İYİ BİR ŞEY VAR MI ORALARDA

BÖYLE BABA İSTEMEYİZ

Birkaç gündür tatile çıktığı iddia edildiği için sesini duymuyorum.
Sanki o konuşmayınca içime bir huzur doluyor.

Konuştukça korkuyorum zira. Acaba şimdi kimi azarlayacak, kimi korkutacak, kimi tehdit edecek, kime parmağını sallayacak, ne zaman yüzünü ekşitip, alnını kırıştırarak hakaret edecek, sıra bana ne zaman gelecek soruları geliyor ard arda aklıma, geriliyorum.

Bazıları bu halleri kabul ettirmek için psikolojik çözümlemeler yaparak, “Kızmayın canım, kendisini bir BABA gibi görüyor” diyor ya. Hiç öyle düşenemiyorum.

Babam, kayınpederim, eşim… Hepsi baba. Gerçekten bir baba nasıl olmalı ben biliyorum.

O yüzden diyorumki; kusura bakmayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın babalığına hiç ihtiyacı yok bu ülkenin.

BAŞBAKAN PANİKLEMİŞ…

Son dönemdehiç tahammül edemiyor olsam da son konuşmalarına şöye bi bakıyorum yeniden. Bana mı öyle geliyor yoksa Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bugünlerde, rakip olarak görmediğini, muhalefet yapamadığı için çok üzüldüğünü her fırsatta ifade ettiği hatta neredeyse acıdığı CHP’yi daha mı çok diline doladı!

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde her Salı yaşanan öfke patlamasında saydım, 30’dan fazla kez “CHP” dedi Başbakan Erdoğan. Hemen tüm konuşmalarında böyle oluyor. Elbette hepsi olumsuz biçimde. Fakat anlıyorum ki; Başbakan kendine yegâne muhalif olarak, muhalefet yapamamakla suçladığı CHP’yi görüyor. Yatıyor kalkıyor CHP zihniyeti ile uğraşıyor.

Konuşmalarında hep bir şeyi bekledim Erdoğan’ın, bekledim ki; ülkenin Güneydoğusunda olan bitenler hakkında bir şeyler söylesin.

PKK kendi polis gücünü kurmuş, diploma töreni yaparak yol kontrolü yapmış, Selahattin Demirtaş “Orası da Kürdistan burası da Kürdistan” demiş, yani Kuzey Irak ile Güneydoğu Anadolu’yu birleştirip Kürdistan’ın sınırlarını çizmiş. Terör örgütü benim bildiğim son 2 haftada 6 vatandaşımızı kaçırmış.

İstihbarat uyumuş, valilik uyumuş, devlet uyumuş…
Ama; Gezi eylemlerine destek vermek üzere evinin balkonundan tencere-tava çalanlara para cezası kesmeye başladı polis.

Kamu kurumlarında sürgünler başladı.

Okul müdürlerine yazılar yazılarak, Gezi eylemleri sırasında okula devam etmeyen öğretmen ve öğrencilerin bilgileri istendi.

En yakınımdaki gençlerden biliyorum, serbest kıyafet döneminde Gezi’ye yapılan baskını protesto için siyah giyerek okula giden öğrencilere öğretmenler not kırarak cezalar uyguladı.

Sosyal medyadan Gezi eylemcileri için cadı avı Twitter ve Facebook’un tavrı sayesinde hükümetin arzu ettiği şekilde yürütülemiyor.

Bu süreçte üzerinde durulması gereken konu bence terör örgütü ile masada müzakere yapmaya kendini adamış istihbarat biriminin, terör örgütünün polis gücüne dair bir duyum almamış olmasıdır. Nereden biliyorsun demeyin lütfen. Böyle bir istihbarat olsaydı Valilik olaydan 4 gün sonra soruşturuyoruz diye açıklama yapar mıydı?

Başbakan afyon gibi halkı uyutmak için dini kullanmaya, denize düşenin yılana sarılması gibi her gün söylediği yalanı tekrarlayarak mütedeyyin insanları halkın öteki kesimine, yani laik yaşam tarzını benimseyen kesime karşı bilemeyi sürdürüyor.

“Camide içki içilmedi, ben din adamıyım yalan söyleyemem” diyen müezzin terörle mücadele şubesinde 6 saat sorgulanıyor. Yalan söylemeye ikna edilemiyor.

İslamı kullanarak politika yapmayı alışkanlık haline getirenler bu saygıdeğer müezzinin tavrından bir ders alır mı? Hiç sanmam.
Başbakan neden yalana bu kadar sarılıyor derseniz, haftalar oldu artık tek başına gündemi belirleyemiyor, bir sözüyle misal tüm ülkeyi sezaryen konusunu tartışır hale getiremiyor.

Korku dağları sardı değerli okurlar, anketler artık tatmin etmiyor, batının da desteğini kaybetti, usta panikledi…

AFYON’DAKİ GELİŞMELER

Alkol yasağı ile Türkiye gündemine oturan Afyonkarahisar şimdi de İl Milli Eğitim Müdürü’nün okul müdürlerine verdiği talimat ile gündemde. Okul müdürleri attıkları her adımı Din Bilgisi öğretmenlerine danışacaklarmış.

Başbakanın “AİHM ulemaya sordu mu” dediği ülkede ne bekliyordunuz!
Şaşırmadınız umarım.


İlgili yazılar

OKULLARDA SÜT DAĞITIMI

Okullarda süt tüketiminde yaşanan zehirlenme olayı, bize birkaç konuda ders vermektedir. Birincisi, çocuklarımızın sağlıklı beslenmelerinin bu tür kampanyalarla yapılmasının ne

7 Haziran’a doğru

1 Mayıs’ta İstanbul’da yine biber gazı, jop, plastik mermi ve polisin acımasızlığı vardı. Çeşitli gerekçelerle Taksimi kutlamalara açmayan zihniyet yine

NARSİSTLERE DİKKAT EDİN…

Çeşit çeşit insan  vardır. Ve çeşit çeşit düşünen insan.. Kimi insan hoşgörülüdür, kimi insan kindar…Kimisi çevresine sevgi saçar, kimisi düşmanlık…

Bir Cevap Yazın