Kim bu konuşan?

“… için Hicret’i anlamak lazım.

…yüreklerindeki imanla Medine’ye yürüdüler.

…Mekke’yle Medine’nin buluşması…

Ulu Peygamber Ebu Eyyup El Ensari’ye…

Bizim felsefemiz Hz. Eyyüp’ün felsefesidir.

Hicreti anlayanlar, Ensarı, muhaciri bilenlerin…

…Eba Eyyup El Ensari’nin huzuruna çıkamazdık.

…Muhacir Medine’ye yürüdüğünde Yesrib’ti.

…Yesrib Peygamber’e ve muhacirlere kapısını kapatsaydı,

Yesrib Yesrib kalırdı.

…biz de ebediyete kadar Medine’nin ruhunu koruyacağız,

Hz. Hüseyin bir ulu önder.

…biz Hz. Hüseyin’in yolundan gideceğiz.”

Kim konuşuyor sizce?

Suudi Arabistan Kralı Ahmet mi?

İran dini lideri Molla Davutoğlu mu?

Kuveyt Emiri El Ahmet El Davutoğlu mu?

Yoksa, 2 kez tahta çıkan 1. Mustafa’yı 2 kez Halife olarak sayarsak eğer,

31. Osmanlı Halifesi Ahmet Davutoğlu mu?

Bilemediniz.

Konuşan,

Yeni Osmanlıcı, Türk ve Türk Milleti düşmanı,

Ümmetçi, siyasi İslamcı, dinci, çağdaşlık ve

aydınlanma düşmanı, intihalci, ipleri başkasının elinde olan kukla,

Küçük Erdoğan

Bilinen ismiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin 26. Başbakanı(!)

Ahmet Davutoğlu

Nerede konuşuyor?

AKP il başkanları toplantısında.

Konuşmasının ana konusu ne?

Suriye, dinci terör örgütü IŞİD, bölgedeki gelişmeler,

ÖSO, PKK, PKK’nın kolu PYD, koridor açılması.

Yani Türkiye’yi bekleyen tehlike,

yapılan hatalar sonunda ödenen bedeller,

verilen tavizlerle ülkenin geldiği nokta.

Söyleyecek sözleri yok.

Dış politikayı, ülke çıkarlarını mahvetmişler.

Kendilerini, her zaman olduğu gibi ‘din ticareti’ yaparak,

oy verenlerin anlamadığı, anlamak için çaba harcamadığı

bir söylemle kafaları karıştırarak kurtarma girişimi.

AKP’li il başkanlarından bir tanesi bile ne konuşulduğunu,

ne anlatıldığını anlamamıştır.

Ama konuşmanın içinde, Hazreti, Mekke-Medine varsa,

Peygamber geçiyorsa, anlamadıkları ve kutsallaştırdıkları

Arapça sözcükler yer alıyorsa,

“düşünmeye ne gerek var” anlayışındaki bir sürü insan.

Tıpkı, küfür yazılmış arapça bir metni,

kutsallaştırarak öpüp başlarına koydukları gibi

cahilce bir suskunluk.

Her zaman söylediğimiz gibi,

toplumu uyuşturmak için kullanılan ‘din’ hapını yutan varsa,

o hapı yutturanlar da eksik olmaz.

Kimse ah-vah etmesin.

Toplumlar layık olduğu şekilde yönetilir.

Dünyanın en büyük devrimcisine sahip

bir milletin düştüğü haller,

gerçekten içimizi acıtıyor.

Soru şu: Türk Milleti bunları hak ediyor mu?


İlgili yazılar

BÖYLE GELDİ BÖYLE GİDİYOR!

Bugünlerde Milli Eğitim Bakanlığında bir grup başkanlığına(eski ismiyle daire başkanlığına) bir sekreterin atanması tartışılıyor. Tartışanlar haklı olarak Milli Eğitimi kimler

CHP’ye saldırmanın dayanılmaz hafifliği

Son yıllarda siyaset ikliminin baştan sona yeni bir algı mühendisliği çalışması ile yeniden dizayn edildiğini görüyoruz. Muktedir güç hangi noktada

CHP’nin iktidar sorununu bu kurultay çözer mi?

CHP’nin ilk kurultayını 4-11 Eylül 1919 tarihinde yapılan ve Sivas Kongresi olarak anılan ilk kurultaydan,  ikinci kez açıldığı 1992 yılındaki

Bir Cevap Yazın