KILIK KIYAFET: ZİHİNSEL AYRIŞMADAN FİİLİ AYRIŞMAYA

Okullarda kılık kıyafet konusunu abarttığımız, biçime odaklanarak özü kaçırdığımız söyleniyor.

Kimin ne giydiğinin ne önemi var diyor, bu arkadaşlarımız.

Keşke öyle olsa.

Biçime odaklandığımızı söyleyenler nedense o biçim denilen şeyin, özün bir yansıması, özün oluşturulmasında en etkili araç olduğu üzerinde durmazlar. Varsın durmasınlar diyeceğim ama hepimiz birlikte yaşıyoruz ve gündelik yaşamımızda etkileşim içinde oluyoruz. Dolayısıyla giydiklerimiz bizimle kurulan ilişkinin bir parçası oluyor.

Diğer yandan “Tanrı böyle istedi, o nedenle böyle giyiniyorum” diyenler, tercihlerinin nihayetinde bir davranış olduğu, davranışların ise onu algılayanlar üzerinde etkisiz olamayacağının farkında değiller. Ayrıca davranışlar bağlamlarına göre başkalarının yargılarına açıktır. Daha baştan “beni böyle kabul et” düşüncesinin otoriter bir yanı olduğunu söylememe gerek var mı?

Sözü uzatmayım tekrar okullardaki kılık kıyafet tartışmalarına geleyim.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 7 Mart 2013 tarihinde okullarda uygulanan serbest kıyafet uygulamasının zorunlu tutulmayacağını, veli kararı ile formaya devam edilebileceğini açıklamıştı.

Kuşkusuz bu açıklamayı ciddiye alan olmadı. Çünkü 27.11.2012 tarih ve 28480 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik’in 3 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında “4 üncü maddede yer alan sınırlamalar dışında okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerde kılık ve kıyafet serbesttir” denmekte ve 2 inci fıkrasında da “Öğrenciler okul, sınıf ve şubelerde tek tip kıyafet giymeye zorlanamaz. Ancak, velilerin en az yüzde altmışının muvafakatiyle, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı özel kurumlara ait okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerde 4 üncü maddede yer alan sınırlamalara uymak kaydıyla, okul yönetimlerince okul kıyafeti belirlenebilir.” hükmü yer almakta. Yani bu hükümden açıkça anlaşılacağı üzere, tek tip kıyafet belirleyebilme hakkı, yönetmeliğe göre sadece ve sadece özel okullara tanınmıştır. Bakanın yönetmeliğin bu hükmünü o gün hatırlayamamış yada en azından yanlış hatırladığı düşünülerek pek üzerinde durulmadı. Konuştuğum okul yöneticileri Bakanın acemiliğine verdiler. Oysa son yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı için en hazırlıklı kişidir Prof. Nabi Avcı. Kendisi uzun süre TBMM’de Milli Eğitim Komisyonu Başkanlığı yaptı. Bakanlığa ve mevzuatına yabancı olması düşünülemez.

Bizim açımızdan Bakanlığın yayınladığı bu yönetmeliğin uygulanamayacağını öngörmek zor olmadı. Çünkü 90’lı yılların başında denenmiş ama başarılı olamamıştı. O gün ortaya çıkan gerçeklerin tümü bugünkü koşullar için de geçerliydi. Öyle olduğu içindir ki basına yansıyan haberlerden öğrendik ki 28 Mart 2013 tarihinde Tokat Anadolu Lisesi bu uygulamadan yönetmeliğe rağmen vazgeçme kararı almış.

Haberden öğrendiğimize göre Tokat Anadolu Lisesi 2013-14 öğretim sezonundan itibaren geçerli olacak serbest kıyafet uygulamasına, ilk dönemin sonlarına doğru geçer. İkinci dönemin başlamasıyla birlikte, okul aile birliği üyeleri ve öğrenci velileri okul yönetiminden tekrar üniformaya dönülmesini ister. Öğrencilerin de davranışlarında farklılık gören okul yönetimi, öğrenci velilerin isteğini göz önüne alarak tekrar tek tip kıyafete döner, yaklaşık bir hafta süren serbest kıyafet uygulamasının ardından öğrenciler tekrar üniformayla okula gitmeye başlarlar.

Daha önceki yazımızda da belirttik, serbest kıyafet uygulamasının tek gerekçesi türban için bir meşruiyet alanı yaratmak diye. Bu gerçeği özel sohbetlerinde itiraf eden bakanlık bürokratları olmadı değil. Ama şimdi onlarda bu sorunun kontrol edilemez bir noktaya doğru gittiğinin farkına varmış durumdalar. Ne var ki işin ideolojik ve siyasal boyutunun içinde bulunulan süreçte geldiği noktada onların bu sorunu aşmak için irade ortaya koyabilmeleri çok zor. Bugüne kadar doğru buldukları şeyin militan diline, tavrına teslim olmuş durumdalar.

Şimdi bu zorluğa aynı ideolojik ve siyasal eksende dünyayı anlamlandıran ve bunu iş ortamına yansıtan öğretmenlerin eylemleri eklemlenmiş bulunuyor.

Bu eylemin yarattığı sorunlar, bu öğretim yılından çok önümüzdeki öğretim yılında kendisini gösterecek. 29.03.2013 Eğitim-İş, sendikasının Manisa Şube Başkanı Necdet İnce’nin görev yaptığı okulda, kılık kıyafet yönetmeliğine aykırı davranıldığını nöbet defterine kaydettiği gerekçesiyle darp edilmiş olması, gelecekte bu sorunun hangi türden sorunlar yaratacağının somut örneklerinden biri olmuştur.

Bir başka acı gerçek ise okullarda bu uygulamalardan rahatsız olanların çocuklarını özel okullara kaydetme çabasında olmaları. Mücadele etmek yerine kaçmayı tercih bu velileri anlamak zor değil. Ancak bunun geçici bir çözüm olmanın ötesinde bir anlamı bulunmuyor.

2004 yılında ilköğretim müfredatlarında yapılan değişiklikle eğitimin bütünleştirici özelliğinin kaldırılmak istendiğini dile getirmiş ve bunun gelecekte önemli sorunlara yol açacağını söylemiştik. Ekonomik ve siyasal alanda izlenen politikalarla zaten toplum ayrışmakta, eğitim de bunun zihinsel alt yapısını döşemekte.

Son olarak Anayasa Mahkemesinin laikliği devletin tavrı olarak gören sakat anlayışına da değinmekte yarar var. Laiklik, sadece hukuki bir kavram olarak ele alındığında Anayasa Mahkemesinin yorumunu kabul edebiliriz. Ancak, toplumsal yaşamın farklılıkları gözetildiğinde, eğitimin özgürleştirici, aydınlanmacı yanı dikkate alındığında bu yorum kabul edilemez.

Gelinen noktanın zihniyet düzeyindeki ayrışmanın artık fiili uygulamalara yansıdığı bir dönemden geçiyoruz. Bunun nereye kadar gideceğini ise hep birlikte göreceğiz.


İlgili yazılar

Roma Örneği Ve Türkiye

16 Nisan’da referanduma konu olan anayasa değişikliklerinin Cumhurbaşkanına olağanüstü yetkiler vermesi, Türkiye’nin bekası tartışmasını da beraberinde getirdi. Bir başka tartışma

Benim derdim futbol!

Herkesin kendine göre bir derdi var… kimi efkârlı, kimi değil. Ama benim derdim  futbol… Bir aylık yeni bir maraton başlıyor.

SEN NEYMİŞSİN BE FETULLAH GÜLEN

12 Eylül darbesini, 28 Şubat’ı övdünüz. Askerleri ve TSK’yı yere göğe sığdıramadınız bir dönem. Türkiye’nin gündemi, ‘darbecileri’,’darbeleri övenleri’ ve ‘darbeye

Bir Cevap Yazın