KASSANDRA’NIN ACISI

Kassandra Truva’nın prenseslerinden biridir. Özelliği ise geleceği bilmesidir. Ne var ki onun geleceği bilmesi, önceden görmesi bir işe yaramamaktadır. Azra Erhat’ın “Mitoloji Sözlüğü”nde verdiği bilgiye göre Tanrı Apollon kendisini lanetlemiştir. Lanetin gereği olarak Kassandra geleceği bilecektir, görecektir ama buna kimseyi inandıramayacaktır. O nedenle bu özelliği, yaşamının zehire, katlanılamaz acıya dönüşmesi için yetip de artacaktır.

Eğitimli insanda bir parça Kassandra’dır.

Eğitim, ona toplumsal ve doğa olaylarını analiz etme ve gelecekte ne olacağına dair kestirimde bulunma özelliği kazandırır. Isı “0 derece” ise suyun donacağını söylemek onun için sıradan bir olaydır. Beslenmesine dikkat etmez ise vücudunun zayıf düşeceğini, hastalanacağını bilmesi onun kâhin olmasından kaynaklanmaz. Daha önceden edindiği bilgilerin kendisine kazandırdığı deneyimlerden bilir.

Matematikteki dört işlem, sadece sayılarla ilgili değildir. Bizatihi yaşamın kendisidir. Toplamak, çıkarmak, bölmek, çarpmak kestirimlerde bulunmaya giden en kısa yoldur. Aracınız 10 km’de bir litre benzin yakıyorsa sizde 400 km gidecekseniz, aracınızdaki benzin de bitmek üzereyse 40 litre benzine ihtiyacınız olacağını bunun da litresi 5 lira olmasından dolayı cebinizde 200 liranın bulunması gerektiğini bilmeniz demektir.

Kassandra kâhindi.

Onun geleceği bilmesi için daha önce bir şeyleri bilmesi, bunlar üzerinden deneyim kazanması gerekmiyordu. Oysa eğitimli insanın geleceği tahmin etmesi, kestirebilmesi, mutlaka ön bilgi, deneyim gerektirir. Sürecin bu şekilde olması eğitimli insanın gündelik yaşamını zehir etmek yerine tam tersine kolaylaştırır. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi.

Bu elbette her zaman böyle olmaz. Kimi zaman önceden ne olacağını bilen eğitimli insan da Kassandra’nın kaderini paylaşır. Her ikisinin ortak yanı, bildiklerine müdahale edemeyişleridir.

Eğitimin özgürleşme pratiği olabilmesi için insanın bildiklerine müdahale edebilmesi, iradesini yansıtabilmesi temel koşuldur. Çünkü özgürleşme, insanın kendi üzerinde belirlenmişlikleri geriletmesidir. Bildiğine müdahale edemeyen insan kendi üzerindeki belirlenmişliği geriletemez.

P. Freire, “sözcükleri okumanın, dünyayı okumak” olduğunu söylerken, ona göre okuma, sadece harf ve anlamın seslendirilmesi değildir. Okumak, anlamın/anlamanın eylemli haliydi. Özgürleşmenin de anahtarıydı.

İnsanın kendi üzerindeki belirlenmişliği geriletmesi çoğu zaman tek başına yapabileceği, başarabileceği bir durum değildir. İdeali tek başına başarabilmesidir ama bunun için bir grubun, örgütsel yapının, toplumun üyesi olması gerekir.

İnsanoğlunun tarihsel evriminde bu idealin gerçekleşebileceği tek zemin toplumsal yaşamın demokratik niteliğidir. Bu ise yönetimin demokrasi olmasını zorunlu kılar.

Demokrasi bireyi, nesne olmaktan çıkarmakla kalmaz, özne haline getirirken özerkleştirir de. Bu nedenle demokrasi bir yaşam biçimi, sürekli güncellenen idealler manzumesidir. Onun bir temsil aktarımı olarak anlaşılması, sadece buna indirgenmesi, kendisinden önceki yönetimlerden, geleneksel kültürden insan için daha tehlikeli hale getirir. Nitekim böyle bir sorunu sadece biz değil, demokrasiyi tercih etmiş tüm ülkeler farklı biçimlerde yaşamaktadır. İnsanın kendi kaderine el koymasının önünde demokrasinin engel olması önemli bir sorun odağı olarak çözüm beklemektedir.

İnsanlar eğitim yoluyla kendi özgürlüklerine yürürken üyesi oldukları, yaşadıkları toplumun yönetim biçiminin demokratik olmaması, yaşamı Kassandra’nın acılarına dönüştürür.

Yıllar önce başrollerde, Bruce Willis, Madeleine Stowe ve Brad Pitt’in oynadığı “12 Maymun” adında bir film izlemiştim. Kassandra kompleksi denilen bu durumu, çok başarılı biçimde anlatmaktaydı. Filmde Bruce Willis, yaşadığı dönemdeki olayları engellemek için zamanda geriye gönderilir. Ne var ki bu gönderilme yanlış yapılır. Willis gittiği dönemde gelecekteki olayları bilen biridir ama bildiklerine müdahale edememektedir.

Bu yazıyı yazarken Taksim Gezi Parkı Ayaklanması 12. gününe girmişti. Hepimiz gelecekte ne olacağını tartışıyoruz. Hepimizde Kassandranın hali var. Kendimizce gelecekte ne olacağını rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Ama müdahale gücümüz de yok. Eylemde olmamıza rağmen.

Umutlarımızın eyleminde Kassandra’nın haline düşmek ne acı.


İlgili yazılar

Demokrasi Sil Baştan

Tarihe mühürsüz referandum olarak geçen 16 Nisan 2017 tarihinden sonra “tarafsız” cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hiç vakit kaybetmeden kurucusu olduğu

Şaibe!

Dört eski bakanın Yüce Divan’a sevk edilmemiş olması şaibeyi ortadan kaldırmadı. Sadece minare çuvala sığmayınca sorumluluğu hep birlikte üzerlerine aldılar.

ARAP BAHARI TÜRKİYE’YE Mİ GELDİ?

Bu işin sonunda Türkiye’nin zararlı çıkacağını hep söyledik durduk. Ama, iktidar ve aklı tutulmuş destekçilerinin izah edilemez tavırları bizi bu

Bir Cevap Yazın