KAYBEDENİ BELLİ SAVAŞ

Seyyar satıcı Muhammed Buazizi 17 Aralık 2010 tarihinde aracına el konulmasını gerekçe göstererek, intihar girişiminde bulundu. Buazizi’nin bu eylemi, Tunus’ta Batılıların “Yasemin Devrimi” dedikleri olayları başlattı. Sonunda Tunus’ta başkan Zeynel Abidin Bin Ali ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.

Tunus’ta ki bu gelişme daha sonra Mısır ve Libya’ya, Bahreyn’e sıçradı. Son olarak da Suriye’de iç savaşa dönüştü. Kamuoyunda bu eylemler “Arap Baharı” olarak adlandırıldı, adlandırılmaya devam ediliyor.

Gelinen noktada bu eylemlerin, Arap dünyasının iç dinamikleriyle gelişmediği, tersine Arap Dünyasının iç dinamiklerinin, dış etkiyle yeniden düzenlendiğini göstermekte.

Türkiye, başından beri bu sürecin içinde aktif biçimde yer aldı.

İki yıldır izlenen dış politika, kullanılan dil, tümüyle yanlış. Çünkü izlenen politika Türkiye’nin Ortadoğu’daki çıkarlarını korumanın uzağında kaldı. Biz bunu somut olarak ilk Libya’da yaşadık. İkinci olarak da Suriye’de yaşıyoruz.

Türkiye, Ortadoğu’da ilkelerin ve çıkarlarının peşinde koşan bir ülke olamadı.

Örneğin bu ülkelerin demokratikleşmesini istediğimizi söylüyoruz. Sanki kendi demokrasimiz başarılıymış gibi. Tunus’a, Mısır’a, Libya’ya, Suriye’ye demokrasi isteyen Türkiye, neden Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Umman ve Ürdün için bunu istemez? Bahreyn’de halkın isyanını bastırılmasına Türkiye olarak ne dedik? Duyan oldu mu?

Eğer bütün bunları Müslüman duyarlılığımızdan yapıyorsak, o zaman haklı olarak sormalıyız:

Mali’de Suudi Arabistan bandrollü Ensar örgütü kimlerin canını alıyor?

Arakan’a selam çakanlar Mali’yi neden görmezlikten geliyor?

Türkiye’nin son iki yıldaki Ortadoğu politikasını anlamak için işe Türkiye’nin Libya’lı muhaliflere çantayla para taşımasından başlamalıyız.

• Bu paranın o örgütlere verilmesine dair kararı kim aldı?
• Bütçenin hangi kaleminden para ödendi?
• Örtülü ödenekten ödendiyse ödemeye ilişkin Milli Güvenlik Kurulu’nun hangi kararı esas alındı?
• Dört, sadece Başbakanın takdir yetkisiyle mi ödeme yapılmıştır?

Benzer bir durum Suriye’li muhaliflere verilen destek için de geçerli.

Suriyeli muhalifleri desteklemek, Türkiye’nin çıkarlarına açıkça aykırıdır. Çünkü, muhaliflerin siyasi talepleri Suriye’nin sadece rejimini değil toprak bütünlüğünü de ortadan kaldıracak özellikler taşımaktadır.

Birbirine düşman, parçalanmış bir Suriye, gelecekte Türkiye için her zaman bir güvenlik sorunu olacaktır. Bunu görmek ve anlamak için kâhin olmaya gerek yok.

Suriye’deki inanç ve etnik gruplar, yaşanan olaylardan dolayı uzun yıllar barış içinde yaşayamayacaktır. Araya giren kanın ne zaman duracağını bu aşamadan sonra kestirebilmek mümkün değildir.

Üzücü ve kötü olanı Türkiye’nin, bu gruplardan bazılarının açık düşmanı, bazılarının dostu rolüne bürünmüş olmasıdır.

İzlenen politika sonucunda Türkiye, laik Arapların, Nusayrilerin, Hristiyanların ve Kürtlerin büyük çoğunluğunun karşısında konumlandı. Kendisini, bu coğrafyada her zaman maşa görevi üstlenmiş Müslüman Kardeşler Örgütüne dayadı.

Oysa Türkiye, bu ayrışmaların dışında kalarak Suriye Arap ulusunun birlik ve bütünlüğünü ilke edinmeliydi.

Ayrıca herkes şunu bilmelidir ki Suriye’de yaşananlar ABD ve Rusya ekseninde bir kavgadır.

Bu savaşın bir galibi olacaktır elbette. Bu ya Rusya yada ABD olacaktır.
Kaybedeni ise bellidir. Müslümanlar kaybetmiştir.

Çünkü ölenlerde, öldürenlerde kelime-i şehadet getirenler.

Ne yazık ki Türkiye, Müslümanların birbirlerini katletmesinde görev üstlenmiştir.

Müslümanların kanının dökülmesinde görev almıştır. Bu nedenle Türkiye’de kaybetmiştir.

Hükümet, PKK’nın eylemleri üzerinden Suriye düşmanlığını kışkırtmaya çalışıyor.

Gölge dış İşleri Bakanı Ömer Çelik, Şemdinli’de yaşananlar için Suriye ve İran’ı hedef gösterdi.

Bir başka ülke suçlanırken, hedef alınırken, ortaya konulan delil nedir?

Böyle bir delil ne yazık ki ortaya konmamıştır.

Ömer Çelik ve Başbakanın çıkışı Türkiye kamuoyunun Suriye’ye karşı savaşa hazırlanmasıdır.

Ömer Çelik’e sormak isteriz: Bugünkü eylemlerin arkasında Suriye var ise kardeş Esad dönemindeki eylemlerin arkasında kim vardı? Başbakanı ve bakanlarına sahip olamayan, kendi sınırlarını boşatmış olan Baas rejiminin, PKK’yı Türkiye’nin üzerinde saldırıya geçirtecek kadar gücü ve becerisi var mıdır Sayın Çelik?

Bu tür tavırlar, uçağımızın düşürülmesinde olduğu gibi kendi ve dünya kamuoyunda, ülke olarak inandırıcılığımızı ve güvenirliğimizi zedelemektedir.

Geldiğimiz nokta Başbakanın tüccar siyasetinin bir sonucudur. İnsan bir kez “ülkemi pazarlıyorum” dedi mi, neyi pazarladığının bir önemi yoktur. Tüccar ve taşeronluk AKP’nin dış politikasının iki temel özelliği olmuştur.

Düştüğümüz duruma bakınız:

Geçen hafta Dış İşleri Bakanı Erbil’e gitti. Suriye’li Kürt örgütlerin 5 temsilcisi ile bir araya geldiler.

Peki bu üyeler Kamışlı’ya döndüğünde o toplantıda olmayan PYD’den özür dilediler mi dilemediler mi? Türkiye, Suriyeli Kürtleri birbirine düşürmek istiyor dediler mi demediler mi?

Muhatap alınan 5 örgüt temsilcisi, PYD’nin çıkışı sonrasında Davutoğlu’na karşı tavır aldılar. Kendisini Kürtleri bölmekle suçladılar.

Türkiye dış politikada Davutoğlu’nun zekâsıyla, bilgisiyle yol alamaz. Çünkü Davutoğlu, toplumsal ve siyasal olanı, din ve mezhep üzerinden okuyan biri. Böyle bir kafa yapısıyla dış politika izlenemeyeceği gibi, oluşacak zararları da telafi edebilmek mümkün olmayacaktır.

Türkiye, Ortadoğu’da ki olayları din ve mezhep gözlüğüyle okumamalıdır.

Bunu yaptığı sürece sadece kaybeden olmayacak aynı zamanda Suriye gibi dağılan ülke olacaktır.


İlgili yazılar

PUSULASIZ KILIÇDAROĞLU

CHP, Atatürk’ün partisi. Büyük kurtarıcı ve devrimcinin,”İki büyük eserinden birisi” CHP. Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Bülent Ecevit, Deniz Baykal…

Üsküdar’da ağaç katliamı sürüyor

İstanbul Üsküdar’da Beylerbeyi sarayı çevresindeki trafiği rahatlatmak adına yapılan kavşak ve yol genişletme çalışmaları kapsamında ağaç katliamı sürüyor.  Birkaç gün

Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk

Osmanlı döneminde yalnız memurlar ve bazı hocalar okuma yazma biliyordu ki, 1897 yılı istatistiklerine göre Osmanlı Devleti’nde okuma yazma bilenlerin

Bir Cevap Yazın