soru.

AKP ve PKK anlaşmış.
İktidara sorulan boş soru:
“PKK’ya ne verdiniz bunu açıklayın.”
Anlamamak için geri zekalı olmak gerek,
ki bu tanıma girecek çok insan olduğunu görüyoruz.
Ana muhalefet, yavru muhalefet dahil.

En basit şekliyle,
kundaktaki bebeğin anlayacağı şekilde,
bir kez daha anlatalım.
Anlama niyeti olanlara.

Çağdaşlıkla gericiliğin mücadelesi yeni değildir.
Zamana ayak uydurma,
gerçeği arayıp bulma,
zalime isyan…
İnsanlık tarihinin en önemli gerçeği.

Kıssadan hisseye gelince.
Osmanlı döneminde de var olan gerici, yobaz isyanlar
Cumhuriyet döneminde de devam etti.
Çağdaşlığın, ilericiliğin, özgür birey olmanın,
mandacılığa karşı çıkıp,
sultanlığı ve halifeliği tarihin çöplüğüne atmanın
karşısında olanlar vardı.
Kurtuluş savaşında cepheden kaçmış,
Amerika, İngiliz mandasını tercih etmiş,
“bizden adam olmaz,
biz kendimizi yönetemeyiz” diyenler,
sonrasında da İngiliz gemisiyle kaçanların
tarafında olanlar olmuştu.

Kurtuluş Savaşı başarılı olunca,
insan olmanın gereği olan devrimlere karşı çıkanlar,
halifeliği ve sultanlığı özleyenler,
İngilizlerin oyununa gelip,
Kürdistan rüyası görenler vardı.

Hepsi de devrimci ruh karşısında ezilip,
yer altına girmek zorunda kalmışlardı.

Ancak pes etmediler.
Sinsi, sinsi çalıştılar.
1950 sonrası sağcı iktidarlar tarafından da,
askeri darbeler sırasında da himaye gördüler.

Şimdi, gelinen noktada fatura kesildi.
Kurtuluş savaşında silah bırakıp kaçanların,
Kuvva-i Milliyecilere ‘vatan hainleri’ diyenlerin,
manda isteyenlerin,
halifeliği ve sultanlığı geri getirmek için isyan edenlerin,
Emperyalizmi ve özellikle de İngilizleri ‘efendi’ seçenlerin,
toprak referandumuna karşı çıkanların,
gerici, yobaz ve irticacıların,
torunları birleşti.

“Atatürk önderliğindeki devrimler, laiklik
bizim karanlık amaçlarımızı engelledi,
hilafet ve sultanlığı kaldırarak inananlara baskı uygulandı,
Kürtler ezildi, asimile edildi,
Kürdistan kurdurulmadı”
diyenler bir araya geldi.

“İntikamımızı alalım,
laikliği yok edelim,
insanları özgür birey olmaktan çıkarıp yeniden kul yapalım,
din ağırlıklı, düşünmeyen, sorgulamayan kullardan oluşan
bir toplum oluşturalım, iktidarımızı daim kılalım”
diyen dincilerin torunları bir tarafta.

“Türk Milleti şemsiyesi altında yaşamaktansa
eşit bireyler olarak yaşamaktansa,
Amerikan ve İngiliz emperyalizminin kucağında,
İsrail’in ileri karakolu olarak,
Büyük Kürdistan kurarak yaşayalım”
diyen Kürtçülerin torunları diğer tarafta.

Birleştiler, ortak oldular.

Amaç,
laik Atatürk Cumhuriyetini yıkıp
kendi Türk-Kürt İslam Federasyonunu kurmak.

Daha nasıl anlatalım.

Bunun gizlisi saklısı da kalmadı.
Artık açıkça ifade etmekten çekinmiyorlar da.

Nitekim somut örneklerini hafta sonu İstanbul’da yaşadık.

Adalar vapurunda yakasında Atatürk rozeti,
70’lerinde bir kadın.
Yanındaki boş koltuğa oturmak için birbirleriyle yarışan
kızlı erkekli genç grup.
Kadın müdahale etmekten kendini alamıyor:
“Gençler kızlara öncelik verin.
Biz böyle gördük, Atatürk’ün çocukları olarak”

Ayakta duran, 23-24 yaşlarında,
kısa sakalı olan bir genç karşılık verdi:
“Biz Fatih’in torunlarıyız.
Osmanlı’da kadınlar ayakta durur, erkekler otururdu.”

Başladı mı bir Osmanlı-Cumhuriyet tartışması.
Genç ısrarlı:
“Osmanlı 600 yıl fetihler yaptı,
İslam’ı bütün dünyaya yaydı.”

Kadın geri kalmadı.
“Kanuni’ye kadar öyle, ya sonrası?
Sen Dolmabahçe’yi, Çırağan’ı gördün mü?
Kendileri şatafat içinde yaşarken
halk açlıktan kırılıyordu.
Bunları biliyor musun sen?”

Genç adamda yanıt yok.

Hemen arkamızda oturan genç bir türbanlı,
aklıselim bir şekilde homurdandı:
“Cumhuriyet olmasaydı, şimdi kimin bayrağı altında
kimin egemenliğinde yaşıyor olacaktık kim bilir.
Hiç olmazsa şimdi bağımsız bir devletimiz,
bize ait bir ülkemiz var.”

Sonraki gün Emirgan’da gördüklerimiz ise
bize “Allah’ım nereye gidiyoruz” dedirtti.

Orada bulunanların yarısı sanki İran’da yaşayanlar.
Genç kız ve kadınların yarısından fazlası,
tam da iktidarın istediği şekilde.
Türbanlı, çarşaflı.
Kara çarşaflıların içinde çok sayıda 13-15 yaşlarında kız.
Gruplar halinde dolaşan bu insanlar,
rejime meydan okuyor.

Etekli, kısa patolonlu kızlara
düşman gibi bakıp,
kendi aralarında durum değerlendirmesi! yapıyorlar.
Düşmanca bakarak, kin ve nefret duygularıyla.

Bir de Tayyip’in önerisine uymuşlar:
Kucaklarında bir bebe,
sağında ve solunda birer yaş arayla
üçer beşer çocuk.

İstanbul’un önemli bir bölümündeki manzara bu.

İstem dışı ağzımızdan şu cümlenin döküldüğünü hatırladık:
“İstanbul karalar bağlamış.”


İlgili yazılar

“KÜRTÇÜLÜK SORUNU”

Bir yanda kardeşlik türküleri, Öte yanda zehirli sözler… Bir yanda barış umutları, Öte yanda umutlara düşürülen gölgeler… Şimdi Dersim üzerinden

Istanbul-Şam İslam Devleti – IŞİD’in Tarihteki İzleri

İnsanlık tarihinde kokuşmuş düzene karşı oluşan tepkileri örgütlü ve devrimci bir düşünce silsilesiyle değiştirmek isteyen güçleri engelleyemeyen egemenler, yeni düşünce

İÇİMİZDEKİ İRLANDALILAR!..

Kesintili eğitimi öngören teklifin yasalaşması ülkemizde bir dönemin kapandığının göstergesi oldu. Ne yazık ki, Türkiye’yi artık aydınlık bir gelecek beklemiyor!..

Bir Cevap Yazın